Arşiv

  • Haziran 2024 (6)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)

    Biraz geometri: Çember ve kiriş

    Fatih Özatay, Dr.15 Ocak 2009 - Okunma Sayısı: 1002

    Not: Teğet, çember üzerindeki bir noktadan geçen doğrudur. Çember üzerindeki iki noktayı birleştiren doğru parçasına kiriş denir. En uzun kiriş ise çemberin merkezinden geçen kiriştir. Yani, gün gelir, teğet evrilip kirişe dönüşebilir. Kirişin ise ne yapacağı hiç belli olmaz, kalkıp çemberin merkezinden de geçebilir.

    Küresel krizin Türkiye'yi nasıl etkileyeceğini aylar önce tartışırken temelde dört kanala dikkat çekmiştim: Dış kredilerin kesilmesi, iç kredilerin azalması, ihracatta düşüş ve ekonomiye duyulan güvende azalma. İlk ikisi şirketler kesimini zorlayacak, küçülmeye itecek ve bu nedenle bu kesimin üretimini, belli bir süre sonra da istihdamını azaltacak gelişmeler. Üçüncüsü, şirketlerin ürettikleri mallara olan dış talebin azalması anlamına geliyor. Sonuncusu ise içeride daha az tüketim ve daha az yatırım olacağını ifade ediyor. Ek olarak ani kur ve faiz hareketleri olabileceğini belirtiyor. Hepsinin bileşkesi ise aynı: Daha az üretim, daha çok işsiz insan.

    Bu etkilenme biçimlerinden ilkine çözüm bulmak daha zor. Bunu daha önce çeşitli yazılarda tartıştım. Gelecek IMF parası kamunun ve bir ölçüde bankaların dış borç geri ödemelerini rahatlatacak. Şirketlere ise doğrudan katkısı olmayacak. Tabii, eğer IMF kredisinin kullanım biçimine ilişkin yeni bir mekanizma tasarlanmaz ise. Dış kredilerdeki gelişmeleri ödemeler dengesi verilerinden izliyoruz. Ekim ayına kadar olan veriler, dış kredilerdeki azalmayı henüz belirgin biçimde göstermiyordu bizlere. Özellikle yeni açıklanan kasım ayı verileriyle birlikte beklenen ne yazık ki 'nihayet' oldu; dış kredilerdeki kötü gidişat kendini rakamlarda da hissettirmeye başladı.



    Tablo 1'de bankalarımızın, Tablo 2'de ise şirketlerimizin yurtdışından aldıkları uzun ve kısa vadeli kredilere ilişkin bilgiler var. 2004-2007 dönemine ait veriler yıllık toplamı gösteriyor. 2008 karşısında yer alan değer ise ilk 11 ayın toplamı. Daha sonra, 2008 için ortalama değerler gösteriliyor: Sırasıyla son 11 ayın, son üç ayın ve son iki ayın aylık ortalamaları veriliyor. Son sırada ise kasım ayı değerleri var. Tüm değerler milyon dolar cinsinden.

    Bankalara ilişkin tabloya bakarken akılda tutulması gereken husus şu: Bankalar, yurtdışından asıl olarak içeride dönüp şirketlerimize kredi açmak için borçlanıyorlar. Dolayısıyla, dış kredi kanalındaki tıkanmanın şirketlerimizi, dolayısıyla da üretim ve işsizliği nasıl etkileyeceğini değerlendirirken iki tabloyu birlikte dikkate almak gerekiyor. Sanırım tablolar yeteri kadar açıklar; öyle fazla yoruma ihtiyaç göstermiyorlar: Kısacası, gidişat iyi değil. 



    Konuya uzak olanlar için açıklayıcı not: Ödemeler bilançosunun üç ana kalemi var: 'Cari işlemler hesabı', 'sermaye hareketleri', 'net hata ve noksan'. Son ikisinin toplamının ilkine eşit olması gerekiyor. Yani, cari işlemler dengesinde açık veriliyorsa (mal ve hizmet ithalatı, mal ve hizmet ihracatından fazlaysa ve bu nedenle döviz ihtiyacı doğuyorsa) bunun dışarıdan borçlanarak karşılanması gerekiyor. Kayıt hataları nedeniyle oluşan fark ise 'net hata ve noksan' kaleminde yer alıyor. Dışarıdan nette ne kadar borçlandığımızı (yeni alınan borç ile geri ödeme arasındaki farkı) gösteren sermaye hareketlerinin ise dört ana kalemi var: 'Doğrudan yabancı yatırımlar', 'portföy hareketleri', 'diğer yatırımlar' ve 'rezerv hareketleri'. Tabloda verdiğim rakamlar 'diğer yatırımlar' kaleminin şirketler ve bankalara ait olan kısmı ile ilgili, sadece şirketlerin kullandıkları ticari kredileri katmadım. Bu da dahil edilirse sonuç değişmiyor, hatta daha çarpıcı hale geliyor.

    Bu yazı 15.01.2009 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır