Arşiv

  • Haziran 2024 (9)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)

    Olmaması gereken belirlilik

    Fatih Özatay, Dr.01 Ocak 2009 - Okunma Sayısı: 1024

    Adettendir; artık niye adetse, ya da gerçekten adet mi, neyse... Yeni yıla giriyorken muhasebe yapılır, geride bırakılan yıl için önceden neler denmiş, söylenenlerin ne kadarı gerçekleşmiş falan... Bu yazıyı yazdığım 2008'in son günü sabah biraz da korkarak eski dosyaları karıştırdım; 'korkarak' çünkü bütün bir yıl 'dümende kim var' mealinde sorular sordum, eylemsizliği eleştirdim. Peki, 'bu köşenin yazarı' neler söyledi? Al başına belayı; ne gerek var böyle gerçekten adet olup olmadığını bilmediğim ama herhalde öyledir diye düşündüğüm adetlere? Sonra demezler mi adama "Ne biçim yazılar yazmış; üstelik üniversite hocası olacak, vah zavallı öğrencileri, bürokraside falan da çalışmış, kim bilir neler yaptılar da bizler bu hale düştük!" Bu kadarla kalsa iyi, ya bir de "köşe yazarı böyle olan ülkenin ...", artık gerisini siz doldurun, derlerse...

    Sonra şunu keşfettim ve kaygılarım biraz olsun azaldı: Haftada üç yazıdan 156 yazı yazmışım 2008'de. 2007 sonunda 2008'e ilişkin yazıları da eklersem 160 yazı neyin yapar. Şimdi bu kadar yazıya kim bakıp da kontrol edecek, işine gelenleri seçersin olur biter. Nasıl olsa o meşhur fıkralardaki gibi, iktisatçı değil miyiz, "öyle de olur böyle de" diye yazmışızdır mutlaka. Dikkatinizi çekerim, ortada bir 'kabahat' olasılığı varsa 'yazmışım' değil de 'yazmışızdır'.

    Yok, olmaz, serde bilimsel namus var; öyle sadece işine gelenleri seçemezsin. En iyisi bu adet olduğu pek belli olmayan adetten vazgeçeyim, başka bir şeyler yazayım. Ama bu kadar yazdım, boşa mı gidecek, hem yeni yılın ilk günü, kim kriz falan okumak ister; en iyisi devam edeyim özeleştiriye. Öyle de yaptım ve bayağı bir karıştırdım yıl boyunca yazdıklarımı. Küresel belirsizlikler, 'kriz ha geçti ha geçecek' karmaşası bir ölçüde benim yazılarıma da yansımış ('Tevazuya' bakın; 'bir ölçüde'!).

    2007'nin sonunda dört senaryo oluşturmuşum. Bunların en kötüsü gerçekleşmiş. Bir yıl önceki (30 aralık tarihli) yazımda 'daha olumsuz' olarak isimlendirdiğim bu senaryo gerçekleşirse 2008 büyüme hızının yüzde 2.5-4.5 aralığında kalacağını, işsizliğin hızla artacağını, faizlerin yüzde 17-25 aralığında dalgalanacağını, tüketici enflasyonunun ise yıl sonunda yüzde 9-13 arasında (çekirdek enflasyon için ise yüzde 7-10) bir yerde kalacağı ahkamını kesmişim.

    Dolayısıyla, büyüme hızı açısından 2007 aralık ayında oldukça iyimsermişim. Ama yıl boyunca yaşananlar beni daha karamsar olmaya itmiş. Mesela, çok değil bir ay sonraki bir yazımda (24 ocak) o hafta yaşananlar üzerine şunları çiziktirmişim: "...mali piyasalarda bir dizi yeni çalkantı olması olasılığı var. Bunlar hafta başında gördüğümüz gibi oldukça şiddetli olabilirler. Daha uzun bir süre hüküm sürmeleri ise büyük olasılık. Türkiye'yi 2008'de sanıcılı günler bekliyor. Bu sancılar bizim yapacaklarımızla azaltılabilir, ama azaltmaları gerekenler bir başka dünyada yaşadıklar izlenimi vermeye devam ediyorlar."

    Bir hafta sonraki yazıda ise şunlar var: "Düşük bir büyüme hızı ve yükselme eğilimi gösteren bir işsizlik oranı ile başladık 2008'e... büyüme hızımız düşecek. Şu anda yüzde 4.5 dolaylarında olduğunu düşünürsek, yüzde 3'e doğru bir gidişattan söz edebiliriz. Yeni depremlerin olması durumunda ise yüzde 2'lere kadar inebilecek bir büyüme hızı söz konusu olabilecek... sözünü ettiğim olumsuzlukları azaltmak elimizde. Ne yazık ki son yazımda belirttiğim nedenlerle (reformların özünü anlamamak ve yeni reform tasarlama yeteneğinin sınırlı olması) bu potansiyelin kullanılacağından şüpheliyim."

    Neyse, uzatmayayım: İlerleyen yazılarda ortadaki büyük belirsizlik nedeniyle, temkinli olmak adına, büyüme açısından hep "2007, 2002-2006'ya göre daha kötü oldu, 2008 ise 2007'den de kötü olacak" demişim. Ama yukarıda tırnak içine aldığım her iki alıntıda yer alan son cümle hiç değişmemiş. Nedense o açıdan bir belirsizlik yokmuş! Hepinize nice güzel yıllar dilerim.

    Bu yazı 01.01.2009 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır