Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Merkez'e elbette bir 'merkez' lazım

    Fatih Özatay, Dr.20 Aralık 2007 - Okunma Sayısı: 1074

     

    Efendim, kimi zaman en son söyleneceği önceden 'pat' diye söylemek yararlı olur. Neme lazım; şu bayram günü yazının tadı kaçar, ciddileşir, falan. Ben en iyisi 'öyle' yapayım: İyi bayramlar efendim. Daha nice sağlıklı ve mutlu bayramlar geçirmenizi dilerim.Geçen seneydi. Hangi ay olduğunu unuttum. Hani, Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınma işi ilk kez gündeme gelmişti. İstanbul her şey olabilirdi; ama henüz finans merkezi değildi. Finans merkez de yapmalıydık İstanbul'u; yakışırdı.Merkez'de bir 'merkez' lazımdı öncelikle. O 'merkez' de şüphesiz Merkez Bankasıydı: Hem 'merkez'di, hem de 'banka'. Hatırlamakta yarar var: Bize ne gerekiyordu? İstanbul'a finans merkezi gerekiyordu. 'Finans' ve 'merkez' sözcüklerinin altını çizmeme izin verin lütfen.Finansal sektörümüz banka ağırlıklı değil miydi? Burada bir parantez açayım: BDDK'nın Haziran 2007 tarihli Finansal Piyasalar Raporu'nun 41.sayfasında yer alan tabloya göre tüm finansal sistemimizin varlıklarının yüzde 74.8'i ticari bankalara aitmiş 2007 ortasında.Yani, 'finans merkezinden' kasıt aslında 'banka merkezi'. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın 'banka' olması uygun düşer bu amaca. Zaten adının önünde 'merkez' ibaresi de var. Bundan iyisi mümkün mü?Neyse, böylelikle İstanbul'un finans merkezi haline dönüşmesi için Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınmasının ne derece gerekli olduğunu kanıtladım sanırım. Yine de bu kanıtı yeterli bulmayanlar olabilir. O zaman, tekrar BDDK'nın Haziran 2007 raporuna dönelim. 41. sayfaya bir kez daha gidelim.Tablodaki verileri kullanarak Merkez Bankası'nın finans sektörünün toplam varlıkları içindeki payını saptamak mümkün. Buna göre bu pay içinde bulunduğumuz yılın tam ortasında yüzde 15.3 dolayındaymış. Şimdi, iki oranı alt alta topluyoruz: Yüzde 74.8 + yüzde 15.3. Ulaştığımız sonuç son derece çarpıcı: Yüzde 90.1! Güçlerin birleştirilmesi böyledir işte. Hem neydi? 'Bir elin nesi var, iki elin ise sesi.'Dikkatli okuyucularımızdan kaçmamıştır: Yüzde 74.8 oranının içinde idare merkezleri Ankara'da mukim kamu bankalarının varlıkları da var. O zaman onların varlıklarının ne işi var yukarıdaki hesaplamada? 'Elma ile armudu toplamadım' oysa. Sadece bir varsayım yaptım; iktisatçı değil miyim? Varsayım da mı yapamayacağım? Varsayımım şu: Merkez Bankası'nı İstanbul'a taşıyan elbette kamu bankalarının genel merkezlerini de taşır. Hem de öncelikle taşır. İş mi yani bu!Neyse efendim. Hedef yüzde 4 iken, çekirdek enflasyonun hafiften başını kaldırarak yüzde 6.5'e doğru yönlendiği, ana enflasyonun ise yüzde 8'i az biraz aştığı, dolayısıyla Merkez Bankası'nın faiz indirimlerini anlatmakta zorlanabileceği şu günlerde bu İstanbul işinin yeniden gündeme gelmesi çok güzel oldu. Ama 2006'da da gündeme geldiği için bu 'kesmezdi'. Bir de boş bulunan başkan yardımcılığı ve para politikası kurulu üyeliğine ilişkin de bir şeyler söylemek gerekirdi. El hak, Merkez Bankası'nın bağımsızlığına yaraşır şekilde onlar da söylendi. İyi bayramlar efendim.

    Bu köşe yazısı 20.12.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır