Arşiv

  • Eylül 2020 (13)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)

    Etiketler

    Bize benzer ülkelerle karşılaştırma
    Fatih Özatay, Dr. 19 Ağustos 2020
    Sıkça sorulan, sorulmasa da zihinlere takılan bir soru var: Yaşamakta olduğumuz gelişmeler bize özgü mü? Evet, bize özgü. Ne yazık ki durum bu. Tabloda üyesi olduğumuz G20 ülke grubunda yer alan yükselen piyasa ekonomileri, artık gelişmiş bir ekonomi sayılan Kore ve G20’de yer almamakla birlikte yıllardır uyguladığı ekonomi politikaları nedeniyle ilginç bir ülke olan Şili ile Türkiye’nin karşılaştırması yer alıyor. Bu yılın başından geçen cuma gününe kadar geçen süreyi ele alıyorum. Dönem sonu ile dönem başı arasında şu önemli değişkenlerin nasıl hareket ettiklerine bakıyorum: Döviz kurunda artış oranı, ülkenin risk priminin ne kadar değiştiği, ülkenin risk priminin en son düzeyi, gösterge faiz oranında değişim ve merkez bankasının döviz rezervindeki değişim. Gösterge faiz derken, o ülkeni [Devamı]
    Gönüllü olunmadığı izlenimini vermemek gerekir
    Fatih Özatay, Dr. 14 Ağustos 2020
    Döviz kurunun sıçradığı, piyasa faizinin belirgin ölçüde arttığı ve döviz rezervlerinin azaldığı dönemlerde, bu gelişmelerin daha da olumsuza gitmesinin önlenmesi isteniyorsa, sert kararlar almak gerekir. Bir yangın varsa, o yangını yavaş yavaş söndürmeye çalışmazsınız. “Dur-kalk” hiç yapmazsınız. Yangını söndürücü alet-edevatı kullanmakta pek de gönüllü olmadığınız izlenimini vermekten kaçınmanız gerekir. [Devamı]
    “Sakın ha” denileni yapmak
    Fatih Özatay, Dr. 12 Ağustos 2020
    2018’de Temmuz ve Ağustos aylarında ABD yönetiminden gelen bir dizi “yaptırım uygularım ha” tweeti ile tetiklenen krizin, salt GSYH hareketine bakıldığında, küresel krize kıyasla oldukça ılımlı bir kriz olduğu ileri sürülebilir. Oysa istihdamdaki düşüş dikkate alındığında, çok daha şiddetliydi küresel krize göre. İktisat yazınında temelde üç tip kriz modeli var. Birinci, ikinci ve üçüncü kuşak kriz modelleri olarak adlandırılıyorlar. 2018-2019 krizinin tipik bir üçüncü kuşak krizi olduğu söylenebilir. Özellikle şirketler kesiminde belirgin bir bilanço zafiyeti vardı. Bu zafiyet döviz cinsinden borcun döviz cinsinden alacaklara kıyasla çok yüksek olmasıydı. Bilançoların kur sıçraması doğuracak şoklara karşı çok kırılgan olması ve ABD yönetiminden gelen tweetlerin de böyle bir şok niteliği t [Devamı]
    2018-2019 krizinden alınacak ders
    Fatih Özatay, Dr. 07 Ağustos 2020
    2018’in yaz sıcağında patlayan kriz oldukça ilginç bir kriz. Ekonomideki daralmanın boyutu ve GSYH’nin kriz öncesindeki son tepe noktasına geri dönmesi için geçen süre daha önceki krizlerimizdekilerle karşılaştırıldığında, oldukça “ılımlı” bir kriz gibi. Ama öte yandan çarpıcı bir istihdam düşüşü yaşanıyor; bu açıdan şiddetli bir kriz. Ekonomimiz ne 1994 ne de 2001 krizlerinden önceki dönemlerdeki kadar bozuk ne de küresel krizdeki gibi dünya finans sistemi çöküyor ve sermaye girişleri duruyor. Maliye politikasına ilişkin göstergeler kriz öncesinde büyük çoğunlukla iyi durumdalar. Kamu borcunun GSYH’ye oranı hem uluslararası düzeyde düşük hem de geçmiş krizlerimiz öncesinde ulaştığı değere kıyasla düşük. Bütçe açığı kabul edilebilir düzeyde. Faiz dışı bütçe dengede. Borçlanma vadesinde bir [Devamı]
    İktisatçıların hiç hazzetmedikleri göstergeler ve gelişmeler
    Fatih Özatay, Dr. 05 Ağustos 2020
    Makroiktisatçılar, özellikle de dünyada yaşanan ekonomik krizleri anlamaya ve açıklamaya çalışanlar bir dizi göstergeden ve gelişmeden hazzetmezler. Bunlardan ilki, yüksek kamu bütçesi açığı ve bu açığın ağırlıklı olarak merkez bankası kaynağı ile finanse edilmesidir. Bu olgu, azımsanmayacak bir süre devam ederse o ülkenin kırılganlığı artar. Zira sisteme talep edilmeyen para çıkmaktadır, bu para dövize çevrilmek istenir; kur yükselir. O ülkenin merkez bankası sabit ya da ‘sabitimsi’ bir döviz kuru rejimi uyguluyorsa ya da kurun yükselmesinden rahatsız ise döviz satar; rezervlerini eritir. Bütçe açığı ve parasal genişleme ile finansman sürdükçe, kur artışı ve rezerv erimesi sürer. Bu süreçte, ülkenin riski de yükseldiğinden döviz talebi katmerlenerek artar, yerli mali varlıklardan çıkış ba [Devamı]
