Arşiv

  • Haziran 2024 (9)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)

    2009 küçülmesi: Bir türlü elim yazmaya gitmiyor

    Fatih Özatay, Dr.08 Mart 2009 - Okunma Sayısı: 876

     

    '2009'da ne kadar küçüleceğiz?' sorusunu teknik bir model yardımıyla yanıtlamak gerektiğini söylemiştim pazartesi günü. Aslında ilk sonuçlar bir süredir bilgisayarımda duruyor. Ama açıkçası bu köşeye taşımaya cesaret edemedim. Çünkü çıkan sonuçlar çok sevimsiz. Bu nedenle çok sayıda deneme yapmak ve hata payını azaltmak istedim. Hemen rakam vermeyeceğim. Biraz 'arkası yarın' gibi olsun. Önce başladığım işi yarım bırakmayayım; 2001'de yaşananlarla karşılaştırıyordum şu sıralar yaşadıklarımızı.

    İki unsurdaki gelişmeler 2001'e kıyasla daha kötü. İhracat o dönemde sürekli artmışken, birkaç aydır büyük bir şiddetle azalıyor. Üstelik ihracatımızın önemli bir kısmını yaptığımız ülkelerin büyüme tahminleri sürekli olarak aşağıya doğru güncelleniyor. İkinci olarak, şimdi o döneme kıyasla çok daha fazla miktarda dış kredi gereksinimiz var. Oysa bu kredileri temin edeceğimiz piyasalarda deprem yaşanıyor. Bu, şirketlerimizin kendi olanaklarıyla dış borçlarını ödemeye çalışacakları anlamına geliyor; yani küçülecekler.

    Büyüme hızının alacağı değer üzerinde belirleyici olacak üçüncü unsur ise iç kredi miktarı. 2001 yılında bankacılık sektörümüzde büyük bir deprem yaşanmıştı. Sonuçta bankalarımızın şirketlere ve tüketicilere açtıkları kredi miktarında önemli azalmalar gerçekleşmişti. Toplam kredi rakamlarına bakılınca, 2001 sonundaki kredi hacminin reel değerinin 2000 sonundaki değerine göre yüzde 27.6 daha düşük olduğu görülüyor: (Kasım 2000'e kıyasla ise bu düşüş iki puan daha fazla) Önemli bir kredi daralması yaşanmış 2001'de.

    Şimdilik durum 2001'deki gibi değil. Bunun temel nedeni o çok övünülen bankacılık sektörümüzün sağlıklı yapısı. Burada bir parantez açıp, sağlığın 'statik' değil 'dinamik' bir kavram olduğunu hatırlatıp devam edeyim: Ekim ayından bu yana kredi miktarında reel azalma var; her ay bir öncekine kıyasla düşmüş reel kredi miktarı. 20 şubat değeri ise Eylül sonundaki reel kredi değerine göre yüzde 6.9 daha düşük düzeyde.

    Peki, 2009'da kredi daralması sürer mi? 2001'deki kadar olur mu? Bu sorulara yanıt vermek yerine "2009'da ne kadar küçüleceğiz" sorusunu yanıtlamak için oluşturulan modele dönmek daha yararlı olacak. Zira farklı kredi rakamlarına dayanan farklı senaryolar oluşturulabilir ve dönüp bu senaryolar altında küçülme rakamının ne olacağı modelden hesaplanabilir. Bunu yarınki yazıya bırakıyorum.

    Birkaç söz de dördüncü kanal olan 'güven' kanalı için söyleyeyim. Bunu da iç ve dış güven kanalı olarak ikiye ayırayım. Küresel risk alma iştahı, yani dış güven yerindeydi 2001'de. Bu iştahın bir göstergesi olan VIX endeksinin 2001 yılı ortalaması 25.7. Oysa şimdi endeks çok daha yüksek değerlerde geziniyor; yani, küresel risk alma iştahı azalmış durumda.

    İç güveninin düzeyini ölçmek için kullandığımız göstergelerden sadece Merkez Bankası'nın reel kesim güven endeksi o dönemde hesaplanıyordu. Bu endeks özellikle özel yatırım harcamalarının ileride alacağı değer hakkında önemli bilgi veriyor bizlere. Endeksin hesaplanmasında yapılan değişiklikler bir tarafa, şu andaki reel kesim güveni ile 2001'in kriz aylarındaki güven çok farklı düzeylerde değiller. O zaman da güven yerlerde sürünüyordu, şimdi de.

    Ancak, önemli bir fark var: Mayıs 2001'de ekonomik programın açıklanması ve bu programla birlikte dış kredi desteği gelmesinden sonra güven hızla yükselmiş. Program üzerinde koalisyon ortakları arasındaki tartışmalara bağlı olarak küçük dalgalanmalar olmuş güvende, ama bu tartışmalar azalınca son sürat artmış güven. Oysa şimdi böyle bir program yok, üstelik dışarısı karışık.

    Yarın çok sevimsiz bir düzeyde olan 2009 küçülme tahminlerimi vereceğim. Evet, önemli ölçüde daralacağı anlaşılıyor ekonomimizin. Ama bu bir kader değil; bu daralmanın şiddetini azaltmak mümkün. Şiddet azaltıcı reçete hakkında çok şey yazdım bu köşede. Sıra reçetenin maliyetine ve büyüme üzerine etkisine geldi. Bu rakamları da sevimsiz pazartesi yazısından sonra (perşembeye ya da gelecek pazara) vereceğimi umuyorum.

    Bu yazı 08.03.2009 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır