Arşiv

  • Mayıs 2021 (8)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)

    ABD, Irak'ta yaptığını G20'de yapmamalı
    Güven Sak, Dr. 13 Kasım 2010
    'Fon akımları ulusal iktisat politikası hedeflerini zorlaştırmaktadır.Bu, dün de böyleydi bugün de böyle.' Kriz, dünün heterodoks önlem önerilerini iktisadi ortodoksinin parçası haline getirmeye başladı. Sıra dışı olan normal oldu: "Kantarma zapteylemez oldu beygiri". Zaman yeni önlem alma zamanıdır. Yeni normal, şimdilik, bizim gibi ülkeler için fon akımına engel getirmektir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) evvelki günkü kararı da bu 'yeni normal'le uyumludur. Banka doğru olanı yapmaktadır. G20'deki tartışmaları izleyenleri aşağıya beklerim, efendim. [Devamı]
    Önemsiz bir 'önemli' toplantı
    Hasan Ersel, Dr. 01 Kasım 2010
    Alınması gereken önlemler konusunda G7 ile G20 arasında görüş birliği yok. Beşinci G20 toplantısı, 11-12 Kasım 2010'da Seul'de yapılacak. İlgili ülkelerin devlet ya da hükümet başkanları oraya taşınacak, kocaman masaların etrafında toplanacaklar. Sonra da büyük bir olasılıkla çok daha önce üzerinde anlaşma sağlandığı kamuoyunca zaten bilinen kararların alındığı ilan edilecek. Son anda çözülen, aslında pek önemli olmamasına rağmen yaşamsal kategorisine terfi ettirilen bir-iki noktaya dikkatlerin yoğunlaşması sağlanacak. Sonra şölen sona erecek, ileride bir gün buluşulma kararı alınacak. Katılan liderler ülkelerine dönüp her biri kendi bildikleri yolda, bıraktıkları yerden işlerine devam edecekler. [Devamı]
    Uzlaşmak her zaman işbirliği anlamına gelmez
    Hasan Ersel, Dr. 16 Haziran 2010
    Küresel krizin etkisi azaldıkça, ülkelerarası işbirliği arayışları da zayıflamaya başlamış gibi görünüyor. Artık küresel boyutta uzlaşmalardan söz eden pek kalmadı. Yetkililer, çok sıkışınca, sonbaharda yapılacak G-20 zirvesine gönderme yapıyorlar. Nasıl olsa G-20 zirvelerinin son maddesi değişmiyor: "Bu konular G-20 maliye bakanları tarafından etraflı bir biçimde incelenecek ve hazırlanan rapor bir sonraki G-20 zirvesinde ele alınacak." Daha dar ölçekte, ikili ilişkilerin nasıl seyrettiğine gelince: Bir görüşe göre ABD ile AB arasında bir kriz yaşandığı doğru değil. Her iki tarafın da iktisat politikaları aynı amaca yönelik ve yapılan uygulamalar benzer nitelikte. Tabii farklılıklar var. Ancak bunları da ekonomilerin yapılarındaki farklılıklar ile açıklamak olanaklı. Bu görüşte [Devamı]
    Mali kesimden kim, niye vergi istiyor
    Hasan Ersel, Dr. 28 Nisan 2010
    Geçen hafta Washington'daki G-20 toplantısında gündeme gelen konulardan birisi tüm ülkelerin kendi mali kesimleri üzerine vergi koymaları önerisiydi. Kolayca tahmin edilebileceği gibi, bu konuda G-20 ülkeleri arasında görüş farklılığı vardı; üzerinde düşünmeye devam edeceklerini söylemekle yetindiler. Ne yapılmak istendiğini anlayabilmek için öncelikle G-20 gündemindeki önerinin ne olup ne olmadığını açıklığa kavuşturmak gerekiyor. G-20 gündemine gelen IMF'nin 'A Fair and Substantial Contribution by the Financial Sector, April 2010' başlıklı çalışmasıydı. G-20'nin gündemine gelmeyen, 'Robin Hood Vergisi' diye adlandırılan bir öneri daha var. Bu öneri mali kuruluşlar arasında (sadece bankalar değil) yapılan tahvil, hisse senedi, türev ürün alım satımları üzerinden yüzde 0,05 (o [Devamı]
    Krize çözüm arayışları birlikten geçiyor
    Hasan Ersel, Dr. 19 Ekim 2009
    Pittsburgh'daki G-20 toplantısı ve onu izleyen İstanbul'daki IMF toplantısında alınan kararlar, önümüzde yıllar ile ölçülen bir süre gündemde kalacak ve yoğun tartışmalara konu olacak gibi. 2008'de başlayan ve hepimizi daha epeyce rahatsız edeceği anlaşılan küresel krizin bazı konularda küresel düzeyde önlemler alınması gereğinin anlaşılmasına katkıda bulunduğu söylenebilir. Tabii, bir anlamda, apaçık olan bu sonuca neden bu kadar geç ulaştığımız da ayrı bir soru. Bir de olayın anlaşılmasıyla çözüm bulunmasının özdeş olmadığına dikkat etmek gerek. Çözüm, ister istemez, ileride gerçekleşmesi umulan yarar için bugün birilerine (kişiler, şirketler ya da ülkeler) az ya da çok yük getirecek. Bunu da ilgililere kabul ettirmek o kadar kolay değil. Onun için Pittsburgh'daki G-20 toplantısı ve onu [Devamı]
    IMF ne kadar değişmiştir
    Güven Sak, Dr. 15 Ekim 2009
    Biliyorum IMF'den, yurtdışında olup bitenlerden sıkıldınız. Gelin görün ki içeride olup da şöyle keyifle anlatacak yeni bir gelişme yok. Hemen "ama ya o çok beğendiğin kredi garanti fonu düzenlemesi" demeyin. Bu sütunda o düzenlemeyi yaraya bir parmak merhem mealinde anlatırken takvim ne zamanı gösteriyordu? 2008 yılının eylül ayı filandı. Şimdi tarih nedir? 2009 yılının ekim ayındayız. Daha ne diyeyim? Elbette o yapılan düzenlemenin niteliğine de geliriz. Olumlu yanının da altını çizeriz. Ama müsaadenizle bugün "IMF, ne kadar değişti?" dizisine devam edelim. İnanın bunu takip etmek yakın gelecekte neler olabileceğini değerlendirmek için çok daha faydalıdır. Siz o kocaman kocaman isimlerin dediklerine bakmayın. Yakın gelecekte IMF'siz hayat yoktur. Nerede kalmıştık? "Sosyalis [Devamı]
    G-20 ülkelerinin keyfi politikalar uygulaması artık kolay değil
    Hasan Ersel, Dr. 12 Ekim 2009
    G-20 üyesi olup kendi keyfince politikalar uygulamaya kalkışmak artık pek kolay olmayacak. Bu durumun yaşama geçmesi, Türkiye'nin IMF ile anlaşma yapsa da yapmasa da iktisat politikasının sıkı bir dış gözetim ve denetime tabi olacağı anlamına geliyor. 24-25 Eylül 2009'da ABD'nin Pittsburgh şehrinde, aslında "G-7 ve davetlileri" olarak anılması gereken G-20 toplantısı yapıldı. Bunun arkasından da 6-7 Ekim 2009'da İstanbul'da IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Enstitüsü'nün yıllık toplantıları oldu. Bu toplantıda alınan kararlar ilişkili. Çünkü, G-7 ülkeleri "davetlileri ile birlikte", kendi kendilerine, IMF'nin patronluğuna oturma hakkını kendilerinde gördüler ve ona stratejisinin ne olması gerektiğini tebliğ edebileceklerine karar verdiler. Tabii, bu durumun IMF'nin şimdiki statüsü [Devamı]
    Türkiye G-20'de neden daha aktif değildir
    Güven Sak, Dr. 29 Eylül 2009
    Türkiye'nin G-20 içinde yer alıyor olması önemlidir. Bir adım daha gidelim: Türkiye'nin bu günlerde G-20 içinde yer alıyor olması önemlidir. Dünyamızda iş yapma biçimi 2008 krizi ile birlikte bu günlerde değişmektedir. Bu çerçevede, G-20, yeni küresel iktisadi yapılanmanın mimarisinin şekilleneceği bir platforma dönüşme eğilimindedir. Pittsburgh toplantısında, ileriye yönelik iktisat politikası koordinasyonu konusundaki kararlara bu çerçevede bakılmalıdır. G-20'ye dahil olmak demek, bu çerçeveden bakıldığında, yeni küresel düzenin biçimlenme sürecinde etkili olabilme imkânıdır. Ancak Türkiye aktif bir G-20 üyesi ülke görünümünde değildir. En azından şimdilik değildir. Peki, neden bu böyledir? Bugünkü sohbetin konusu tam da budur. Merak edenleri aşağıya bekleriz efendim. Sorudan [Devamı]
    G-20 ve Türkiye
    Hasan Ersel, Dr. 25 Eylül 2009
    G-20 toplantısına ilgi çekmeye yönelik çabalar yoğun. Özellikle de ABD'de. G-20 toplantısında hangi kararların alınacağı ya da alınması gerektiği konusunda kafa yoran, kalem oynatanların sayısı epeyce fazla. Ancak olayın ilginç bir yönü daha var: G-20'nin resmi hiçbir kimliği yok. Özüne bakarsanız, bazı ülkeler, kendi aralarında dünyanın ekonomik sorunlarını görüşüp tartışmakta yarar görmüşler. Onu yapıyorlar. Olup biten bu. Aslında G-20 adı bile pek doğru değil. "G-20 küsur" demek gerek. Çünkü bu grubun üyeleri 19 ülke, Avrupa Birliği ve bazı uluslararası kuruluşların yöneticileri. Peki kim seçmiş bu üyeleri; özellikle de ülkeleri? 1999'da G-7 toplantısında kararlaştırılmış. Ölçüt dünya ekonomisinde GSYH ile ölçüldüğünde en büyük ağırlık taşıyan 31 ülkeden birisi olmak. Bu durumda akla bu [Devamı]
    G-20'den çözüm beklemek hayalkırıklığına uğratır
    Hasan Ersel, Dr. 30 Mart 2009
    G-20 toplantısında 4 temel konu üzerinde konuşulacak. Ancak gelecek haftasonu yapılacak toplantıda küresel krize küresel çözüm bulmuş olacağımızı beklersek sadece büyük bir düş kırıklığına uğrarız. G-20 toplantısına ilişkin kaygılarımı nasıl dile getireceğimi düşünüyordum. Büyük Britanya Başbakanı Gordon Brown'un cuma günü yaptığı açıklama işimi kolaylaştırdı. Başbakan Brown, uluslararasındaki bölünmelerin G-20 toplantısından somut bir sonuç çıkmayacağı biçimindeki görüşe karşı çıkmış ve "Ülkelerin liderlerine bir bildiri yayınlayacağımızı söylemek için dünyayı dolaşmadım. Olumsuzcu (sinik/kinik) olmak, [bundan] hiç bir şey çıkmaz demek kolaydır... [A]ma bizler eyleme geçtik" demiş. Bana sayın Brown diplomatik bir dille "işimiz zor, fazla bir şey beklemeyin" dedi gibi geliyor. [Devamı]