Arşiv

  • Haziran 2020 (4)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    6 milyar eurodan çok daha değerli
    Fatih Özatay, Dr. 16 Mart 2016
    Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında Suriyeli mültecilere ilişkin görüşmeler sürüyor. AB tarafının öncülüğünü Almanya’nın yaptığı görüşmelerin önemli maddelerinden biri Türkiye’de kalacak mültecilere harcanmak üzere AB’den alınacak parasal yardım. Basındaki haberlere göre daha önce sözü edilen üç milyar euroluk yardımın altı milyar euroya yükseltilmesini teklif etmiş Türkiye.Altı milyar euro Türkiye’nin bir yıllık milli gelirinin yüzde 1’i bile değil. Sayısı üç milyona yaklaşan mültecilerin önemli bir kısmının okul yaşındaki çocuklar olduğunu dikkate alın. Bu çocuklara Türkiye’de kalacakları uzunca bir süre için eğitim verilmesi gerektiğini de yazın bir kenara. Altı milyar euronun (AB kabul ederse) birkaç yıla yayılarak ödeneceğini düşünün. Bu çocukların salt eğitim masrafları için bil [Devamı]
    Enflasyonun sorun olarak algılanmamasının maliyetleri
    Fatih Özatay, Dr. 24 Şubat 2016
    Geçen hafta derste sıra enflasyonun nedenlerini tartışmaktaydı. 2001-2006 Merkez Bankası dönemi bir tarafa bırakıldığında, 1995’ten bu yana ders veriyorum ve her dönem birkaç saati bu konuya ayırıyorum. Uzun bir süre, verdiğim makroiktisat ve parasal iktisat derslerinin öğrenciler açısından en eğlendirici konularından biriydi enflasyon ve nedenleri. Oysa birkaç yıldır öğrencilerin enflasyona ilişkin ilgilerinin azaldığını görüyorum.Elbette bunun bir nedeni, o eskinin yüksek enflasyon oranlarının artık gözlenmemesi; hem yurtta hem de cihanda. Hele küresel krizden sonra çoğu gelişmiş ülke için enflasyonun değil de deflasyonun ana tartışma konusu olduğu dikkate alındığında bu ilgisizliğin bir başka nedeni daha ortaya çıkıyor. Merkez Bankası’nın, enflasyonun yıllardır etrafında gezindiği düzey [Devamı]
    Durum değerlendirmesi
    Fatih Özatay, Dr. 17 Şubat 2016
    Ekonomideki gidişata ilişkin önemli istatistikler açıklandı son günlerde. Bugün bu verileri topluca değerlendirmek istiyorum.Sanayi üretiminin yılın son çeyreğinde belirgin biçimde artması, 2015 GSYH büyümesinin tahmin edilenden yüksek çıkacağı beklentisi oluşturdu. Son üç yılın sanayi üretimi artış oranları (yüzde olarak) şöyle: 2013:  3,1; 2014: 3,6 ve 2015: 3,2. GSYH büyümesi ise daha farklı seyretti. Dönemin en düşük GSYH büyümesi en yüksek sanayi üretimini gözlendiği 2014’te: Yüzde 2,9. En düşük sanayi üretiminin gerçekleştiği 2013’te ise GSYH yüzde 4,2 oranında arttı.Altın ve enerji dışı ithalatı da GSYH büyümesi hakkında önemli fikir veriyor. Son zamanlarda yaptığım gibi euro-dolar kurundaki oynamalardan arındırarak inceliyorum bu veriyi. Durum şöyle: 2014’te yüzde 0,1 oranında azal [Devamı]
    Çin’in Aralık ayı rezerv kaybı, Türkiye’nin toplam rezervine eşit
    Güven Sak, Dr. 25 Ocak 2016
    Dünyada daha önce hiç böyle bir dönem olmamıştı. Her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Amerikan ekonomisinin krize girmesi kadar, krizden çıkması da bir dert. Daha önce yoğun bakımda olan Amerikan ekonomisi, artık yoğun bakımdan çıkıyor. Bu arada olan bizim gibi ülkelere oluyor. [Devamı]
    Biz bu OVP işinin artık iyice suyunu çıkardık
    Güven Sak, Dr. 15 Ocak 2016
    İlk Orta Vadeli Program (OVP)’ın yayımlandığı zamanı hatırlıyor musunuz? Sene 2005’ti. Birinci OVP, 31 Mayıs 2005 tarih ve 25831 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. 10’uncu OVP ise 11 Ekim 2015 tarih ve 29499 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. Şimdi Ocak 2016’da biz hararetle OVP tartışıyoruz yeniden. Neden? Çünkü hükümetimiz Ekim 2015’te yayımladığı OVP’nin tablolarını, temel makroekonomik hedefler ve mali hedefler başlığı altında revize ederek yeniden yayımladı. Ben yukarıda anlattıklarımla bir kamu mali yönetim aracı olarak OVP’nin iyice suyunu çıkardığımızı düşünüyorum. Bu en son tablo revizyonu ise bir kamu mali yönetim aracı olarak 2005 yılında başlatılan OVP sürecinin üzerine rengarenk bir tüy dikmiş oldu. Bugünlerde etrafta hararetli bir OVP tartışması var. Tablo revizyonu elbett [Devamı]
    2016’da ekonomimiz (3)
    Fatih Özatay, Dr. 13 Ocak 2016
    Geçen hafta, ekonomimizin 2016’da nasıl şekilleneceğini tayin eden temel dışsal unsurlara ilişkin varsayımlarını vermiştim. O temel senaryo altında önemli makroekonomik büyüklüklere ilişkin tahminlerim ise şöyle:Büyüme oranının yüzde 3 civarında kalacağını düşünüyorum. Dikkat ederseniz bu oran, 2012-2015 arasında gerçekleşen ortalama büyüme oranına eşit. Rusya yaptırımları ve ABD Merkez Bankası’nın faiz artırım kararları büyümeyi daha da aşağıya çekme potansiyeline sahipler. Buna karşılık asgari ücretin artırılması ve düşük petrol fiyatları yukarıya doğru baskı yapacaklar.Büyüme oranı kadar ‘kalitesi’ de önemli. Kaliteli büyümeden kasıt yatırımların büyümeye ne kadar katkı vereceği. Bu köşede defalarca yazdım; 2012-2014 döneminde özel yatırım harcamaları 2011’e kıyasla daha düşük düzeyde g [Devamı]
    Menderes dönemi herkese nasıl fark atıyor?
    Güven Sak, Dr. 11 Ocak 2016
    Yandaki grafik Dünya Bankası’nın “Türkiye’nin Dönüşümleri: Entegrasyon, Kapsama, Kurumlar” raporundan alınma. Geçen gün raporu yeniden okurken bu grafiğe dönüp dönüp yeniden baktığımı fark ettim. Grafiğin neden ilgimi çektiğini bugün size de anlatayım. [Devamı]
    Türkiye iki arada bir derede kalmış gibi durup bekliyor
    Güven Sak, Dr. 07 Ocak 2016
    Ben Türkiye’nin bugünlerdeki halini anlamakta güçlük çekiyorum doğrusu. Türkiye’nin acil kararlar vermesi ve hızlı adımlar atması gerekiyor. Ama biz sanki bekliyoruz. Bir şeyi bekliyoruz ama neyi beklediğimiz konusunda da doğrusu rivayet muhtelif. Terk edilmiş bir tekne gibi denizin üzerinde sallanıyoruz. Nedir bu? Kimse olacaklardan sorumlu olmak istemediği için mi böyle bekliyoruz? Yok, yeni bir seyahat hazırlığı içindeysek neden yeni başlayacak seyahatin heyecanını içimizde duyamıyoruz? Neden kimse bize o yeni ufuklara doğru başlayacak seyahati şöyle şevkle anlatmıyor? Neden Ankara’da tüm kurumların üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi bir hava var? Neden etrafta bir iki arada bir derede kalmışlık duygusu var? Halbuki buraya çok değil, iki ay önceki bir seçim zaferi ile gelmedik mi? Önümü [Devamı]
    2016’da ekonomimiz (2)
    Fatih Özatay, Dr. 06 Ocak 2016
    Geçen hafta, 2015 için bir yıl önce yaptığım öngörüleri gerçekleşmeler ile karşılaştırdım. Şimdi sıra ekonomimizin 2016’da nasıl şekilleneceğini tayin eden temel dışsal unsurlara ilişkin senaryolarda. Temel senaryom şöyle:1. Uzun bir süredir uygulanmakta olan ekonomi politikasının 2016’da da sürmesini bekliyorum. Düşük düzeyde bir bütçe açığı veren bir maliye politikası ve enflasyonun yıllardır hedefin üzerinde seyretmesine karşın faiz artırmaktan kaçınan (mahcup) bir faiz politikası devam edecek. Kredi artışını dizginleyen kararlarda ise kademeli ve ılımlı bir gevşeme olabilir.2. Yapısal reform adı altında açıklanan ‘niyet’ beyanının niyet düzeyinde kalacağını bekliyorum.3. Geldiğimiz noktada, özellikle özel sektörün yaptığı yatırımlar ile yabancıların Türkiye’de yaptıkları yatırımlar açı [Devamı]
    Yeni bir para politikası çerçevesi gerekiyor
    Fatih Özatay, Dr. 23 Aralık 2015
    Son dört yıldır yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 5. Buna karşılık aynı dönemde her ay gerçekleşen enflasyon oranlarının ortalaması yüzde 8.2 oldu. Farklı bir ifadeyle hedeften yukarıya doğru önemli bir sapma var. Yüzde 8.2 düzeyi bir miktar ‘sihirli’ bir düzey oldu. Ya da ona ‘çekici’ de diyebiliriz. Şu anlamda: Ortalama enflasyon 2006’nın başından bu yana hesaplandığında da hemen hemen aynı rakama ulaşılıyor: Yüzde 8.3.Grafikte Ocak 2011’den bu yana her ay gerçekleşen enflasyon oranları, ortalama enflasyon ve enflasyon hedefi gösteriliyor. Yasasında temel amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğu yazan, bu amaca ulaşmak için yasasında belirtilen araçları istediği gibi kullanmakta özgür olan ve fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda her yıl hedeflediği enflasyon oranını hükümet ile birl [Devamı]