Arşiv

  • Temmuz 2019 (5)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)

    Etiketler

    Bir uçağın düşündürdükleri
    Hasan Ersel, Dr. 03 Şubat 2007
    ABD yaklaşık 20 yıl önce yaptığı bir uçak projesini yürürlüğe koydu. Türkiye'de yeni uçakların alıcıları arasında. Ama Türkiye'deki sistem düşünüldüğünden ilginç olan bu projeye ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmesi. [Devamı]
    Öteki Türkiye ile ilgilenmeyi bir tek Dünya Bankası’na bırakmamalıyız
    Güven Sak, Dr. 02 Şubat 2007
    Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz Türkiye'deydi. Medyamızda daha çok çorabındaki yırtıklar nedeniyle yer aldı. Halbuki Wolfowitz "Sosyal Riskin Azaltılması Projesi" kapsamında yapılanları görmek için Türkiye'ye gelmişti. Sürekli olarak da "Eğitim Şart" benzeri bir ifade kullandı. Dünya Bankası'nın yoksullara, dönüşüm sürecinin başlangıçtaki kaybedenlerine yönelik çalışmaları aslında şöyle bir "Ne oluyoruz?" diye etrafa bakmamızı sağlamalıydı. Ama öyle olmadı. Çoraptan fırlayan başparmaklar medyamıza daha fazla haber geldi. Bugün müsaadenizle, vaktiyle, Serdar Turgut'un ilgimizi çekmeye çalıştığı "Öteki Türkiye"ye doğru bir bakalım. [Devamı]
    Enflasyonda düşüşe hazır olalım
    Fatih Özatay, Dr. 01 Şubat 2007
    2004 başından bu yana dar bir aralıkta seyrediyor enflasyon. Son üç yılın ortalama yıllık enflasyonu yüzde 8.9 düzeyinde gerçekleşti. Geride bıraktığımız yılın temmuz ayı değerini (yüzde 11.7) bir tarafa bırakırsak ulaşılan en yüksek değer yüzde 10.6, en düşük değer ise yüzde 7.3. [Devamı]
    Merkez Bankası'nın para politikası yeterince etkin değil
    Hasan Ersel, Dr. 01 Şubat 2007
    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Enflasyon Raporu 2007-1, [TCMB 2007], derli toplu sunumu ve gerektiği yerde konuyu derinliğine inen analizleriyle pek çok konuda bizleri aydınlatıyor. Bu raporun bir özelliği de 2006 yılının özel konumu nedeniyle para politikasının etkinliği üzerinde düşünmemize yardımcı olması. Çünkü, 2006 yılında mayıs/haziran aylarında döviz kurunda dalgalanma oldu ve TCMB  "daha önce açıkladığı politikasına sadık kalarak" tepki gösterdi. Bu da şoka karşı TCMB'nin izlediği politikanın nasıl sonuç verdiğini gözleme olanağını sağladı. [Devamı]
    Üçüncü bir neden daha var
    Fatih Özatay, Dr. 29 Ocak 2007
    Protesto edilen senetler ile büyüme hızımız (ekonomik faaliyet düzeyimiz) arasındaki ilişki üzerineydi dünkü yazım. Bu ilişkinin ters yönlü olması gerektiği konusunda yaygın bir kanı var. İşler yolunda giderken protesto edilen senet tutarının azalması gerektiği düşünülüyor. Her zaman doğru olmayabilir oysa bu.Dün iki noktaya dikkat çekmiştim. Birincisi, büyümeyle birlikte artan ekonomik faaliyet düzeyi senet kullanımını da artırıyor. Artan senet kullanımı ile birlikte protestolu senet tutarı da artabilir. Daha önemlisi, kapsamlı bir reform sürecinden geçen ekonomilerde kazanan ve kaybeden kesimler oluşuyor. Reform yapılmasa, bu ekonomiler doğal mecralarında aksalar da kazananlar ve kaybedenler ortaya çıkıyor; ama reform daha kısa bir sürede ve daha çok miktarda kazanan ve kaybeden oluşturu [Devamı]
    Türkiye için İran kaynaklı yeni bir risk yok
    Hasan Ersel, Dr. 29 Ocak 2007
    İran'ın uluslararası ortamda sergilediği tavırdan tedirgin olan ülkeler gerginliği bir üst düzeye taşıyabilecek durumda değiller. Ama gerginliği azaltmak yolunda da adım atmayacakları açık. Böyle olunca, 2007de Türkiye açısından İran'dan kaynaklanabilecek riskin 2006'dan farklı olmayacağını varsayabiliriz. [Devamı]
    Ekonomi büyürken protesto edilen senet tutarı neden artıyor?
    Fatih Özatay, Dr. 28 Ocak 2007
    Uzun zamandır grafiklere yer vermiyordum yazılarımda. Uzun, göreli bir kavram şüphesiz. Söz konusu uzunluk, açık ki 'bana göre'. 'Mümtaz' grafiklerimden sizleri 'mahrum' edişimin temel nedeni iki okurumdan aldığım ortak eleştiriydi. Ne istiyorlarsa grafiklerimden... Eleştirenlerden biri babam, diğeri de arkadaşım Rana. Babam emekli subay, Rana ise nöroloji profesörü. Her daim askerlerin (özellikle son yıllarda emekli askerlerin) ve tıp doktorlarının (bilhassa nörologların) sözlerine dikkat etmek gerekir. [Devamı]
    Garip bir besteci ve ilginç bir CD
    Hasan Ersel, Dr. 27 Ocak 2007
    Erik Satie (1866-1925), müzik tarihinin en ilginç kişiliklerinden birisi olarak kabul ediliyor. Satie, kendine özgü bir çizgisinde yalnız yürümeyi seçen, alaycı ve yaşamın pratik yönleriyle uyum sağlayamayan ya da buna kalkışmayan bir insanmış. Alaycılığını, yapıtlarına seçtiği isimlerde görmek olanaklı: Armut Biçiminde Üç Parça ya da Bürokratik Sonatin bu bağlamda verilebilecek pek çok örnekten ikisi. Ama Satie'nin alaycı olması, ciddiyetten uzak olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, yapıtları onun ne kadar ciddi bir besteci olduğunun güçlü kanıtları. Satie, bir yandan o sıralarda Fransa'yı çok etkileyen Wagner'ciliğe karşı çıkarken, öte yandan Debussy ve Ravel'in izlenimciliğinin de dışında kalıp, kendi yolunda devam edebilmiştir. Bu iki cepheli mücadeledeki başarısı Satie'nin, kendi yo [Devamı]
    Bu sefer 1970'lerin hatalarına düşmeyelim, lütfen
    Güven Sak, Dr. 26 Ocak 2007
    Ateş düştüğü yeri yakar. Yaranın sıcaklığı geçtikçe, acısı artar. Kaybın yarattığı boşluk, gün geçtikçe daha çok can acıtır. Hep böyle olmaz mı? Hrant Dink cinayeti sonrasında, eşinin, ailesinin ve yakınlarının acısı paylaşılabilir mi? Elbette paylaşılamaz. Her ölüm ani ve erkendir. Güzel de değildir. Ancak evvelki gün, Hrant Dink için İstanbul'da düzenlenen cenaze töreninde görünür hale gelen tablo, herhalde herkesin aklına hemen o "Hak şerleri hayreyler" diyen ilahiyi getirmiştir. Hani Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın on sekizinci yüzyıldan kalma o ilahisini. "Mevlam görelim neyler/Neylerse güzel eyler" diyen ilahiyi. [Devamı]
    Psikopat yetiştirmemek için
    Fatih Özatay, Dr. 25 Ocak 2007
    Taşımacılığımızın yüzde 92'si karayoluyla gerçekleştiriliyor. Buna karşın yol standardımızın iyi bir düzeyde olmadığı hep yazılıp çiziliyor. Kötü kalitenin bir göstergesi de bu alanda yapılan kamu harcamalarının milli gelire oranının düşüklüğü. Bu oran bize benzer ülkelerde yüzde 5-7 aralığında iken bizde 1.7 dolaylarında. Önemli bir fark var arada. Dünya Bankası'nın yatırım ortamı raporları kötü kalitenin bir başka göstergesine daha işaret ediyor. Mal taşıması sırasında oluşan kayıpların taşınan malın değerine oranı yine bizim gibi ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça yüksek.Elektrik kesintisi nedeniyle şirketler kesiminin uğradığı kayıpların cirolarına oranı yüzde 3.6 düzeyinde Türkiye'de. Gelin bu rakamı bazı ülkelerle karşılaştıralım: Çin'de yüzde 2, Brezilya'da yüzde 1.5, [Devamı]