Arşiv

  • Ekim 2022 (2)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    Reel faiz düşük olursa

    Fatih Özatay, Dr.18 Haziran 2007 - Okunma Sayısı: 1654

     

    Bir okuyucum şöyle soruyor: "... Sorun cari açık değil, cari açığın finansmanıdır. Problem de burada başlıyor. Benim öğrenmek istediğim, Türkiye'de reel faizler düştüğünde de yabancı sermayenin gelip gelmeyeceğidir."

    'Yüksek faiz düşük kur' politikası uygulandığını, aksi yönde onca kanıta karşın, hâlâ bıkmadan usanmadan iddia edenler var. Olabilir; herkesin sorunu kendine. Ama bu konuda iktisat kuramını ayaklar altına alma pahasına yazılanlar büyük bir 'çevre kirliliği' yaratıyor. Yukarıdaki soruyu soran okuyucum da muhtemelen bu 'çevre kirliliğinin' etkisine maruz kalmış.

    Aslında biraz sakin düşünülse sorunun yanıtının çok açık olduğu görülecek; şöyle ki: Reel faizlerin düşük olduğu bir ekonomi, yatırım yapmanın da son derece cazip olduğu bir ekonomidir. Aslında ne kadar yaygın bilinen bir gerçek değil mi? Elinde bir yatırım projesi olan bir müteşebbis düşünün. Bu yatırımın kârlı bir yatırım olup olmadığına nasıl karar verecek?

    Yatırımın kaç yıla yayılacağını ve maliyetini hesaplayacak. Projeyi gerçekleştirdiğinde, kuracağı tesisten ömrü boyunca elde edeceği nakit akımını ve vergi sonrası kârı hesaplayacak. Beş yıl sonraki 100 liralık kâr, bugünkü 100 liralık masraf ile eşdeğer olmadığından, gelecek dönemlerdeki bütün gelir ve giderleri bugüne 'getirmeye (indirgemeye)' çalışacak. Teknik olarak bunu yapabilmesi için bir indirgeme faktörü kullanması gerekecek. Bunun en büyük adayı da 'bu yatırımı yapmayıp parasını faiz getiren mali bir varlığa yatırsaydı elde edeceği reel faiz' olacak. Diğer bir ifadeyle reel faiz ne kadar yüksekse (indirgeme faktörü ne kadar büyükse) yatırımı gerçekleştirme hevesi de o kadar düşük olacak.

    Yabancı sermaye açısından işe bakalım: Yabancı bir sanayici yeni bir tesis kurmak istiyor Türkiye'de. Ya da mevcut bir tesisi alıp, yenileyecek ve kapasitesini artıracak. Şüphesiz kâr elde etmek için bunu yapıyor. Durup düşünmez mi bu ülkede reel faizler neden bu kadar yüksek diye?

    Reel faizin 'aşırı' derecede yüksek olduğu bir ekonomi, sizce sağlıklı bir ekonomi midir? Bu sorunun yanıtı sanıyorum herkes için, bu arada yabancı sanayici için de açık: Tabii ki böyle bir ekonomi sağlıklı bir ekonomi değildir. Üstelik reel faizlerin yüksekliğinin bir nedeni de politik riskler olabilir. Bu durumda böyle bir ülkeye neden gelesiniz ki? Başka ülke mi yok yatırım yapacak?

    Muhtemelen aşırı doz çevre kirliliğine maruz kalanlar hemen belirtecektir: "Ama biz 'yüksek faizin düşük kur sonucunu doğurduğunu belirtirken, yabancı sermaye olarak, doğrudan fiziksel yatırımları kastetmiyoruz ki, bizim belirttiğimiz 'sıcak para' şeklindeki yabancı sermaye."

    Hah işte, 'zurnanın zırt dediği' yer de burası: Herkes üzerine düşeni yaparsa, bu ülkede reel faiz zamanla düşük sayılabilecek düzeylere düşer. Yani, mali disiplin sürerse, Merkez Bankası enflasyonla mücadeleye devam ederse, yapısal reformlar yapılırsa ve de siyasi gerginlikler olmazsa. Bu koşullar altında, Türkiye gibi büyük bir ekonominin kazanacağı istikrarı ve yapacağı atılımı düşünün: Yerli ya da yabancı yatırımcı açısından ne kadar cazip olacağı açık değil mi?

    Bir de tersini düşünün: Merkez Bankası enflasyonla mücadeleyi gevşetsin. Mali disiplinden taviz verilsin. Yapısal reformlarla hiç uğraşılmasın. Hiç şüpheniz olmasın bu ekonomide reel faizler hep yüksek düzeyde kalır, hep sıcak para gelir. Sadece sonuçlara bakanlar, arkadaki nedenleri düşünmeyenler yüksek faiz ve artan sıcak para girişi gözlerler. Bunu da 'sıcak para' politikası olarak yorumlarlar. Oysa ortadaki politika sadece ve sadece bir 'saçmalama' politikasıdır.

     

    Bu  köşe yazısı 18.06.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır