Arşiv

  • Temmuz 2019 (5)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)

    Etiketler

    450 bin kişi ne anlama gelir
    Güven Sak, Dr. 23 Şubat 2007
    "Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü" diye başlamıyor muydu, Charles Dickens "İki Şehrin Hikâyesi"ne? İşte şimdi de öyle bir zamanın içindeyiz. Hızlı bir dönüşüm sürecinin daha başındayız. 2001 krizinin ardından gelen göreli istikrar ortamı, memleket ekonomisini dünya ekonomisine daha bir sıkı bağladı. 1996 yılında imzaladığımız Gümrük Birliği anlaşması göreli istikrar ivmesiyle çalışmaya başladı. Memleket ekonomisinde değişimin kapıları ardına kadar açılıverdi. Zamanların en iyisi ve zamanların en kötüsü işte böyle başladı. Şimdi Türkiye'de halinden göreli olarak memnun olanlar olduğu gibi, halinden göreli olarak memnun olmayanlar da var. Diyeceksiniz ki, zaten hep öyle olmaz mı? Doğru. Ancak gelecekten umutlu olanlarla gelecekten umutsuz olanların gündemlerinin bir [Devamı]
    Rumuz: Krizine kadar cari açıkçı
    Fatih Özatay, Dr. 22 Şubat 2007
    Dün bir mektup aldım. İmza yerine 'krizine kadar cari açıkçı' rumuzu kullanmış. Üslubu Ankara'da mukim ve iktisat profesörü olan yakın bir arkadaşımı işaret ediyor; o kadar işin arasında sabah sabah bana kahkaha attıracak birkaç kişiden biri o çünkü. [Devamı]
    Yavuz Sabuncu ve 'koalisyonların istikrarı' sorunu
    Hasan Ersel, Dr. 22 Şubat 2007
    2002 seçimi sonrasındaki pratik açıdan "iki partili" sayılabilecek parlamentoyu düşünelim. Bir partinin (AKP) parlamentodan istediği her kararı çıkarmasını sağlayabilecek çoğunluğu var. Böyle bir parlamentoyu "tam istikrarlı" olarak tanımlayalım. Bu kavramı genişletip, parlamentoda ikiden fazla partinin temsil edildiği ve hiçbirisinin tek başına çoğunluğu sağlayamadığı durumu düşünelim. Bu durumda "tam istikrarlılık" koşulu ancak partilerin bazılarının aralarında çoğunluğu sağlayabilecek koalisyon kurabilmeleri, buna karşılık diğer partilerle koalisyon yapamamaları durumu. Daha genelde ise bir parlamentonun "tam istikrarlı" olmaya ne kadar yakın olduğu ya da "istikrarlılık derecesinden" söz edilebilir. İstikrarlılık derecesi yüksek olan bir parlamentoya dayanan koalisyon hükümeti de politi [Devamı]
    Asıl risk mutsuzların intikamıdır
    Güven Sak, Dr. 20 Şubat 2007
    Türkiye ekonomisi ile ilgili yayınların ortak yanı bir mutsuzluk havasıdır. Ekonomiyle ilgili yayınlardaki mutsuzluğun nedeni, dünün risk göstergelerini bugünün gerçekleri içinde değerlendirebilme basiretini gösterebilecek analist eksikliğidir. Cari işlemler açığı yüksektir. Ancak cari işlemler açığının finansman biçimi kapsamlı bir değişim içindedir. Türkiye'ye son iki yılda giren doğrudan yabancı yatırımların toplamı 27 milyar ABD Doları'dır. 2005 yılında toplam doğrudan yabancı yatırım girişi 9 milyar ABD Doları iken bu tutar 2006 yılında 18 milyar ABD Doları'na çıkmıştır. Yalnızca bu rakamlar bile Türkiye'nin "öteki dönemler"e benzemeyen bir "yeni dönem" içinde olduğunu göstermektedir. Bu yeni dönemde yabancılar doğrudan yatırımlarla Türkiye'ye gelmektedirler. Portföy yatır [Devamı]
    Sürdürülemezlik söz konusu değil
    Fatih Özatay, Dr. 19 Şubat 2007
    Dünkü konuyu sürdürüyorum: Son verilerin ışığında çokça tartışılmaya başlandı. Türkiye ekonomisinde bir 'iniş' öngörülüyor. Bunun yumuşak mı yoksa sert mi olacağı üzerinde duruluyor. Sadece 2007 için olsa bu öngörüler çok fazla önem taşımayacaklar. Zira geride bıraktığımız yıldan aktarılan dinamikler nedeniyle 2007'de büyüme hızı yakın geçmişe kıyasla daha düşük olabilir. [Devamı]
    Merkez para politikasında bu yıl yalnız
    Hasan Ersel, Dr. 19 Şubat 2007
    Maliye politikasının seçim yılında para politikasının gereklerine göre biçimlendirilmesi gereken bir ortam mevcut. Oysa, büyüme ve istihdam artışının maliye politikasının biçimlenmesini belirlemede daha çok ağırlık taşıyacağı bir yıldayız. Bu nedenle 2007 yılında TCMB'nin para politikasını yürütmede  bir önce yıla oranla bile daha yalnız kalması olasılığı yüksek. [Devamı]
    Türkiye ekonomisinin inişi yoksa sert mi olacak?
    Fatih Özatay, Dr. 18 Şubat 2007
    2002'den bu yana defalarca yaşadık. Kurun ne kadar da düştüğünden şikâyet eder, faiz haddinin indiği düzeyden hoşnutluğumuzu belirtirken, aniden kur ve faiz fırlardı yukarıya. Her fırlayışın tetikleyicisi bir dışsal şoktu. 2003 başında Irak savaşı mesela. 2004 Nisanı'nda ABD Merkez Bankası'nın (FED) beklenmedik şekilde faizleri artıracağı kanısı. 2006 mayısında yine FED'in kötü bir sürpriz yapacağı algılaması. [Devamı]
    IMF'nin düzenlediği şiir günü ve Serenade'nin keşfi
    Hasan Ersel, Dr. 17 Şubat 2007
    Geçmişte görevim gereği IMF ile çeşitli temaslarım oldu. Bunların detaylarını unuttum. Ama IMF temaslarım çerçevesinde yaşadığım iki olayı hep anımsıyorum. Bunlardan ilki Washington'daki IMF merkezinde işimi bitirdikten sonra IMF tarafından düzenlenen bir şiir gününü izlemeye gitmemdi. [Devamı]
    Faizle iç talep etkilenebilir mi?
    Fatih Özatay, Dr. 15 Şubat 2007
    Son iki yazımın anafikriyle başlayayım: Yasayla Merkez Bankası'na görev veriyorsunuz. Enflasyonla mücadele etmesini 'emrediyorsunuz'. İktisat teorisi de merkez bankalarının bu mücadeleyi faizleri değiştirerek yapabileceğini söylüyor. Bu mücadelenin doğurduğu sonuçlardan (mesela liranın değerlenmesi) memnun olmayabilirsiniz. Bu durumda yapmanız gereken, yasayla kendisine verilen görevi yerine getirmeye çalışıyor diye Merkez Bankası'nı eleştirmek olmamalıdır herhalde. Kanunsuzluk özendirilemez. [Devamı]
    2007'de büyüme
    Hasan Ersel, Dr. 15 Şubat 2007
    2007 yılında ekonominin nasıl büyüyeceği sorusuna yanıt verebilmek için iki konuda açıklığa kavuşmak gerekiyor. Bunlardan ilki ekonominin 2006 büyüme başarısının 2007 üzerindeki etkisinin ne olacağı. İkincisi de iktisat politikasının 2007'de nasıl biçimleneceği. 2006 son çeyrek büyüme rakamları elimizde olmadan ilk soruya doyurucu yanıt vermek zor. Eldeki bilgiler ışığında bir izlenim edinmeye çalışıp, bunu büyük bir ihtiyatla karşılamaktan başka çare de yok.Tablo 1'deki sanayi ve imalat sanayiinde ortalama üretim artış rakamları, ilk bakışta, 2006'nın son çeyreğinde üretimde "belirgin" bir yavaşlama olduğu görüşünü doğrulamamaktadır. Toplam sanayi üretim endeksindeki ortalama artış oranı yılın son çeyreğinde yılın ilk üç çeyreğinin ortalamasının biraz altında kalmış olmasına karşılık, ima [Devamı]