    Dahiyane çözüm arayışındaki zihniyetin anlamadığı
    Fatih Özatay, Dr. 22 Temmuz 2020
    Uzun süre hiç ilgilenmedim Twitter'la. Ocak ayında katıldım. Eğlenceliymiş. Son yazımı iliştirdiğim tweete ilginç mesajlar geldi. Hatırlarsanız, son yazıda doktora programlarının kalitesini artırmayı amaçlayan iki bacaklı bir reform önermiştim. İlk bacakta mümkün olduğunca çok sayıda öğrenciyi yurtdışına yollamak vardı. Karşılaşabileceği önemli bir engel, yurtdışındaki kaliteli programlara yoğun talep nedeniyle yer bulmanın kolay olmamasıydı. Bu aşamada reformun ikinci bacağı devreye giriyordu: Her bilim alanı için doktora verebilecek kısıtlı sayıda üniversite belirlemek ve geriye kalan üniversitelerin sadece lisans eğitimine odaklanmalarını sağlamak. Etkin bir doktora eğitimi için ortak programların tasarlanabileceğim, yüz yüze eğitimin yanı sıra çevrimiçi eğitim de yararlanılabileceğini [Devamı]
    Somut bir yapısal reform önerisi
    Fatih Özatay, Dr. 17 Temmuz 2020
    Araya pazartesi açıklanan sanayi üretimi ve cari işlemler dengesi verileri girdi; salı günkü yazımda onların ışığında son durumu değerlendirdim. Öncesindeki iki yazıda eğitim düzeyimiz üzerine bazı gözlemlere yer vermiştim. Özetle şöyleydi: Yapılan çalışmalar gelişmiş ülkeler ligine terfi eden ülkelerin ortak özelliklerinden biri olarak yüksek beşeri sermaye düzeyine sahip olmalarına işaret ediyorlardı. Türkçesi, eğitim düzeyleri yüksekti. Bu çerçevede, Türkiye'de lisansüstü eğitim hakkındaki temel bir sorun üzerinde durdum: Azımsanmayacak sayıda üniversitenin çoğu bilim alanındaki doktora programlarında derin bir kalite sorunu olduğunu ileri sürdüm. Konuya uzak olanlar için bunun en basit kanıtı, söz konusu programların çoğunda ağırlıklı olarak lisans düzeyinde kitapların okutulmasıydı. [Devamı]
    Son veriler ışığında durum
    Fatih Özatay, Dr. 15 Temmuz 2020
    Son yayımlanan veriler ışığında 2020’nin ikinci çeyreğinde ne ölçüde küçülmüş olabileceğimiz konusuna yeniden dönmek istiyorum. İlk ele alacağım veri sanayi üretimi. Haftanın ilk günü mayıs ayı değerlerini öğrendik. Herhangi bir filtreden geçmemiş (arındırılmamış) veri dikkate alındığında, bir yıl öncesinin aynı dönemine göre sanayi üretimi %30,6 oranında azalmış. Bu değer nisan ayında %31,2 idi. Takvim etkisinden arındırılmış veride küçülme oranı daha az ama ikinci çeyreğin büyüme oranı ile ilgili olduğumdan arındırılmamış veriye bakmam daha doğru. [Devamı]
    Nedenle değil sonuçla uğraşmak
    Fatih Özatay, Dr. 10 Temmuz 2020
    Vaktiyle gelişmekte olan ülke ligindeyken zamanla gelişmiş ülkeler ligine terfi eden ülkelerin ortak özelliklerinden biri de beşeri sermayelerinin yüksek olması. Yani, eğitimli bir nüfusa sahipler: Hem alınan ortalama eğitim yılı sayısı yüksek hem de eğitimleri kaliteli. Bu köşede bu iki gösterge açısından Türkiye’yi başka ülkelerle çok karşılaştırdım. Bugünlük sadece Kore ve Türkiye karşılaştırması yapmakla yetineyim. [Devamı]
    Nasıl bir rektör isterdiniz?
    Fatih Özatay, Dr. 08 Temmuz 2020
    İşin bir de şu tarafından bakın. Bir devlet üniversitesinde rektörsünüz. Fakültelerden araştırma görevlisi, doçent, profesör atamaları için kadro istekleri geliyor. Üniversite olarak karar vermeniz söz konusu değil. Karar veren makamlara meramınızı anlatmanız gerekiyor. Tam bu toplantıya hazırlanırken, üniversitenin personel ve öğrenci servisleri için gereken ödemelere üniversite bütçesinde imkân kalmadığını öğreniyorsunuz. Acil çözmeniz gereken bir sorun. Bu arada dekanı aradı; tıp fakültenizin radyoloji bölümünün hanidir isteyip durduğu cihazlar için bütçe ödeneği bulmalısınız. Buldunuz diyelim; ihalesi var. Hadi ihale aşaması geçildi ama bir süre sonra öğrendiniz ki ihaleyi kazanan firma batmanın eşiğine gelmiş; cihazı temin edemiyor. Bu arada, üniversitenin kanalizasyon sisteminin ifla [Devamı]