Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Düşünülen önlemler

    Fatih Özatay, Dr.31 Mart 2008 - Okunma Sayısı: 1036

     

    Tam da beklediğimiz gibi elalem kesinlikle boş durmuyor. Yaşamakta olduğumuz türden bir krizin bir daha olması olasılığını en aza indirmek için önlemler tasarlıyor.ABD Hazine Bakanı Paulson'un yeni bir tasarı üzerinde çalıştığı haberleri çıktı cuma günü. Amaçlanan, mali sektörün gözetim, denetim ve düzenlemesini merkezi bir kurum aracılığıyla yapmak. Şu anda ABD'de birden fazla kurum mali sektörün farklı alanlarında yetki sahibi. Bu ayrışmanın, sorunların büyümeden saptanmasını zorlaştırdığı ve dolayısıyla yaşanmakta olan krizin temel nedenlerinden birisi olduğu düşüncesinden yola çıkıyor bu taslak. ABD Merkez Bankası'nın yetkilerinin de artırılması söz konusu.İsviçre'nin Basel kentinde mukim 'merkez bankalarının merkez bankası' konumundaki BIS (Bank for International Settlements) de benzeri konularla meşgul. Yanıtını aradıkları önemli soruların başında 'kötü günlerde' aşırı tepki verilmesinin temel nedeni olan 'iyi günlerdeki' vurdumduymazlığa nasıl çare bulunabileceği geliyor. 'İyi günlerde' bilânçolarda oluşan zafiyet pek göze batmıyor. Batması bir tarafa peşi sıra bu zafiyeti daha da artıracak eylemlere girişiliyor.Tıpkı bizim şirketlerimizin daha düşük maliyetli olduğunu düşündükleri için giderek artan miktarda döviz cinsinden borçlanmaları gibi. Oysa maliyetin gerçekten düşük mü yoksa yüksek mi olacağı borcun geri ödenme zamanında anlaşılacak. Çünkü 'o zamanki' döviz kuruna bağlı bu maliyet. 'O zaman' oluşacak döviz kuru ise şimdiden bilinmiyor. Yeteri kadar döviz kazancınız yoksa 'o zaman' geldiğinde elinizdeki liraları 'o zamanki' kurdan dövize çevirip borcunuzu ödeyeceksiniz.İyi günlerde 'o zamanki' kurun şirketler kesimi için avantajlı bir düzeyde olması beklenir. Yani pek artmamış, hatta düşmüş bile olabilir. Bu durumda 'o zaman' elde bulunan liralarla çok daha fazla dolar ya da avro almak mümkün olur. Borç da rahat rahat geri ödenir.Ama hava koşullarının hep istediğiniz gibi gitmesi mümkün değil. Çok seyrek de olsa don olabilir, fırtına çıkabilir. Dünya ekonomisinde oluşabilecek büyük bir dışsal şok, 'o zamanki' döviz kurunu sıçratabilir. Bu durumda eldeki liralar ile 'o zaman' alınabilecek dolar ya da avro miktarı son derece az olacaktır. Bu tür şirketler (belirgin bir döviz kazancı olmadığı halde çok fazla döviz borcu olan) 'o zaman' çok zor duruma düşeceklerdir.Bu şu demek olacaktır aynı zamanda: Normal koşullarda sağlıklı olacak şirketler de zor duruma düşecektir. Çünkü bankalar ihtiyatlı davranacak, açtıkları kredi miktarını 'aşırı' bir tepkiyle keseceklerdir. Nakit akımları bozulan şirketler kesimi, bankalara olan yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanacak, böylelikle bankalar kredi açmakta daha da nazlanacaklardır... Uzatmaya gerek yok. Böyle bir ekonomide işsizliğin daha da artması, büyüme hızının düşmesi, hatta ekonomik küçülmenin oluşması beklenir.BIS'in yanıtını aradığı soru işte bu türden ekonomik dalgalanmaların (önce hızlı büyüme, sonra küçülme) oluşmasına yol açan 'artan oranda risk almak sonra da riskten aşırı biçimde kaçınmak' döngüsünün ne tür kurumsal önlemlerle kırılabileceği. Kurumsal önlemler tahmin edeceğiniz gibi gözetim, denetim ve düzenlemeye ilişkin. Benzer konular AB'yi ve Avrupa Merkez Bankası'nı da meşgul ediyor. Orada da önemli bir zaaf olduğu düşünülüyor. Sürdüreceğim...

     

    Bu yazı 31.03.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

     

    Etiketler:
    Yazdır