Arşiv

  • Ekim 2020 (9)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)

    Etiketler

    Kredi artış oranını idari kararlarla artırmak mümkün mü?
    Fatih Özatay, Dr. 29 Haziran 2016
    Sonuncusu hariç altı yazı üst üste mevcut kırılganlıklarımıza dikkat çekmeye çalışan yazılar yer aldı bu köşede. İçiniz sıkılmıştır diye, son yazımda, oldukça çaba harcadıktan sonra olumlu sayılabilecek bir konu buldum ve üzerinde çalışılan bireysel emeklilik tasarısı hakkında dikkatimi çeken noktalara yer verdim. Ne var ki yazının mürekkebi kurumadan kırılganlığımızı artırabilecek bir karar alındı ve Resmi Gazete’de yayınlandı. O karara geçmeden önce bazı verileri paylaşmak istiyorum. [Devamı]
    Bireysel emekliliğe otomatik katılım
    Fatih Özatay, Dr. 22 Haziran 2016
    Reform yapmak zor iş. Alın mesela sosyal güvenlik reformunu. Reform yapılmadan neler yazıldı çizildi. “Mezarda emeklilik” kavramı o reforma direncin ne denli şiddetli olduğunu gösteriyordu. Oysa Türkiye’de bir dönem çalışanlar 40 yaş civarında emekli olabiliyorlardı. Emeklilik sistemi ise çalışanlardan kesilen paranın mevcut emeklilere paylaştırılmasına dayanıyordu. Yani, bir musluktan havuza su doluyor, başka bir musluktan ise havuzdaki su azaltılıyordu. Emekli yaşı çok düşük olunca, havuza akıtılan su azalırken, havuzdan çekilen su artıyordu. Sonuçta şöyle bir noktaya geldi sistem: Havuzdan çekilmesi gereken su, havuzdakinden kat ve kat fazla olunca; birincisi devlet bütçesinden havuza su akıtıldı (bütçe açıkları), ikincisi her emekliye havuzdan daha az su verildi (emekli maaşları düşük [Devamı]
    Büyümemeye doğru mu gidiyoruz?
    Fatih Özatay, Dr. 15 Haziran 2016
    Öyle görünüyor ki duvara toslamak üzere olduğumuzun bir uyarısı oldu yeni açıklanan milli gelir büyüme rakamları. “Yok, artık” diye şaşırabilirsiniz bu yargıma. Öyle ya, 2016’nın ilk çeyreğinde yüzde 4.8 gibi yüksek bir oranda büyüdüğümüz açıklandı. Bir önceki çeyrekte ise yine yüksek bir büyüme vardı: Yüzde 5.7. “Bu kadar yüksek oranda büyüyen kaç ülke var ki” diye ekleyebilirsiniz. Öyle değil ama; bakın neden değil. [Devamı]
    Havada kalmamanın kötülüğü
    Fatih Özatay, Dr. 08 Haziran 2016
    Ben bir öğretim üyesiyim. Ders verirken en çok anlattığım konunun “havada kalmasından” korkarım. Öyle olursa öğrenci anlamayacak, tartışmaya girmeyecek; dolayısıyla dersi geçmek için ezberlemeye çalışacaktır. Elbette sınavlar bittikten sonra da unutacaktır; ezber uçar gider çünkü. Bu sıralar dördüncü sınıflara seçmeli bir ders veriyorum: “Türkiye Ekonomisi’nden Güncel Konular.” Dersin ilk kısmı Türkiye’deki makroekonomik istikrara yönelik. 1980’den bugüne geliyorum. Bu nedenle, bir miktar, orta öğretim tarih kitaplarındaki Osmanlı İmparatorluğu’nun çoğumuzu hüzünlendiren kaderini çağrıştırıyor. Elbette 2001 krizi sonrası için geçerli bu benzetme. Yükseliş ve duraklama dönemleri var. Çöküş döneminin yerini ise sürünme dönemi alıyor. Dolayısıyla, yukarıda değindiğim sorun söz konusu bile değ [Devamı]
    Dikkat çekici sinyaller
    Fatih Özatay, Dr. 01 Haziran 2016
    Birkaç yazı Türkiye’nin ileride başına bela olma potansiyeli taşıyan risklere değindim. Geçen haftaki yazım, İspanya’da 1995-2007 döneminde verimliliğin önemli ölçüde düşmesini, başarılı olmak için devlet desteğine ihtiyaç duyan sektörlerde yatırımların ahbap-çavuş kapitalizmi yoluyla yoğunlaşmasına bağlıyordu. Elbette ön sırada inşaat geliyordu. 11 Mayıs tarihli yazımda ise “müstakbel kamu açıkları” konusunu ele aldım. 1997’de Asya kaplanlarında çıkan krizin ana nedeni olarak özel sektörün büyük yatırımlarına verilen devlet garantileri gösteriliyor. Kriz literatüründe “müstakbel kamu açıkları” olarak ele alınıyor ve ahbap-çavuş kapitalizmi ile yakından ilgisi var. Zira devlet garantileri ahbap çavuş ilişkileri çerçevesinde verilmiş bu ülkelerde. Türkiye’nin hem İspanya’nın kötü deneyimind [Devamı]
    Ahbap çavuş kapitalizmi ve verimlilik
    Fatih Özatay, Dr. 25 Mayıs 2016
    Toplam Faktör Verimliliği (TFV) önemli bir kavram. Herhangi bir dönemde bir ülkedeki milli gelir düzeyini üç unsura bağlamak mümkün: Sermaye, işgücü ve verimlilik. Dolayısıyla büyüme oranı, bu üç unsurdaki büyüme oranının ne düzeyde olduğuna bağlı. Sermaye ve işgücünü ve ne oranda büyüdüklerini ölçmek mümkün. TFV’nin büyüme oranını, kabaca milli gelir büyüme oranının sermayenin ve işgücünün büyüme oranları ile açıklanmayan kısmı olarak tanımlamak mümkün. Çalışmalar, herhangi bir ekonomide uzun dönemli büyümenin temel kaynağının TFV büyümesi olduğunu gösteriyor. Buradan yola çıkarak, TFV büyümesine dayanmayan bir milli gelir büyümesinin (yıllık değil de daha uzun süreli, mesela en az 5 yıllık) sürdürülebilir olmayacağı belirtilebilir. Dört araştırmacı, yeni yayınlanan bir çalışmada, 1995-20 [Devamı]
    Merkez Bankası yasasında değişiklik
    Fatih Özatay, Dr. 18 Mayıs 2016
    İtiraf edeyim ki bilmiyordum. Yasasında 1977 yılında yapılan değişiklikler çerçevesinde ABD Merkez Bankası’nın (FED) meğerse üç ana amacı varmış: Maksimum istihdam, fiyat istikrarı ve uzun vadeli faizlerin düşük bir oranda gerçekleşmesi. “Düşük düzeyde uzun vadeli faiz” amacını eski FED Başkanı Bernanke’nin birkaç ay önce çıkan kitabından (Courage to Act: Eyleme Geçme Cesareti) öğrendim. Bernanke, kitabının 49'uncu sayfasında FED’in herkesin bildiği maksimum istihdam ve fiyat istikrarı ana hedeflerini metin içinde veriyor, pek bilinmeyen üçüncü hedefi ise dipnotta zikrediyor. Üçüncü hedefe dipnot düzeyinin reva görülmesinin nedeni dipnottan açık. Şöyle: “Enflasyon düşük olduğunda uzun vadeli faiz hadleri de düşük olacağından, düşük faiz hedefi fiyat istikrarı hedefince zaten ka [Devamı]
    Müstakbel kamu açıkları
    Fatih Özatay, Dr. 11 Mayıs 2016
    Hafta sonu Hürriyet gazetesinde Neşe Karanfil imzalı ilginç bir haber vardı. Habere göre, Başbakan Davutoğlu bir süre önce ekonomik kırılganlığımızı azaltmak için dev projelerdeki Hazine garantisini yüzde 100’den yüzde 80’e düşürmeyi amaçlayan bir çalışma yapmalarını Bakanlar kurulunda ilgili bakanlardan istemiş. Haberden anlaşıldığı kadarıyla ekonomi yönetimi bu tür bir adımın ekonomimizin karşı karşıya olduğu riskleri azaltacağı yönünde bilgilendirmiş Davutoğlu’nu. Bakanlar Kurulu’ndaki talep ondan sonra gelmiş. Türkiye gibi, tasarruf oranı düşük olduğu için, yetersiz düzeyde bir yatırım oranını tutturabilmek için bile yurtdışından borç almak zorunda olan ülkelerin, yabancıları ürkütmemek amacıyla ekonomilerindeki riskleri makul düzeylere çekmeye çalışmaları bir zorunluluk. Olası önemli [Devamı]
    Enflasyondaki düşüş kalıcı olmayacak
    Fatih Özatay, Dr. 04 Mayıs 2016
    Nisan ayı enflasyon rakamları dün açıklandı. Tüketici fiyatları bir yıl öncesinin aynı ayına göre yüzde 6.6 gibi düşük bir düzeyde arttı. Ocak ayında yıllık enflasyonun yüzde 9.6’ya ulaştığı dikkate alındığında, enflasyonda önemli bir düşüş gerçekleştiği açık. Soru şu: Yılık enflasyondaki bu düşüş kalıcı olacak mı?Ne yazık ki bu soruya olumlu yanıt vermek güç. İki nedenle. Birincisi, fiyatları idari kararlarla belirlenen mallar ile fiyatları mevsim koşullarına bağlı olarak değişen malları dışlayan I endeksi ile ölçülen temel enflasyon, 2007 başlarından bu yana gözlenen en yüksek düzeylerde seyretmeye devam ediyor. Şubat ayında yüzde 9.7 ile iki haneli rakamlara ulaşmasına ramak kalmıştı, nisanda yüzde 9.4 oldu. Bu yılın ilk dört ayının ortalaması ise yüzde 9.6. Sözünü ettiğim dokuz yıllık [Devamı]
    Meğerse para politikası gevşekmiş…
    Fatih Özatay, Dr. 27 Nisan 2016
    Merkez Bankası dün çok önemli bir raporu kamuoyuna açıkladı. Yılın ikinci Enflasyon Raporu bir basın toplantısı ile bizlerle paylaşıldı. Raporun para politikası ve yeni yönetimin kredibilitesi açısından en önemli tarafı ve dolayısıyla asıl merak uyandıran kısmı, ileriye ilişkin enflasyon tahminlerinde bir önceki rapora kıyasla bir indirime gidilip gidilmeyeceğiydi.Bir hafta önceki Para Politikası Kurulu’nda faizler düşürüldü. Oysa Ocak ayında yayınlanan yılın ilk enflasyon raporunda Merkez Bankası 2016 sonunda enflasyonun yüzde 7,5’e, 2017 sonunda ise yüzde 6’ya düşeceği tahmininde bulunmuştu. Yani, en azından 2017 ortalarına kadar enflasyonun hedefin oldukça üzerinde kalacağı tahmini vardı Merkez Bankası’nın. Hedefin kamuoyunca ciddiye alınması bekleniyorsa en başta Merkez Bankası’nın cid [Devamı]