Arşiv

  • Ekim 2020 (9)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)

    Etiketler

    Yeni çapayı nasıl atacağız?
    Fatih Özatay, Dr. 26 Kasım 2007
    Her ülkenin siyasetçisinin özgün katkısı var politik iktisat yazınına. Bizde de hoş örnekler var: "Seçim öncesi zam yapacak kadar enayi miyim?"den tutun da "Kim ne veriyorsa beş kuruş fazlasını vereceğim."e kadar.Bunların temelinde şüphesiz daha çok oy alma amacı var. Eğer iktidardakiler bu türden eylemlerde de bulunuyorlarsa, ekonomi şu ya da bu biçimde, ama mutlaka zarar görüyor. Üstelik bu zarar genellikle seçim sonrasında belirginleşiyor. Bu tür uygulamaların çok sayıda örneği var. Oluşan zararların da... Üstelik örneklerin çoğu gelişmiş ülkelerden.Vaktiyle, bu tür uygulamaların bir kısmı para politikası kanalıyla gerçekleştiriliyordu. Amaç, basitçe piyasada seçim öncesinde 'yaprak kıpırdatmak' olarak özetlenebilirdi. Ama çok sayıda ülke deneyimi gösterdi ki, bu kıpırtı çok [Devamı]
    Çoğu siyasetçinin anlamakta zorluk çektiği olgu
    Fatih Özatay, Dr. 25 Kasım 2007
    Tutuklunun açmazını biliyorsunuzdur: Bir soygunu gerçekleştirdiği düşünülen iki zanlı tutuklanmış. Ancak polisin elinde kanıt yok. Soygunu yaptıklarını itiraf ederlerse hapsedilebilecek bu zanlılar. İtiraf etmezlerse özgürlüklerini tekrar kazanacaklar. Biri itiraf ederse soygunu gerçekleştirdiklerini, itiraf eden, itiraf ettiği için bir yıl hapis cezası ile kurtulacak. Diğeri itiraf etmediği için daha uzun süre, mesela iki yıl ceza alacak.Her ikisi için en akıllı davranış susmak; bu durumda kanıt olmadığı için özgür kalacaklar. Oysa polis her ikisini ayrı odalarda sorguluyor. Bu durumda, susmak yerine her ikisi de itiraf etmek zorunda kalıyor. Çünkü B itiraf eder de A itiraf etmezse, A daha uzun süre hapiste kalacak. İki yıl ceza yerine bir yılla kurtulmak için A açısından en iy [Devamı]
    MB yasa değişikliğiyle hızlı büyüme
    Fatih Özatay, Dr. 22 Kasım 2007
    Yanıtını aradığımız temel soru şu: Para politikasını kullanarak, bir ülke için çok önemli olan potansiyel büyüme hızının düzeyini nasıl yukarı çekebiliriz? Yüksek düzeydeki işsizlik sorunumuzu kangren haline gelmeden çözmek için önümüzdeki yıllarda potansiyel büyüme hızımızı yüzde 7 dolaylarına çıkarmaya çabalamamız gerektiğinde herkes hemfikir. Potansiyel büyüme hızının bir göstergesi, bugüne kadar gerçekleşen ortalama büyüme hızımız. Son kırk yılda (1968'den bu yana) ortalama olarak yüzde 4.3 oranında büyümüşüz.Geçmiş, ancak geçmişi yaratan nedenler gelecekte de geçerli olacaksa, geleceğe ışık tutabilir. Oysa biliyoruz ki, özellikle makro istikrarı sağlamak yolunda kriz sonrasında önemli adımlar attık. Kurumsal yapımızda da radikal değişikliklere gittik (2006-2007'de istikrar [Devamı]
    Çekirdek enflasyonu mu hedeflesek?
    Fatih Özatay, Dr. 19 Kasım 2007
    Enflasyon son yıllarda önemli bir katılık gösteriyor. 2004 başından bu yana yıllık enflasyon genellikle yüzde 7.6 ile 10 arasında seyretmiş. Buna 'katılık bandı' diyebiliriz. Tam mart ayından bu yana enflasyon düşüyor ve bandın alt sınırının belirgin biçimde altına iniyor derken, yine yıllık enflasyonda yükseliş gerçekleşti. Üstelik kamunun ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatlarına yapılmakta olan zamlar, önümüzdeki aylarda enflasyonu biraz daha artırma riski taşıyor.Şüphesiz 'katılık bandı'na geri dönüşe neden bulmak mümkün. Mesela, ham petrol fiyatları yüksek düzeylerde salınıyor. Gıda fiyatları tüm dünyada artıyor. Keza metal fiyatları da. Dolayısıyla, olan bitenin aslında 'katılık' olmadığı, dışsal nedenlerle enflasyonun yükseldiği ileri sürülebilir.Olabilir. Ancak, 2006'da da [Devamı]
    Büyüme hızımız üzerine önemli bir kısıt
    Fatih Özatay, Dr. 18 Kasım 2007
    Krizden sonra uygulanmaya başlanılan programla birlikte mali sistemimizde 2002'den bu yana önemli bir derinleşme gerçekleşti. Son yazımda verdiğim bazı rakamları bir kez daha tekrarlayayım: Sektörün bilanço büyüklüğünün GSYİH'ye oranı 10 puan kadar arttı. Krediler ise yine GSYİH'ye oran olarak 16.4 puan yükseldi.Aslında bu tür karşılaştırmalarda bir noktaya dikkat etmek gerekiyor. Bilanço ya da kredi verileri yıl sonundaki stok değerleri ifade ediyor. GSYİH ise tüm yıl boyunca yaratılan hasılanın bir ölçüsü. Bankacılık sektöründe vadeler kısaysa ve ülkedeki enflasyon oranı yüksekse, yıl sonu değerleri yerine yıllık ortalama kredi ve bilanço değerlerini kullanarak GSYİH'ye oranlar hesaplamak daha sağlıklı. Böylelikle düşük enflasyonlu yıllar ile yüksek enflasyonlu yıllar arasında [Devamı]
