Arşiv

  • Ekim 2022 (2)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    Son gelişmeler

    Fatih Özatay, Dr.19 Ağustos 2007 - Okunma Sayısı: 1077

     

    Cuma günü ABD Merkez Bankası (FED), 2001'den bu yana ilk defa önceden ilan edilen tarihlerin dışında yaptığı bir toplantıda faiz değişikliği kararı aldı. Bu değişiklik, 10 yılı aşkın bir süredir FED'in asıl politika faizi olan 'FED hedef faizi'nde değil de iskonto penceresinden kullandıracağı krediler için geçerli olan faiz haddinde yapıldı. Bu da bir başka yenilik oldu.

    FED, iskonto penceresinden mali kurumlara doğrudan kredi açıyor. Krediyi alan kurumlar ise teminat olarak FED'e mali varlık veriyorlar. Son kararla bu işlemlerde geçerli olan faiz haddi 0.5 puan düşürülerek yüzde 5.75'e çekildi.

    Buna karşılık, 'FED hedef faizi' bankalar arasındaki gecelik borç alıp verme işlemlerinde geçerli. ABD'de bu faiz bir süredir yüzde 5.25 düzeyinde sabitlenmiş vaziyette. Buna karşın, FED'in 18 Eylül'de yapılacak toplantısında bu faiz haddinde de indirime gidileceğine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor.

    Bu beklentinin arkasındaki temel nedenlerin başında FED'in son kararını kamuoyuna duyurduğu açıklamada belirttikleri geliyor. Bu açıklamada ilk defa enflasyona vurgu yapılmadı. Mali piyasalardaki koşulların kötüleşmekte olduğuna dikkat çekilerek, "Kredi piyasasındaki daralma ile artan belirsizlik önümüzdeki dönemde ekonomik büyümeyi sınırlama potansiyeli göstermektedir" ifadesine yer verildi.

    İskonto penceresinden kredi verilmesine ve bu kredilerde geçerli faiz oranlarında değişiklik yapılmasına dayalı bir para politikası çağdaş merkez bankacılığında pek kullanılmıyor. Bizim Merkez Bankası da bu aracı kullanmıyor. Bu açıdan da FED'in kararı ilginçti. Merkez bankalarının şapkadan tavşan çıkarma yetenekleri için de güzel bir örnek oluşturdu.

    Piyasaları rahatlatan sadece FED'in iskonto faizini indirmesi değildi. FED, aynı zamanda iskonto penceresinden vereceği kredilerin vadesinin 30 güne kadar çıkabileceğini ve krediyi alan isterse bu vadenin yenilenebileceğini belirtti. Dolayısıyla, likidite ihtiyacında olan mali kurumlar artık hem vade bitiminde yeniden borçlanabileceklerini biliyorlar, hem de bu borcun maliyetini. Bu da güven sağlamak açısından çok önemli bir adım oldu.

    FED'in güven artırıcı bir diğer açıklaması da iskonto penceresinden açacağı krediler karşılığında ne tür mali varlıkları teminat olarak kabul edeceğine ilişkindi. Son haftalardaki krizin temelinde ABD konut piyasasındaki daralmaya dayalı olarak tutsat kredi piyasasındaki kötüleşme vardı. FED, tutsat kredilerini ve bu kredilerin yeniden 'paketlenmesi' ile oluşturulan türev ürünleri de teminat olarak kabul edeceğini belirtti. Zaten bir önceki hafta içinde piyasaya enjekte ettiği likidite karşılığında bu varlıkları teminat olarak kabul etmişti. Bu anlamda bir yenilik olmadı belki bu karar ama yukarıdaki önlemler ile tutarlı bir bütün oluşturdu.

    Hafta sonu basından da izlediğiniz gibi bu kararla birlikte ABD, Avrupa ve Latin Amerika piyasalarında olumlu rüzgârlar esmeye başladı. Bizde de kur ve faiz düştü. Bu karardan önce kapanan Asya piyasaları ile haftayı kötü bitirdiler.

    Şüphesiz bu kararların önümüzdeki haftalarda piyasaları sakinleştirebilmesi için son krizin temelindeki unsurlara da el atılması gerekiyor. Özellikle düzenleme ve denetim otoritelerinin bir dizi önlem almaları beklenir. Bu çerçevede ABD'de hedge fonlara ilişkin yeni düzenlemeler yapılabilir.

    Ancak yine de yeni düzenlemeler konusunda bir belirsizlikten söz edilebilir. Bu tür bir düzenleme ihtiyacı hissedilmesi yeni değil. 2004 sonunda, ABD'nin ilgili otoritesi, 25 milyon dolardan daha fazla değeri olan hedge fonların 2006 Şubatı'na kadar kayıt altına alınmasına ilişkin bir düzenleme yapmış. Ancak bir hedge fon yöneticisinin başvurusu üzerine yargı bu düzenlemeyi iptal etmiş. Son şubatta ise mali piyasalara ilişkin bir başkanlık komitesi bu sektörün gönüllülük esasında düzenlemeye gitmesini önermiş.

    Son günlerdeki sis perdesi içinde belki dikkatinizden kaçan bir nota daha değineyim. FED'in bu kararından önce piyasalar baş aşağı giderken ABD Doları değer kazanıyordu. Aynı zamanda da ikincil piyasada ABD Hazinesi tahvillerinin faizleri düşüyordu (tahvil fiyatları artan talep nedeniyle artıyordu). Piyasaların sakinleşmesinden sonra tam tersi gerçekleşti. Bu, bizi yine eğlendirici bir konuya 'yüksek faiz-yüksek kur' ve ayna yansıması olan 'düşük faiz-düşük kur'a götürüyor. O da yarına kalsın.

     

    Bu köşe yazısı 19.08.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır