Arşiv

  • Ekim 2019 (10)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)

    Etiketler

    Faizsiz bol kaynak imkânı
    Fatih Özatay, Dr. 09 Mart 2016
    1980’lerde başladı, geçen yüzyılın sonlarına doğru iyice yoğunlaştı. Küresel krizden önceki yıllarda ise bir tabuya dönüştü. Merkez bankalarının kamu kesimi açıklarını para basarak finanse etmelerinden söz ediyorum. Bir merkez bankasının bağımsız olup olmadığının en önemli göstergelerinden biri, ülkesinin hükümetinin bütçesinin iki yakası bir araya gelmiyorsa, gelmesini sağlamak üzere devlet harcamaları ile gelirleri arasındaki farkı para basarak kapatmaya çalışıp çalışmadığı. Para basılıp hazine finanse ediliyorsa, o ülkenin merkez bankasının bağımsızlığından söz etmek mümkün değil.Çoğu piyasa ekonomisinde bu tür ‘açık’ finansman yasak. Türkiye de 2001 krizinden sonra Merkez Bankası kanununda yaptığı değişiklikle bu kervana katıldı. Banknot matbaalarına fazla mesai yaptıran bu tür finansm [Devamı]
    Enflasyonun sorun olarak algılanmamasının maliyetleri
    Fatih Özatay, Dr. 24 Şubat 2016
    Geçen hafta derste sıra enflasyonun nedenlerini tartışmaktaydı. 2001-2006 Merkez Bankası dönemi bir tarafa bırakıldığında, 1995’ten bu yana ders veriyorum ve her dönem birkaç saati bu konuya ayırıyorum. Uzun bir süre, verdiğim makroiktisat ve parasal iktisat derslerinin öğrenciler açısından en eğlendirici konularından biriydi enflasyon ve nedenleri. Oysa birkaç yıldır öğrencilerin enflasyona ilişkin ilgilerinin azaldığını görüyorum.Elbette bunun bir nedeni, o eskinin yüksek enflasyon oranlarının artık gözlenmemesi; hem yurtta hem de cihanda. Hele küresel krizden sonra çoğu gelişmiş ülke için enflasyonun değil de deflasyonun ana tartışma konusu olduğu dikkate alındığında bu ilgisizliğin bir başka nedeni daha ortaya çıkıyor. Merkez Bankası’nın, enflasyonun yıllardır etrafında gezindiği düzey [Devamı]
    Venezuela’yı gördükten sonra, şikayetimi geri alıyorum
    Güven Sak, Dr. 18 Şubat 2016
    Geçenlerde OECD’nin Governance At A Glance 2015 (Bir Bakışta Devlet 2015) raporuna bakmıştım. Metinde “Türkiye” kelimesinin geçtiği yerleri aratmaya başladığınızda, karşınıza hep “bu konuda Türkiye’ye ait veri bulunamamıştır” çıkıyordu. Benim de moralim bozulmuştu ve “Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği” demiştim. Şimdi, Venezuela’yı görünce halimize şükretmemiz gerektiğine karar verdim ve şikayetimi geri alıyorum [Devamı]
    Durum değerlendirmesi
    Fatih Özatay, Dr. 17 Şubat 2016
    Ekonomideki gidişata ilişkin önemli istatistikler açıklandı son günlerde. Bugün bu verileri topluca değerlendirmek istiyorum.Sanayi üretiminin yılın son çeyreğinde belirgin biçimde artması, 2015 GSYH büyümesinin tahmin edilenden yüksek çıkacağı beklentisi oluşturdu. Son üç yılın sanayi üretimi artış oranları (yüzde olarak) şöyle: 2013:  3,1; 2014: 3,6 ve 2015: 3,2. GSYH büyümesi ise daha farklı seyretti. Dönemin en düşük GSYH büyümesi en yüksek sanayi üretimini gözlendiği 2014’te: Yüzde 2,9. En düşük sanayi üretiminin gerçekleştiği 2013’te ise GSYH yüzde 4,2 oranında arttı.Altın ve enerji dışı ithalatı da GSYH büyümesi hakkında önemli fikir veriyor. Son zamanlarda yaptığım gibi euro-dolar kurundaki oynamalardan arındırarak inceliyorum bu veriyi. Durum şöyle: 2014’te yüzde 0,1 oranında azal [Devamı]
    Karamsarım; ama bir de bana sorun neden karamsarım
    Fatih Özatay, Dr. 27 Ocak 2016
    Giderek karamsar oluyorum ve bu durumdan hiç haz etmiyorum. İçeriğine katılırsınız katılmazsınız ama sonuçta görüşlerini açıkladılar diye bir grup akademisyeni linç edemezsiniz. Böyle büyük bir linç kampanyasının ülkemde yaşanması elbette benim karamsarlığıma karamsarlık katıyor: Nereye gidiyoruz? Gitmiyor da zaten o korkulan yerde miyiz? Demokrasi düzeyimizin ne olduğu hakkında her geçen gün “başka kanıta ne gerek var ki?” biçiminde yeni kanıtlar ortaya saçılıyor. Karamsarlığımın temel nedeni bu.Mesleki açıdan da karamsarım. Dün Merkez Bankası’nın yılın ilk enflasyon raporuna ilişkin finansal yatırımcılarla toplantısı vardı. Dün sabah ekonomi kanalları o toplantıyı naklen yayınladılar. Öğlen, özelde para politikası, genelde de Türkiye ekonomisi hakkında finansal yatırımcılarla toplantım o [Devamı]
    Yeni bir para politikası çerçevesi gerekiyor
    Fatih Özatay, Dr. 23 Aralık 2015
    Son dört yıldır yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 5. Buna karşılık aynı dönemde her ay gerçekleşen enflasyon oranlarının ortalaması yüzde 8.2 oldu. Farklı bir ifadeyle hedeften yukarıya doğru önemli bir sapma var. Yüzde 8.2 düzeyi bir miktar ‘sihirli’ bir düzey oldu. Ya da ona ‘çekici’ de diyebiliriz. Şu anlamda: Ortalama enflasyon 2006’nın başından bu yana hesaplandığında da hemen hemen aynı rakama ulaşılıyor: Yüzde 8.3.Grafikte Ocak 2011’den bu yana her ay gerçekleşen enflasyon oranları, ortalama enflasyon ve enflasyon hedefi gösteriliyor. Yasasında temel amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğu yazan, bu amaca ulaşmak için yasasında belirtilen araçları istediği gibi kullanmakta özgür olan ve fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda her yıl hedeflediği enflasyon oranını hükümet ile birl [Devamı]
    Düşen petrol fiyatı kredi maliyetlerini de artırıyor
    Güven Sak, Dr. 23 Kasım 2015
    2015 yılının ilk 9 ayında Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı 28,7 milyon olmuş. Geçen yılın ilk 9 ayında da Türkiye’ye 28,7 milyon yabancı turist gelmiş. Ama bu arada Rusya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı 800 binden fazla azalmış. 2014 yılının ilk 9 ayında 4,1 milyon Rus turist gelmiş Türkiye’ye, bu yılın ilk 9 ayında bu rakam 3,3 milyona gerilemiş. Nedir? Her beş Rus turistten biri bu yıl Türkiye’ye gelmemiş. Ruslar bu yıl Türkiye’ye daha az gelmeye başlamışlar. Rusları, İtalyanlar ve Fransızlar takip ediyor. Şirketlerimizin döviz kazanma kapasitelerini olumsuz etkileyecek bir durum var ortada. [Devamı]