Arşiv

  • Ağustos 2020 (6)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)

    Etiketler

    Yüzde 5.5 faiz dışı fazla yeterli mi?
    Fatih Özatay, Dr. 21 Ekim 2007
    1980'lerin sonlarına gelindiğinde Belçika ve İtalya'da kamu borcunun milli gelire oranı (borç oranı diyelim) yüzde 100'ler dolayındaydı. Bu ülkelerin borç vadeleri borç oranları daha düşük olan gelişmiş ülkelerin vadeleri ile karşılaştırıldığında daha kısaydı. Borçlanma faizleri de 'normal'in biraz daha üzerindeydi. Bu 'sorunlara' karşın, o tarihlerde bu ülkeler için 'kriz kapıda' yorumları yapılmıyordu.Türkiye'de en yüksek borç oranı yüzde 105 ile kriz sonrasında görüldü. Belçika ve İtalya'dakinin tersine, kriz sonrası temel gündem maddemiz "Hazine bugünkü itfasını acaba gerçekleştirebilecek mi?" sorusuna yanıt aramaktı. Dünyanın dört bir yanından borcumuzun neden sürdürülebilir olmadığına dair raporlar yağıyordu. Had safhaya ulaşan sürdürülebilirlik kaygıları Hazine'nin kredi [Devamı]
    Kriz bittiyse, neden fonların fonunu nasıl kurarız diye çalışıyorlar?
    Güven Sak, Dr. 20 Ekim 2007
    Önce bir itirafla başlayalım: Sizi bilmeyiz ama biz bu uluslararası bankacılık krizini, yüzümüzde ister istemez beliren alaycı bir ifadeyle izliyoruz. En azından bize öyle geliyor. Dün bizim buralarda olanların bugün oralarda olması size de ilgi çekici gelmiyor mu? Aynı olayların tekrarlanmasını eğlenceli bulmuyor musunuz? Bize uzun bir süredir vaaz verenlerin şimdi aynı bankacılık problemleri ile uğraşmasının bir hoş olduğunu düşünmek marazi midir? Doğrusu ya bilmiyoruz ama böyle işte. [Devamı]
    Faiz indirimi istekleri ve faiz indirimi
    Hasan Ersel, Dr. 19 Ekim 2007
    İlginç bir haftaydı. Önce TİM, TİSK, TÜRK-İŞ, TUSKON, HAK-İŞ, İSİDEF, TÜM-MER, TURSAB faizlerin düşürülmesini istedi. Gerekçe de "Yeter artık indirin. Üretim ve istihdam ölmesin" başlığında özetlendi. Herhalde bu çağrı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na (TCMB) yapılıyordu. TCMB faizi indirdi indirmesine ama daha önce yaptığı açıklamalar doğrultusunda indirim yapmanın ötesine geçmedi. Yani TCMB'nin faizleri indirmesi bu ilan nedeniyle değil, belki de bu ilana rağmen oldu. [Devamı]
    Havadaki bu yılgınlık kokusu iyi değildir
    Güven Sak, Dr. 19 Ekim 2007
    Türkiye güzel bir seçimden çıktı. Ülke tarihinin en derin iktisadi dönüşüm sürecini yaşıyor olmamıza karşın, iktidar partisi oylarını artırdı. Ne beklersiniz? Şöyle bir "Nerede kalmıştık?" aktivizmi değil mi? Ama bakın öyle olmadı. Etrafta bir yeniden işe sarılma, yarım kalanı tamamlama heyecanı değil, bir yorgunluk var. Coşku değil, bir tedirginlik ve yılgınlık havası etrafımızı saran. Nedir problem? Bize kalırsa, enerjimizi bitiren, üstümüze üstümüze gelen meseleler değil, bizdeki bu ne yapacağımızı bilememe halidir. Ortadaki sorun aslında program eksikliğidir. İlgilenenleri aşağıya bekleriz, efendim. [Devamı]
    MB, ihracatçı için daha esnek olabilir
    Fatih Özatay, Dr. 18 Ekim 2007
    Merkez Bankası'nın (MB) ihracatçı için neler yapabileceğini sorguluyordum. Yapabileceklerini uygulanmakta olan enflasyon hedeflemesi çerçevesinde tartışalım. Şüphesiz başka uygulanabilecek para politikası rejimleri de var. Ama Türkiye'de 2002 başından beri bu rejim uygulanıyor ve de yakın gelecekte de uygulanmaya devam edileceği görülüyor.Enflasyon hedeflemesi uygulayan ülkelerin çoğunda bu rejim şöyle çalışıyor: Parlamentolar yasayla merkez bankalarına fiyat istikrarı sağlanmasını ana amaç olarak veriyorlar. Yine yasalar çerçevesinde hükümet ile birlikte bir enflasyon hedefi saptanıyor. Merkez bankaları hedefe ulaşmak için gerekli gördükleri araçları kullanmakta serbest oluyorlar. Bu araç ise kısa vadeli faiz oranı. Bu faiz nasıl saptanıyor?Genelde iki tür enflasyon hedeflemesi [Devamı]
    MB, ihracatçı için ne yapabilir?
    Fatih Özatay, Dr. 15 Ekim 2007
    Merkez Bankası (MB) gökten zembille inmiş bir kurum değil. Bir yasası var. Bu yasada, son olarak Mayıs 2001'de kapsamlı bir değişikliğe gidildi. Yasası çerçevesinde MB'nin ana amacı fiyat istikrarını sağlamak. Yine yasaya göre hükümet ile birlikte bir enflasyon hedefi belirleniyor. Bu hedefe ulaşmak için gerekli gördüğü her aracı kullanmakta serbest MB.Teknik anlatımıyla araç bağımsızlığına sahip, amaç açısından ise bağımsız değil. Merkez Bankası bağımsızlığı ile ilgili literatüre bakarsanız da bu gayet doğal. Demokratik bir toplumda ana amaç (fiyat istikrarı) yasayla belirleniyor ve bu ana amaç çerçevesinde kısa vadeli hedefler (Türkiye'de yıllık ve üç yıllık enflasyon hedefleri) ise hükümetle birlikte saptanıyor.Bunun böyle olmasının bir yararı şu: Hükümeti de enflasyonla müca [Devamı]
    Anayasa değişikliği mi anayasayı yenilemek mi?
    Hasan Ersel, Dr. 15 Ekim 2007
    Türkiye Büyük Millet Meclisi, Deniz Baykal'ın önerisini uygun bulup kurucu meclis kurmaya karar verir ve kendisini kurucu meclis olarak kabul ederse ne olur? Mevcut Meclis'in 'kurucuların iradesini yansıtıp yansıtmadığına' kim, nasıl karar verecek? [Devamı]
    Lira hep değerlenme baskısı altında olacak
    Fatih Özatay, Dr. 14 Ekim 2007
    'İhracatçı ne yapsın?'Son yazımın başlığı böyleydi. 'Sıfırdan' işe başlayıp salt mühendisliklerinin gücüyle ileri teknoloji kullanarak üretim yapan, üretiminde kendi geliştirdikleri tekniği kullanan ve ürettikleri malı da dünyanın dört bir tarafına ihraç eden karıkoca iki müteşebbisten söz etmiştim. Liranın değerlenme sürecinde bir yandan verimliliklerini artırarak, diğer yandan da malzemeden çok 'fikir' satıyor olmaları nedeniyle ayakta kalmışlardı. Ama kurdaki son gelişmeler karşısında direnme güçleri de sona gelmişti.Olumsuz dışsal şokların yokluğunda kurdaki ana eğilim düşme yönünde olacak. Hem kısa vadede hem de orta vadede. Bu, çok açık biçimde görülüyor.Kısa vade için gerekçemi perşembe günü yazmıştım. Kısaca tekrarlayayım: Birincisi, gelişmiş ülke piyasalarında işlerin d [Devamı]
    Görüş birliğine varmanın bir yolu olarak 'görüşmeci demokrasi'
    Hasan Ersel, Dr. 12 Ekim 2007
    Geçen yazımda (Referans, 8 Ekim 2007) iç kararttığımın farkındayım. Aslında kabahat benim değil. Yazımı dayandırmaya çalıştığım toplumsal tercih kuramının böyle karamsar bir havası var. Bu kuramın ortaya çıkmasına yol açan büyük bir iktisatçı: Kenneth J. Arrow. Bu zat, 1950'de makul varsayımlar altında bireylerin tercihlerine dayanarak, tutarlı bir toplumsal karar kuralı bulunamayacağını kanıtlamıştı. O zamandan bu yana bu alan hep bu tür olanaksızlık teoremleriyle uğraştığı için şaka yollu "olanaksızlığın bilimi" olarak tanımlanır hale geldi. Hatta 1972'de Arrow, Alfred Nobel adına İsveç Merkez Bankası'nın verdiği iktisat ödülünü aldığı zaman, önde gelen bir ABD gazetesi "Demokrasinin çalışmayacağını kanıtlayan akademisyene Nobel ödülü verildi" diye başlık atmıştı. Oysa, Arrow' [Devamı]
    İhracatçı ne yapsın?
    Fatih Özatay, Dr. 11 Ekim 2007
    Komşum Murat ihracatçı. Seksen kişiyi istihdam ediyor. Ürettiği malı dünyanın her tarafına satıyor. Fabrikası, alanında dünyanın önde gelen fabrikaları arasında. İki yıl önceki bir konuşmamızda sattığı her ürünün fiyatının çok önemli bir kısmının mühendislikten oluştuğunu söylüyordu. İleri teknoloji kullanıyor. Eşi ve kendisi mühendis, patentleri de var.Bahçelerimiz çok yakın birbirine. Geçen gün bizim duvarın oradan geçerken şöyle dedi: "Ya, Fatih, verimliliği artıra artıra şimdiye kadar idare ettik. Ama artık (boğazını işaretle) burama kadar geldi, güzel bir özgeçmiş hazırladım; 'tecrübeli makine mühendisi iş arıyor' diye ilan vereceğim". Kibar çocuktur, üstelik komşuyuz, eski meslektaşız, aynı okuldan mezunuz, küçük oğullarımız can ciğer arkadaş; bu nedenlerden olsa gerek, be [Devamı]