    Mali sektör derinleşiyor, ama...
    Fatih Özatay, Dr. 15 Kasım 2007
    2001mayısında uygulanmaya başlanılan 'Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın temel başarısının arkasında, sağlanan makro ekonomik disiplinin yatırımcı ve tüketici güvenini artırması var. Bu güven yükselişi hem tüketme hem de yatırım yapma isteğini artırdı.Bu isteklerin hayata geçirilebilmesi için sağlanması gereken koşullardan bir tanesi, bankacılık sektörünün yeniden kredi açabilir hale gelmesiydi. Bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması, risklerinin azaltılması, sermaye yapısının güçlendirilmesi ile daha iyi bir denetim ve gözetim mekanizmasının kurulması çabalarının arkasında temelde bu vardı.Sektörün kredi açabilir hale gelmesi için bunlar gerekliydi, ama yeterli değildi. Kamunun fon ihtiyacının da azalması gerekiyordu. Bu da mali disiplinle sağlanacaktı.2002' [Devamı]
    İflas riski ve güven
    Fatih Özatay, Dr. 12 Kasım 2007
    Bankaların ekonomide oynadıkları temel rol, tasarruf eden kesimlerin ellerindeki fonları, bu fonlara ihtiyaç duyan kesimlere aktarmak biçiminde oluyor. Şüphesiz, bu işlevin yerine getirilebilmesi için hem bankalarda aktarılabilecek fon olmalı, hem de bu fonları talep edenler.2001 Mayısı'nda uygulanmaya başlanılan "Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın temel başarısı da burada yatıyor: Bir yandan mali ve parasal disiplin, diğer yandan da yapısal reformlar ile olumlu yönde değiştirilen kurumsal yapı yatırımcı ve tüketici güvenini son derece artırdı.Grafik 1'de Hazine'nin 'kredi riskinin' bir ölçüsü olan EMBI getiri farkı (spread) ile TCMB'nin yayımladığı reel kesim güven endeksinin 2001'den bu yana hareketleri yer alıyor. Getiri farkı (embi), Hazine'nin çıkardığı uzun vad [Devamı]
    Bebelerle maç yapmaya ne dersiniz?
    Fatih Özatay, Dr. 11 Kasım 2007
    Her okul sabahı bir çırpıda giyinip kahvaltıya inen küçük oğlum Deniz, çarşamba sabahı bırakın giyinme eyleminin yakınından geçmeyi, yatağını terk etmeye bile pek niyetli değildi. Aslında her zamanki gibi erkenden kalkmıştı. Ne olduysa salı akşamı oynanan Beşiktaş-Liverpool maçının sonucunu öğrenince oldu. O uykuya teslim olup yatmaya gittiğinde Beşiktaş 2-0 gerideydi.Her zamanki gibi erkenden kalkar kalkmaz geldi, maçın sonucunu sordu. 8-0'ı duyunca önce inanamadı, sonra yatağına geri döndü ve yorganı çekti. Annesi yanına gittiğinde 'Bugün okula gitmesem olur mu?' biçiminde bir pazarlığa girişti. Odasından, bu isteğinin arkasındaki nedenin ne olduğuna dair bir sorgulamanın sesleri geliyordu. Ailecek pek meraklıyızdır da arka plandaki temel nedenleri, ana eğilimleri anlamaya...D [Devamı]
    Tam sayfa ilan yerine, mesela... (2)
    Fatih Özatay, Dr. 08 Kasım 2007
    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu 25 Nisan 2001 tarihinde yapılan değişikliklerle bugünkü şeklini aldı. Yasanın 'temel görev ve yetkileri' başlıklı dördüncü maddesinden bazı alıntılar yapıyorum. Önce bu maddenin ana hükümleri:'Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler. Banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler.'Aynı maddenin 'bankanın temel yetkileri' başlıklı ikinci fıkrasında yer alan hükümlerden birisi de şu: 'Banka, hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit eder, buna uyumlu olarak para politikasını belirler. Banka, para politikasının uygulanması [Devamı]
    Tam sayfa ilan yerine, mesela...
    Fatih Özatay, Dr. 05 Kasım 2007
    Ekim ayı enflasyonu sanırım Merkez Bankası'na bir faiz indirimi daha yapma olanağı sunmuyor. Kaldı ki enerji fiyatları yükseliyor, uzun bir süredir ertelenen fiyat ayarlamaları yapılmaya başlandı ve dahi vergi gelirlerini artırıcı birtakım önlemler de devreye giriyor. Bunların bazıları fiyatları bir defalık artıracak. Bazıları ise üretimde kullanılan girdilerin maliyetlerini yükseltecek ve dinamik bir fiyat yükselmesi süreci başlatabilecek. Enflasyon açısından yine zor birkaç ay daha bekliyor bizi.Dün bu köşede Merkez Bankası'nı faiz indirimine zorlamak için tam sayfa ilan vermek yerine, bu ilana harcanacak kaynakların uluslararası rekabet gücümüzü artırıcı araştırmalara ayrılmasını salık vermiştik. Faiz indirimi istemek mevcut enflasyon hedefi ve enflasyondaki gelişmeler çerçev [Devamı]