Arşiv

  • Haziran 2020 (4)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    Türklerin yarısı, bir önceki gün hiç gülmemiş
    Güven Sak, Dr. 18 Mart 2016
    Amerikan kamuoyu araştırma şirketi Gallup, her yıl bir Küresel Duygular Raporu (Global Emotions Report) yayımlıyor. Araştırmanın 2016 yılı sonuçları daha yeni açıklandı. Gallup araştırmacıları 140 ülkeden 147 bin kişiye sormuşlar: “Dün hiç gülümsediniz mi ya da doya doya güldünüz mü?” İyi haber şu: Bu soruya cevap verenlerin yüzde 72’si 2015 yılında anketin yapıldığı günden 1 gün önce gülümsemiş ya da doya doya gülmüş. Bu oran yalnızca 7 ülkede yüzde 50 ya da daha düşük çıkmış: Ukrayna, Irak, Türkmenistan, Nepal, Sırbistan, Suriye ve de Türkiye’de. Bu soruya Türklerin yalnızca yüzde 50’si, “Evet, bir gün önce gülümsedim ya da doya doya güldüm” diye cevap vermiş. Ne diyeyim? Türklerin yarısı, bir önceki gün hiç gülmemiş. Gallup anketi böyle diyor. [Devamı]
    Suriye krizi, Soğuk Savaş’tan beri Türkiye’nin başına gelmiş en iyi şeydir
    Güven Sak, Dr. 17 Mart 2016
    Bugünlerde milletçe moralimiz son derece bozuk. Başkent Ankara’da son 5 ayda 3 büyük terör saldırısı oldu. Canımız çok acıdı. Ama asıl ruhsal olarak çok yıprandık. Diyarbakır’dan gelen ölüm haberleri ve Halep görüntüleri zaten içimizi acıtıyordu. Ülkenin her tarafında iktisadi aktivitenin azalıyor olması da cabası. Bu aralar bütün felaketlerin arka arkaya bizi bulduğunu düşünüyoruz bir nevi. En azından ben etrafımda öyle bir ruh hali görüyorum. Bütün bu olup bitenlerden ise en çok Suriye krizini sorumlu tutuyoruz. Memleketteki coşku eksikliğinin önemli bir nedeni, bu felaketler arka arkaya bizi buluyor sendromu bana sorarsanız. Bugün bu nedenle, size aynı hadiseye farklı bir açıdan bakmanın da mümkün olduğunu anlatmak istiyorum. Böyle bakınca doğrusu ya, olaylar bir başka perspektife oturu [Devamı]
    Dört soruda AB-Türkiye müzakereleri
    Timur Kaymaz 11 Mart 2016
    Ege Denizi AB için neden önemli? Kısa cevap: [Devamı]
    Gündemden düşen Irak ve IŞİD sorunu
    Nihat Ali Özcan, Dr. 08 Mart 2016
    Suriye’de ateşkes gündeme oturunca Irak geri plana düştü. Oysa ülkede siyasi ve askeri kriz devam ediyor. Baharla birlikte Musul’a yapılacak operasyon, tartışmaları alevlendirdi.   Nitekim operasyon hazırlıklarında gözle görülür bir artış var. Merkezi hükümet Musul’un kuzeyine birlik kaydırırken, ABD’nin B-52 ağır bombardıman uçaklarını bölgeye göndereceği söyleniyor. Artan askeri ve diplomatik ziyaretler de operasyon iddiasını güçlendiriyor. [Devamı]
    Suriye iç savaşı ve ‘zafer’
    Nihat Ali Özcan, Dr. 04 Mart 2016
    İstatistikler son yirmi beş yılda devletler arası savaşların tarihte hiç olmadığı kadar azaldığını gösteriyor. Buna karşılık devlet dışı aktörlerin kendi aralarında veya bir devletle savaşlarının sayısı ise üç yüzden fazla. Libya, Afganistan, Yemen ve Suriye’de devam edenler gibi.   Bu savaşların diğerlerinden farklı yönleri var. En başta hemen bitmiyor ve uzun sürüyor. On yıllar boyunca devam edenleri var. Savaşlar sivillerin gündelik yaşamı içinde cereyan ediyor ve insani dramlara neden oluyor. Vicdanlarda büyük yaralar açıyor. Savaşın kesin cephesinin, kurallarının olmaması ise şoklar ve sürprizler anlamına geliyor. [Devamı]
    Türkiye, Avrupa Birliği’ndeki Suriyeli göçmenler tartışmasının neresinde olmalıdır?
    Güven Sak, Dr. 03 Mart 2016
    Gün geçmiyor ki Avrupa Birliği’nin temsil eden bir üst düzey yetkili Türkiye’ye gelmesin. Tusk geliyor, Timmermans sık sık buralarda, Merkel ise sanki buraları mesken tuttu. Herkes Suriyeli göçmen akını konusunda temasta bulunmaya geliyor. Neden? Suriyeli göçmenler, 1945’ten sonra Avrupa ne kazanmışsa hepsinin kaybedilebileceği bir tartışma başlattı. 1945’ten sonra temelleri atılan Avrupa kurumları ve Avrupa’nın savaş sonrası tasarımı çatırdamaya başladı. [Devamı]
    ABD, PKK/PYD ilişkilerine yakından bakınca
    Nihat Ali Özcan, Dr. 01 Mart 2016
    Türk-Amerikan ilişkileri yeni bir krizli dönemden geçiyor. Suriye iç savaşı iki ülkenin öncelikleri, hedefleri, araçları ve müttefiklerini farklılaştırdı.  ABD’nin Suriye’de PKK ile işbirliğine gitmesi, Türkiye ile ilişkilerini zehirlemeye devam ediyor. Artık tarafların elinde düşünmesi gereken uzunca bir liste var. [Devamı]
    Göçmen Bakanlığı kurmanın vakti geldi de geçiyor
    Güven Sak, Dr. 29 Şubat 2016
    Suriye’de iç savaş çıktı. Suriye nüfusunun neredeyse yüzde 15’i Türkiye’ye geldi. Türkiye’nin nüfusu birden yüzde 4 civarında arttı. Türkiye’nin ana dili Arapça olan nüfusu artık yaklaşık 3 milyon daha fazla. Üstelik daha da artacak gibi duruyor. Neden? Suriye’de kamu düzeni yeniden tesis edilmeden, gelenlerin gitmesini beklemek gerçekçi değil. Suriye’de kamu düzeninin yeniden tesisi için en az bir 15-20 yıl beklemek lazım. Nereden mi çıkarıyorum? Alın Lübnan İç Savaşı’nı. 1975’te başladı, 1990’da Suriye duruma el koydu. Kamu düzeni bir biçimde yeniden kuruldu. Arada tam 15 yıl geçti. [Devamı]
    Peki, ya yandaş şirketlerin hisselerine ne oluyor?
    Güven Sak, Dr. 26 Şubat 2016
    Mısır devlet başkanı Hüsnü Mübarek, 11 Şubat 2011’de, yoğun sokak gösterileri nedeniyle istifa etti. O zamandan bu yana tam 5 yıl geçti. 5 yıl önce Arap Baharı ile bozulan eski statükonun yerine hiçbir yerde yeni bir statüko inşa edilemedi. Tunus’ta ve Mısır’da olmadı, Suriye’de de olmadı. Neden? “Belki onlar eski hali istiyorlar.” diyebilirsiniz. Ben de size cevaben kısa bir söz söyleyeyim; ezber edebilirsiniz: “İşte, eski hal mûhal, ya yeni hal veya izmihlal.” Eski hal gidince, yeni hal otomatik olarak çıkamazsa, hakikaten bir çöküş dönemi başlıyor ve dengeler yerine oturmuyor. [Devamı]
    Türkiye’de reform yapmak neden bu kadar zor?
    Güven Sak, Dr. 22 Şubat 2016
    1980’de Türkiye’de kişi başına gelir 1500 dolar civarındaydı. 2010’da 10 bin dolara ulaştık. Hala aynı yerdeyiz. Neden? 1500 dolardan 10 bin dolara her ne yaparak geldiysek, buradan 25 bin dolara aynı işleri, aynı biçimde yaparak çıkamayız. Nitekim çıkamıyoruz da. Bu ne demek? 10 bin dolardan 25 bin dolara çıkabilmek için Türkiye’nin reform yapması lazım. İş yapma biçimimizi radikal bir biçimde elden geçirmemiz lazım. Her sektörde aynı anda verimlilik artışlarına yol açacak bir teknolojik yenilenmenin kapısını aralamamız lazım. Eğitim sistemimizi, vergi sistemimizi ve de adalet sistemimizi gözden geçirmemiz lazım. Dün 1500 dolardan 10 bin dolara işgücünü ucuzlatarak geldik. Şimdi adaleti ucuzlatmamız, eğitimi ucuzlatmamız, yolsuzluk yapmayı pahalılaştırmamız lazım. Bütün bunları biliyoruz. [Devamı]