Arşiv

  • Ocak 2020 (24)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)

    Etiketler

    Ekonomi programının sorunları
    Fatih Özatay, Dr. 29 Ocak 2020
    Tabloda G-20 içindeki gelişmekte olan ülkelerin tasarruflarının ve yatırımlarının GSYH’lerine oranları var. 2010-2018 döneminin ortalamaları gösteriliyor. Türkiye’nin tasarruf oranı, grubun ortalamasının 3.9 puan altında. Yatırım oranı ise 1.3 puan üzerinde. Ele alınan ülke grubu oldukça heterojen. Mesela enerji ihracatçıları var, başı sürekli krizlerle belada olanlar var. Bu açıdan ortalama iyi bir ölçüt değil. Çin’in ‘uçuk’ değerlerini bir tarafa bırakın ve ‘gelişen ülke’ sınıflamasına girmesinin haksızlık olduğu Kore’ye bakın. Türkiye’nin tasarruf oranı Kore’nin tasarruf oranının 7.8 puan altında. Yatırım oranı ise 3.2 puan daha düşük. [Devamı]
    Mevcut ekonomik program ve hedeflenen ekonomik yapı
    Fatih Özatay, Dr. 24 Ocak 2020
    Amaçlananı şöyle belirtebiliriz: Üretimimizin yapısı değişsin: İhracata dayalı bir ekonomi oluşturalım ve dış borçlanmaya bağımlılığı azaltalım. Bu amaca ulaşabilmek için uygulanmak istenilen ekonomi politikasını şöyle özetlemek mümkün sanırım: [Devamı]
    Miyopik bir tercih: Döviz cinsinden borçlanma
    Fatih Özatay, Dr. 22 Ocak 2020
    2001 krizinden sonra uygulamaya koyduğumuz ekonomi programının başarılı sonuçlarından biri de Hazine’nin döviz cinsinden borcunun toplam borcu içindeki payının önemli ölçüde düşmesiydi. 2003 başında bu oran %58 düzeyindeydi. Uygulanan programın istikrarı ve dolayısıyla ekonomiye ve milli paramıza duyulan güveni artırmaya başlamasıyla birlikte, bu pay sürekli düştü. Birkaç istisna ay dışarıda bırakılırsa düşme eğilimi kesintisiz oldu. 2010 sonlarına gelindiğinde döviz borcunun payı %26’ya inmişti. [Devamı]
    Nasıl bir ekonomik program?
    Fatih Özatay, Dr. 17 Ocak 2020
    Dört ayaklı bir programa ihtiyaç var. Birinci ayak kredi arzına ilişkin: Bankaların sorunlu kredi miktarı fazlaysa, bankaların kredi arzı azalıyor ya da az artıyor.  Elbette önce bu sorunun düzeyini bilmek şart. Daha sonra da bu sorunu nasıl çözeceğimize kafa yormamız gerekiyor. Bu çerçevede, TEPAV’ın “Ekonominin Seyir Defteri” dizisinin ikincisi ışık tutuyor. Ayrıntıya girmiyorum; arzu edenler TEPAV web sayfasına bakabilirler. [Devamı]
    Kırılgansa kırılabilir
    Fatih Özatay, Dr. 15 Ocak 2020
    Türkiye ekonomisinin kırılganlık düzeyinin önemli bir göstergesi olan tahvil sigortalama primi (CDS primi, kaza sigortası primi de diyebiliriz) ile faiz arasındaki ilişkiye son yazımda değindim. Kıssadan hisse şuydu: Faizi kalıcı olarak düşürmek istiyorsak CDS primini şu andaki düzeyinin (280 civarı) çok daha altına (mesela 50 civarına) düşürmemiz gerekiyor. Farklı bir ifadeyle kırılganlıklarımızı mümkün olduğu kadar azaltmalıyız. [Devamı]
    Düzgün ekonomi politikası eşittir düşük risk primi
    Fatih Özatay, Dr. 10 Ocak 2020
    Son yazıda makul bir faiz oranının ne düzeyde olabileceğini tartıştım. O yazıdan çıkan önemli bir sonuç, makul faizin makul bir düzeyde olmasını istiyorsak ki istememiz gerekir -zira buradan ‘makulden’ kasıt normal bir ekonomide gözlenen düşüklükte faizdir- Türkiye’ye ilişkin risk algılamasını düşürmemiz gereğidir. [Devamı]
    Makul faiz ne zaman makul olur?
    Fatih Özatay, Dr. 08 Ocak 2020
    Yenilerde sıkça duyuyoruz: ‘Makul faiz’. ‘Makul’ soyut bir kavram olduğuna göre, makul faizi kesin bir biçimde hesaplamanın mümkün olmadığı ortada. Ama yaklaşık olarak hesaplamak mümkün. [Devamı]
    Sürdürülebilirlik penceresinden kredi artışı
    Fatih Özatay, Dr. 03 Ocak 2020
    2019’un başından itibaren gözlenen toparlanmanın ilk iki nedeninin –kamu harcamaları ve ihracat- 2020’de ne ölçüde sürdürülebilir olduğunu geçen hafta tartışmıştım. Üçüncü neden ise özellikle kamu bankalarının hızlı kredi artışına gitmeleriydi. Son haftalarda özel bankaların da bu kervana katıldıkları gözleniyordu. [Devamı]
    Bir gelişmemişlik göstergesi: Düşük asgari ücret
    Fatih Özatay, Dr. 01 Ocak 2020
    Sabahın kör karanlığında araba kiralama şirketindeki güleryüzlü görevli, internetten doldurduğum formdaki ‘edu’lu adresten olsa gerek “ne hocası” olduğumu sordu. ‘Ekonomi’ yanıtını alınca asgari ücret artışı hakkındaki görüşümü merak etti. Yok artık; sabahın 7.20’si, üstelik 4’te kalkmışım. Uyku sersemi, geçiştireyim diye “düşük” dedim. Yutmadı, muzip; “ama daha yüksek olursa ekonomi için kötü olurmuş” diye ağzımı aradı. [Devamı]
    Kredi genişlemesi ve sürdürülebilirlik
    Fatih Özatay, Dr. 27 Aralık 2019
    Ekonomide gözlenen toparlanmanın üç ana nedeni olduğundan söz etmiştim: Kamu harcamalarında hızlı artış, ihracatın olumlu katkısı ve kamu bankaları öncülüğünde başlayan hızlı kredi genişlemesi. Birincinin sürdürülebilir olmadığı açık. İhracatın ise olumlu katkısının devam etmesi beklenir. Peki, son aylardaki hızlı kredi artışı eğilimi 2020’de de sürer mi? [Devamı]