Arşiv

  • Haziran 2024 (9)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)

    Kurşun hep mi sıyırır?

    Fatih Özatay, Dr.19 Şubat 2009 - Okunma Sayısı: 927

     

    Vahşi Batı'ya ilişkin çizgi roman kahramanları afsunludur. Genellikle sıyırır kurşunlar onları. Can alıcı noktalara hiç isabet almazlar, çok yakından silahların ateşlendiği bar çatışmalarında bile. Çok seyrek de olsa aksi durumlar görülebilir elbette. Mesela, ender Kızılderili dostu Vahşi Batı kahramanlarından Tex Willer'in kadim dostu Kit Carson son sayıda omzundan vuruldu da, birkaç gün yatak döşek yatmak zorunda kaldı zavallıcık. Tüm 'temizlik' işleri de Tex'e düştü. Onca sayıdır, gelen kurşunlar en fazlasından şapkalarının kafalarının üzerinde kalan kısmında bir delik açıp "Hay Allah yeni şapkama da yazık oldu" türünden yakınmalarına neden oluyordu. "Yahu kardeşim bu kadar da olmaz" dedirtiyordu çizerler. Neyse, bu sefer sıyırmadı kurşun Carson'u da, biz okuyuculara hoş bir değişiklik yapmış oldu çizerler. Sağ olsunlar.

    Oysa yine aynı romanlarda kötüler çok şansızdır. Şansız demek pek de doğru değildir aslında. Durumlarını sağlıklı değerlendiremez, dolayısıyla da hesaplarını iyi yapamazlar çünkü. Eşeklerini sağlam kazığa bağlamadan, "Hey Jo, bize bir şey olmaz. Winchester tüfeklerimiz ve de Colt tabancalarımız ne güne duruyor? Yeteri kadar kurşunumuz bir de arkamızı kollayanlarımız var." deyip "evelallah haklarız bunları" anlayışıyla olur olmaz ortaya atılırlar. Bu kovboyları kurşunlar teğet geçmez. En can alıcı yerlerinden vurulur zavallılar.

    Olay barda geçiyorsa ve de bar sahibi kötü adamlara yardım etmediyse, eli açık kahramanlarımız kırılan aynaların ve şişelerin parasını verirler, tüm bardakilere bedava içki de cabası. Bu arada kasabanın bazı yapıları yanmış yıkılmıştır, suçsuz nüfusunun bir kısmı da telef olmuştur; ne gam.

    Neyse... Vahşi Batı'nın hayal dünyası onu çizen, yazan ve de okuyanlara. Bizi ilgilendirmiyor, alacağımız bir ders de yok. Üstelik batı, o Vahşi Batı değil; Uygar Batı. Uygar Batı'da 'kasabadaki' olay 'kasabayla' sınırlı kalmıyor. Oraya buraya sıçrıyor. Sıyıran kurşunlar da yok artık. İyi kötü ayrımı da kalmadı. Kimse bağışık değil olaylardan, herkes etkileniyor.

    Uygar Batı'da inanılmaz olaylar yaşanıyor son aylarda.  Olan biten karşısında bizler de dilimizi yutmadığımıza dua ediyoruz. Alın mesela, ABD için krizden çıkışın tek yolunun bankaların devletleştirilmesi olduğu giderek daha çok kişi tarafından yazılıyor, çiziliyor. Farklı bir ifadeyle, kapitalizmin merkezinde kapitalizmi kurtarmak için devletleştirme öneriyor aklı başında çok kişi.

    Farklı da okuyabilirsiniz bu önerileri. Kürede işsizlik ve ekonomik küçülme sorunları daha uzun bir süre devam edecek anlamına geliyor bunlar. Bırakın artık 2009'un ikinci yarısından itibaren toparlanma olur öngörülerini, 2010 için bile karamsar olanlar var.

    Avrupa Birliğinde bazı ülkelerin avro bölgesinden çıkmak zorunda kalabilecekleri yönünde kehanetler de eksik değil. Doğu Avrupa'da ise Asya krizinde yaşanlardan daha beter
    bir durum yaşanmakta olduğu ifade ediliyor. Özellikle Macaristan gibi özel kesimin borcunun çok fazla olduğu ülkelerin topun ağzında olduğu belirtiliyor. Krizden en az etkilenecek ülkeler arasında gösterilen Çek Cumhuriyeti ve Polonya için bile yüzde 2-5 arasında daralma öngörülüyor 2009'da. Bulgaristan, Romanya, Baltık Ülkeleri ve Ukrayna için küçülme oranının iki haneli rakamlara ulaşılabileceği tahmini yapılıyor.

    Uygar Batı'da bunlar yaşanıyorken, bizim buraların yönetici katında ise anlaşılmaz bir "bunlar geçecek, işler bir süre sonra rayına girecek" havası esiyor. Hayırdır inşallah.

    Bu yazı 19.02.2009 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır