Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Mali sektör derinleşiyor, ama...

    Fatih Özatay, Dr.15 Kasım 2007 - Okunma Sayısı: 1408

     

    2001mayısında uygulanmaya başlanılan 'Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın temel başarısının arkasında, sağlanan makro ekonomik disiplinin yatırımcı ve tüketici güvenini artırması var. Bu güven yükselişi hem tüketme hem de yatırım yapma isteğini artırdı.Bu isteklerin hayata geçirilebilmesi için sağlanması gereken koşullardan bir tanesi, bankacılık sektörünün yeniden kredi açabilir hale gelmesiydi. Bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması, risklerinin azaltılması, sermaye yapısının güçlendirilmesi ile daha iyi bir denetim ve gözetim mekanizmasının kurulması çabalarının arkasında temelde bu vardı.Sektörün kredi açabilir hale gelmesi için bunlar gerekliydi, ama yeterli değildi. Kamunun fon ihtiyacının da azalması gerekiyordu. Bu da mali disiplinle sağlanacaktı.2002'den bu yana işler genelde planlandığı gibi gitti. Bankacılık sektörünün hem bilançosu önemli ölçüde büyüdü, hem de kredi arzında büyük bir artış gerçekleşti. Tablo 1'de bu gelişmeye yer veriliyor. Veriler Merkez Bankası'nın 'Finansal İstikrar Raporu'ndan alınma.

     

     

    2002'den bu yana sektörün bilanço büyüklüğünün GSYİH'ye oranı 10 puan kadar artmış durumda. Krediler ise yine GSYİH'ye oran olarak 16.4 puan yükselmiş. Son sütunda 'tahsili gecikmiş alacaklar' düşüldükten sonra elde edilen kredi hacminin GSYİH'ye oranı var. Aynı dönemde buradaki artış daha da fazla (18.8 puan).Öte yandan 2001 yılındaki mali derinleşmenin (bilanço büyüklüğü çerçevesinde), 2006'da ulaşılan düzeyin de üzerinde olduğu görülüyor tabloda. Oysa bu sadece bir 'izlenim'. Bankacılık sektörünün krize giden süreçte bünyesinde çok sayıda sorun barındırdığı krizle birlikte ortaya çıktı. Meselâ, 2001'in sonunda tahsili gecikmiş alacakların kredilere oranı yüzde 25 düzeyindeydi. Bu sıralarda bu oran sadece yüzde 4 düzeyinde. Dolayısıyla, 2006'yı 2001 ile karşılaştırmak çok doğru değil.Krediler açısından kriz sonrasının bir diğer önemli gelişmesi ise tüketici kredilerinde gerçekleşti ve tüketici kredilerinin GSYİH'ye oranı keskin biçimde arttı. Bu artış, üçer aylık dönemler itibarıyla Grafik 1'de gösteriliyor (Kaynak: TCMB web sayfasındaki veriler).Tüm bu gelişmelere karşın, mali piyasalarımız gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında hâlâ çok sığ. Küçük şirketlerimizin sağlıklı bir biçimde büyümelerinin önündeki önemli bir engel de bu. Devam edeceğim.

     

    Grafik 1: Tüketici kredi stokunun GSYİH'ye oranı: 1988.I 2006.III (%)

     

    Bu köşe yazısı 15.11.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

     

    Etiketler:
    Yazdır