Arşiv

  • Temmuz 2024 (7)
  • Haziran 2024 (14)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)

    Çin'in ödemeler dengesi
    Hasan Ersel, Dr. 27 Haziran 2008
    Geçen hafta (20 Haziran'da) Çin'in yetkili kuruluşu State Administraiton of Foreign Exchange (SAFE), ülkenin 2007 yılı ödemeler dengesini açıkladı. Çin'in 2006 yılı ödemeler dengesi rakamlarına ilişkin bilgilere ulaşmak, nedense pek kolay değil. Ulaşabildiğim tek İngilizce resmi doküman, 2006'nın ilk yarısına ilişkin. Biraz uğraşınca 2006 yılının tümü için Çince bir doküman bulabildim. Neyse ki bu dokümanın formatı diğer yıllarınkinin aynı. Dolayısıyla yararlanabildim. Oysa 2005 yılı için SAFE'nin ödemeler dengesi grubunun etraflı bir İngilizce raporu var. 2006'ya ilişkin bu sorunun nedenini ise çözemedim. Bu bilgilerde dikkati çeken ilk nokta Çin'in mal ihracatındaki yüksek hızda artışın devam etmekte olması. Çin'in mal ihracatı 2005'te 762.5 milyar dolar düzeyindeymiş. Sırasıyla 2006'da [Devamı]
    Sayın Başbakan bu kez doğru yoldadır
    Güven Sak, Dr. 27 Haziran 2008
    Bugün müsaadenizle birkaç haberi birbirine bağlayalım ve aralarındaki bağa dikkati çekelim. Önce dışarıdan başlayalım müsaadenizle. Artan emtia fiyatları enflasyon konusunda haklı endişelere neden oluyor. Merkez bankalarının yalnız Türkiye'de değil, dünyanın her tarafında teyakkuz halinde olduğunu görmek mümkün. Merkez bankaları teyakkuz halinde ama emtia fiyatlarındaki artışın yapısal olduğuna ilişkin yaygın bir kanaatin oturmaya başlaması, enflasyon bekleyişlerini artırma eğiliminde. Bu durum politika tasarımcılarını ve uygulamacıları kaygılandırıyor. Ortada küresel bir merkez bankası olmadığı için, merkez bankalarının böylesine küresel bir etki ile kısa vadede savaşmalarını zorlaştırıyor. Enflasyon bekleyişleri negatif yönde katılaşıyor. Orta vadede ekonomide hızlı verimlili [Devamı]
    Türkiye ayrışıyor...
    Fatih Özatay, Dr. 26 Haziran 2008
    Son birkaç yıldır ekonomimizde gözlenen olumsuz gelişmeleri sadece küresel olumsuzluklara bağlamak hem kolaycı bir yaklaşım, hem de doğru değil. Bizim içeride (elbirliğiyle) yaptıklarımızın ve de yapamadıklarımızın da önemli bir rolü var bu gidişatta.Pazar günü bu köşede Türkiye'nin büyüme performansı,bize benzer ülke gruplarıyla karşılaştırıldı. Karşılaştırmada yer alan üç grup ülkenin (Merkezi ve Doğu Avrupa, Asya-4 ve BRICK) 2007 büyüme hızları 2002-2006 döneminde gerçekleştirdikleri büyüme hızından daha yüksekti. Oysa Türkiye'nin 2007 büyüme performansı 2002-2006 dönemine kıyasla oldukça kötü oldu. IMF bu ayrışmanın 2008'de de sürebileceğini söylüyor bize.Ayrışmaya bir de ülke riski açısından bakalım. Ülkelerin riskini 'özet biçimde' gösteren birkaç gösterge var. Bunlardan bir [Devamı]
    Merkez Bankası faiz düşürürse faiz oranları daha da artar
    Güven Sak, Dr. 24 Haziran 2008
    Zamanın ilginç bir noktasındayız. Dün yerküre çapında enflasyon azalıyordu. Hatırlayın o günlerde günlük gazetelerde manşetler "enflasyon artık tarihe karıştı" biçimindeydi. Bugün ise yerküre çapında enflasyonun artma eğilimine girdiği bir dönemin başındayız. Daha dün Hindistan'da enflasyonun yıl sonu itibariyle iki haneye yükseleceği konuşuluyordu. Aynı burası gibi. Brezilya'da da enflasyon yüzde 6,5 gibi bir düzeye çıkacak diye bir endişe var. Şimdi yüzde 4 gibi. Anladık enflasyon her yerde artıyor. Peki, ilginç olan nedir? İlginç olan şudur: Dün enflasyonun düşmesine destek olan küresel dinamik, bugün enflasyonun artması için bir temel oluşturuyor. Bu durumda, ulusal merkez bankalarının yapabileceği bir şey var mı, yok mu? Bize kalırsa, dünkü düşüşte yerel otoritelerin içeri [Devamı]
    Yine faiz politikası üzerine
    Fatih Özatay, Dr. 23 Haziran 2008
    Geçen hafta eğlenceli bir oyundan söz etmiştim. Nerdeyse hiç ara verilmeden hükümet üyeleri tarafından faiz politikası eleştiriliyor Merkez Bankası'nın. İşin eğlenceli tarafı şuydu: Kendilerine tabanlarından yönelen eleştirilerin hiç olmazsa bir kısmını Merkez Bankası'nı hedef göstererek savuşturmaya çalışırken ufak bir çam deviriyorlardı. Bu eleştirilerle aslında kendi hükümetlerinin uyguladığı ekonomik programın en önemli iki ayağından birisinden duydukları kızgınlığı dile getiriyorlardı. [Devamı]
    İhracat artışı ve dışa açılma
    Hasan Ersel, Dr. 23 Haziran 2008
    2008'in ilk dört ayında ihracatımızı 47.4 milyar dolar olmuş. Bu geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 39,6 artış ifade ediyor. 10 yıl önceye oranla ise inanılmaz bir sıçrama. O yıllarda birisi kalkıp ihracatın bu düzeye tırmanacağını söylese pek kimseyi inandıramazdı. Bu sadece bir rakam artışından ibaret değil. Bunun arkasında yatan olayı iyi değerlendirmek gerek. İhracat yapabilmek demek, Türkiye iç pazarına oranla çok daha rekabetçi bir ortamda mücadele edebilmek, ihracatı artırabilmek de bu mücadelede başarılı olmak demek. Bu da beraberinde çalışma biçiminde ve kalite anlayışındaki değişiklikleri, yabancılarla haberleşmeyi öğrenmeyi, onların isteklerini anlamayı ve rakipleri çağdaş anlamda kollayabilmeyi gerektiriyor. Bunun da ihracat yapan şirketlerin ve orada çalışanların yaşamını, [Devamı]
    Müjdeler olsun, hastamız doğruldu
    Güven Sak, Dr. 21 Haziran 2008
    Bu elbette, artık her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez. Hastanın başarılı bir ameliyat geçirmiş olması, vücut fonksiyonlarının tamamen normale dönmesinin garantisi değildir. Bu nedenle her başarılı ameliyattan sonra, doktorlar ve hasta yakınları yürekleri pırpır her bir testin geçmesini bekler. Hasta önce gözlerini açar. Sonra bilinci yerine gelmeye başlar. Sonra şöyle bir doğrulur. Ayağa kalkar. Yürür. Bağırsakların çalışmaya başladığına dair semptomlar art arda gelir. Hastamız ancak ondan sonra ameliyat sonrası iyileşme sürecine girer. Artık her şey normaldir. Bu hafta Goldman Sachs'ın Cheyne Finance "paravan şirket" Structured Investment Vehicle'inin yeniden yapılandırılması ile ilgili planı ortalığı azıcık heyecana boğdu. Deloitte'un danışmanlığında uluslararası banka [Devamı]
    Bir buluş: MB olmadan piyasa ekonomisini işletmeyi denemek
    Hasan Ersel, Dr. 20 Haziran 2008
    İktisat politikasına ilişkin bir hata olunca ya da alınan kararlar hoşuma gitmeyince, yazmamak elimden gelmiyor. Her zaman haklı çıkmıyorum elbette. Buna karşılık, benim hata olarak gördüğüm bir girişimden dönüldüğünde ya da doğru bir iş yapıldığında, "yapılması gereken yapıldı" diye düşünüp, o kadar heyecanlanmıyorum. Oysa bunu yazmak daha da önemli. Bir kere, doğru işlerin pek sık yapıldığı bir ülkede değiliz. Hatadan dönmek de kural değil istisna. Bu durumda, takdir edilecek bir şey yokmuş gibi davranmak pek de anlamlı olmuyor doğrusu. [Devamı]
    Sol dalga ille de sol parti mi gerektirir?
    Güven Sak, Dr. 20 Haziran 2008
    Memleket uzatılmış bir bayram tatilinde. 2007 yılından beri sık aralıklarla kutlamakta ısrarlı olduğumuz "akıl dışının bayram haftası" bu kez iyice uzadı. Bu kez bir cumhurbaşkanlığı seçimi ile başlayan ve anlamsız bir anayasa değişikliği ile tepe noktasına ulaşan bayram kutlaması halen kapatma davasıyla devam ediyor. Bu arada uluslararası finansal krizin ya da artan petrol ve gıda maddesi fiyatlarının memleket açısından ne anlama geldiğine bakamıyoruz. İklim değişikliğinin hangi ülkeleri nasıl sular altında bırakacağını, bunun daha bugünden izlenebilen ve bugünümüzü etkileyebilme kapasitesine sahip sonuçlarının neler olduğunu filan da inceleyemiyoruz. Malum gündem dolu. Etrafta bir karşılıklı konuşmadır gidiyor. Siyasi liderler habire konuşuyor. Sonuçta bir de bakıyorsunuz ki, i [Devamı]
    Gerçek işsizlik daha yüksek
    Fatih Özatay, Dr. 19 Haziran 2008
    Mart ayına ait işgücü istatistikleri açıklandı. Bir süredir ekonomimiz düşük bir hızda büyüyor. 2008'deki büyüme hızımız muhtemelen 2007'deki düşük hızın da altında kalacak. Bu olgu, verimlilik artışı ve geleneksel bazı sektörlerdeki çözülme gibi unsurlarla birleştiğinde işsizlik düzeyimizi de artırıyor. İşsizlik oranının yüksekliği karşı karşıya kaldığımız sorunların en önemlilerinden bir tanesi. 15 ve daha yukarı yaşta olup da askerlik yapmayan ya da öğrenci olmayanları dikkate aldığımızda 'kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus'a ulaşıyoruz. İstihdama ilişkin hesaplamalar için çıkış noktasına yani. Mart 2008 itibarıyla kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfusumuz 49.8 milyonmuş. Bir yıl öncesine göre 746 bin kişi artmış.İşsizlik ve istihdam oranlarını hesaplamak için bu nüfu [Devamı]