Arşiv

  • Temmuz 2024 (10)
  • Haziran 2024 (14)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)

    Resesyona karşı düşünülen önlemler
    Fatih Özatay, Dr. 21 Ocak 2008
    2008'de birkaç çeyrek üst üste ABD ekonomisinin reel ekonomik faaliyet hacminde, belirgin bir daralma olması (resesyon) olasılığını yüksek gören ciddi ekonomist sayısı giderek artıyor. Dünkü yazım bunun nedenleri üzerineydi. Bugün, resesyonu engellemek ya da hiç olmazsa şiddetini azaltmak için önerilen politikaları özetleyeceğim.Ama öncelikle hiç sevmediğim bir işi yapacağım ne yazık ki: Avrupa takımlarına karşı alınan o şerefli futbol yenilgileri döneminde sık duyulduğu gibi "Biz Kapıkule'yi geçmemeliyiz!" faslından bir laf edeceğim. Ya da her kahve köşesinde duyulabileceği gibi "Bak adamlarda öyle mi ama..." türü bir şey bu söyleyeceğim. Maalesef söyleyeceğim.Geçenlerde 'Eylem Planı' açıklandı. Bir ekonomi politikası tasarlayıcısı olsam ne beklerim böyle bir açıklamadan? Artık [Devamı]
    ABD'de resesyon olasılığı artıyor
    Fatih Özatay, Dr. 20 Ocak 2008
    Aralık ayının son yazılarında 2008'de Türkiye'nin temel makroekonomik göstergelerinin alabileceği değerleri tartışmıştım. Bunu yapabilmek için de dört farklı senaryo oluşturmuştum. Senaryoları 'daha olumlu', 'olumlu', 'olumsuz' ve 'daha olumsuz' olarak adlandırmıştım. Olumlu senaryolarla olumsuzlar arasındaki temel fark, dış dünyada olacak biteceğe ilişkindi. Özellikle de ABD ekonomisinde bundan sonra olacaklar ayırt ediciydi.Birkaç yazı ABD ekonomisindeki olası gelişmeler üzerine yoğunlaşmak istiyorum. Bu çerçevede yanıtını aradığım sorular şunlar: 2008'de ABD ekonomisindeki gelişmeler uluslararası dengeleri sarsmayacak şekilde mi olacak? Yani, ABD ekonomisinin büyüme hızı kimseleri tedirgin etmeyecek biçimde ılımlı bir şekilde mi yavaşlayacak? Yoksa tüm dünyanın olumsuz yönde [Devamı]
    Ben iktidarım, Merkez Bankası'nın yerini ben belirlerim!
    Fatih Özatay, Dr. 17 Ocak 2008
    Krizin hemen sonrası. Yangını büyümeden söndürmek için uygulanan programın güçlü yönlerini anlatmak gerekiyor. Bunun için de bürokraside alışılmadık işler yapmak gerek. Mesela uzun duyurular kaleme almak lazım. Mali disiplinin büyümeye düşman olmadığına insanları ikna etmek gibi görünürde nafile bir çaba içine girmek kaçınılmaz. Hızla yükselmekte olan döviz kurunun bu yükselişinin, uygulanmakta olan programın sağlayacağı iktisadi temellerle uyumsuz olduğunu, çok geçmeden kurun düşmeye başlayacağını söylemek lazım. Yapısal reformlarda yalpalama varsa, hükümeti kamuoyu önünde uyarmak gerekiyor. Bu alışılmadık duyuruları yayımlatmak için de bu tür duyurulara alışık olmayanlar ikna edilmeli.Bu kadar önemli konular üzerine düşünmek, katkıda bulunmak ve bazılarını fiilen yerine getirm [Devamı]
    'Temenni planı' güven verir mi?
    Fatih Özatay, Dr. 14 Ocak 2008
    'Neden şimdi farklı?' sorusunun dayanılmaz cazibesine kapıldım, peşi sıra gidiyorum. 2002-2006 hem 1995-1995 hem de 2000 mali disiplin çabalarından büyümeyi artırmak ve faiz ile enflasyon oranlarını düşürmek açısından ayrılıyor.Bu dönemleri ayrıştıran unsurlara odaklanmak gerekiyor soruyu yanıtlayabilmek için. Önce mali disiplin açısından iki temel farklılık: Birincisi, 2002-2006 dönemindeki mali disiplin çok daha kuvvetli.İkincisi, çok daha uzun soluklu.Ama daha başka önemli farklılıklar da var. Bunlardan ilki uygulanan programın ne ölçüde 'güven'i artırdığı ve riskleri düşürdüğü ile ilgili. Her üç tabloda da Merkez Bankası'nın yayımladığı güven endeksinin mali disiplin dönemindeki, öncesindeki ve sonrasındaki ortalamaları veriliyor. Son iki tabloda ise bir de iflas riski hakkı [Devamı]
    Eylem yerine temenni planı açıklamamak neden önemli?
    Fatih Özatay, Dr. 13 Ocak 2008
    Neden şimdi büyüme hızı daha yüksek? Neden yatırım ve tüketim artış hızları daha fazla? Bu soruların yanıtlarının peşindeyiz. Yanıtlar önemli, çünkü bundan sonrasına ışık tutabilecek. Eylem planı yerine 'temenni planı' açıklamamanın önemini gösterecek. Hoş, bu önemin bugüne kadar olan bitenle defalarca kanıtlanmış olması gerekiyor, ama biz bir kanıt daha sunmaya çalışalım.Perşembe günü kaldığım yerden kısa bir özetle devam ediyorum. İstikrar programının uygulandığı dönemin ortalama faiz dışı fazlası ile uygulamanın ilk yılından önceki istikrarsız dönemin (iki yıl, ya da bir yıl) ortalama faiz dışı bütçe fazlasını karşılaştırıyoruz. Mali disiplin konusuyla ilgili iktisat yazınında oldukça sık kullanılan ölçüt çerçevesinde, uygulama dönemindeki değer, uygulama öncesinden en az mil [Devamı]
    2001 öncesinde de mali disiplin vardı
    Fatih Özatay, Dr. 10 Ocak 2008
    1990'dan bu yana bakınca üç tane keskin mali disiplin dönemi ayırt ediliyor. 'Keskin mali disiplin'den kast edilen şu: İstikrar programının uygulandığı dönemin ortalama faiz dışı fazlası ile uygulamanın ilk yılından önceki istikrarsız dönemin (iki yıl, ya da bir yıl) ortalama faiz dışı bütçe fazlası karşılaştırılıyor. Uygulama dönemindeki rakam, uygulama öncesinden en az milli gelirin yüzde 1.5'i kadar fazla olmalı. Bu, mali disiplin konusuyla ilgili iktisat yazınında oldukça sık kullanılan bir ölçüt.Karşılaştırma yapılırken bildiğimiz faiz dışı bütçe rakamları düzeltiliyor. Mesela herhangi bir yılda büyüme hızı yüksekse vergi geliri artışları da yüksek oluyor. Ama bu fazlalık bir mali disiplin çabasını göstermiyor; daha hızlı büyümeden kaynaklanıyor. Dolayısıyla, bütçe rakamlar [Devamı]
    Bize 'oynaklık' mı lazım yoksa?
    Fatih Özatay, Dr. 08 Ocak 2008
    Dünkü yazımda enflasyondaki son gelişmeleri tartıştım. Ağırlıklı olarak da 2007'de enflasyonu belirleyen unsurların ve de enflasyonun kendisinin nasıl şekilleneceği üzerinde durdum. Merkez Bankası'nın (MB) enflasyonu ele alış biçimi ve ona yönelik politikasında bazı noktalar ısrarla yanlış anlaşılıyor. Israrla diyorum; çünkü bu konularda MB çeşitli açıklamalar yapıyor. Hazır ileriye yönelik enflasyon öngörülerimi vermişken bu yanlış anlaşılan konulardan önemli bir tanesi üzerinde kısaca durayım bugün. [Devamı]
    Kriz öncesindeki likidite bolluğu neden büyümeyi hızlandırmadı?
    Fatih Özatay, Dr. 07 Ocak 2008
    Tabloda 1990 ortalarından bu yana bankalar ve şirketler kesiminin yıllık net dış borçlanmaları gösteriliyor. Son sütundaki rakamlar haricindeki tüm değerler gayrisafi yurtiçi hasılaya oran olarak veriliyor. Son sütunda büyüme hızımız yer alıyor. Tablonun son üç satırında ise dönemsel ortalamalar gösteriliyor. 2001'i kriz yılı olduğu için ortalamalara dahil etmedim. [Devamı]
    Yüksek faiz, düşük kur politikası uygulanmadı
    Fatih Özatay, Dr. 06 Ocak 2008
    Kriz sonrasındaki hızlı büyümeye ilişkin alternatif görüşleri incelemeye devam ediyorum. Büyümeyi büyük ölçüde 'bizim gerçekleştirdiklerimize' bağlayan ilk görüşe ilişkin daha önceleri çok yazı yazdım. Perşembe günü bu görüşü bir kez daha özetledim. Bugün sıra büyümeyi yurtdışından fon girişine bağlayan görüşe geldi.Olan biteni uluslararası likidite bolluğuna bağlıyor bu görüş. Doğal uzantısı da 'Bu bolluğun ortadan kalkması halinde büyümeyeceğimiz' şeklinde oluyor. Ekonomi politikasına yönelik önemli çıkarsamalar yapmak mümkün buradan yola çıkarak. Dolayısıyla, mutlaka analiz edilmesi gerekiyor.Öncelikle vurgulamak istediğim bir nokta var: Makroekonomik disiplin ve yapısal reformları büyümenin arkasındaki temel neden olarak görmem (ilk görüş), uluslararası fon akımlarının büyüm [Devamı]
    Likidite bolluğu ve büyüme
    Fatih Özatay, Dr. 03 Ocak 2008
    Kriz sonrasındaki yüksek büyüme hızının nedenleri hep kafamı kurcalıyor. Kurcalıyor çünkü bu dönemde büyümeyi olumlu yönde etkileyecek çok sayıda faktör birlikte gerçekleşti: Bunların başında da uyguladığımız güçlü ekonomik program ve olumlu dış koşullar (özellikle küresel likidite bolluğu) geliyor. Bunların hangisi başat? Biri olmadan diğeri olabilir miydi? Birkaç yazı bu konu etrafında kalmak istiyorum.Büyüme hızımız hakkında yapılan yorumlar 'Biz hiçbir şey yapmadık, yaptıklarımız zaten yanlıştı, kaderimizi yabancılar çizer' uç noktasına kadar gidebiliyor. Bu kadar keskin olmayanlar 'Büyüme sürdürülebilir değil ki' diyip işin içinden çıkabiliyorlar. Gelin yakından bakmaya çalışalım büyümenin arkasındaki nedenlere. 2002-2006 döneminde ortalama büyüme hızımız 7.2 düzeyine çıktı [Devamı]