Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Dikkat, şimdi daha kırılganız

    Fatih Özatay, Dr.07 Nisan 2008 - Okunma Sayısı: 1192

     

    Sorular şunlardı: Birincisi, neden dünya mali piyasalarında böyle büyük bir deprem yaşanıyorken, kurun ve faizin verdiği tepki sınırlı oluyor? İkincisi, bu sınırlı tepki neden bu kadar uzun bir zamana yayılıyor?Sınırlı tepkiden söz etmek haklı; zira 2006'da mali piyasalarda deprem değil de sadece çalkantı varken, hem kur hem de faiz çok kısa sürede ve çok hızlı bir biçimde yükselmişti. Mesela bir avro ve bir dolardan oluşan döviz sepetinin YTL karşılığı o zaman iki ayda yüzde 29 oranında artmıştı. Şimdiki artış ise yüzde 19 dolayında ve çok daha uzun bir sürede gözlendi bu. Benzer bir farklılık faiz için de geçerli: O zaman piyasa faizi neredeyse çalkantı öncesi düzeyinin iki katına sıçradı, şimdi ise sadece yüzde 15'lik bir artış var.Bu çok farklı tepkiyi açıklamak üzere akla yatkın çok sayıda hipotez ileri sürülebilir. İlk akla gelebilecek şu: Ekonomik temellerimiz o zamana kıyasla şimdi çok daha sağlam; dolayısıyla daha az kırılganız. Birkaç aydır yazılarımdaki tona dikkat ettiyseniz bu hiç inandırıcı gelmiyor bana.2006 Nisan ayına kıyasla şimdi hangi makro göstergemiz daha iyi? Enflasyon ve faiz daha yüksek, büyüme hızı daha düşük, cari açık daha fazla. Bütçe disiplini daha az. Tek olumlu olan, kamu borcunun daha düşük olması. Buna karşılık, özel sektörün dış borcu şimdi daha yüksek, açık pozisyonu daha fazla. Para politikası açısından bakarsanız, 2002-2005 döneminde hedefleri hiç bir zaman aşmamış enflasyon. Bu nedenle de 2006 başında enflasyon hedeflemesi rejimine önemli bir kredibilite kazancı ile başlanabilmiş. Şimdi ise hedefle enflasyon arasında önemli bir fark var ve bu uzun bir süredir devam ediyor. Bu olgunun temel nedeni olan enerji ve tarımsal ürün fiyatlarındaki yüksek gidişat ise orta yerde duruyor. Yani, hedeften sapma sürecek.Siyasi sonuçları açısından, 2006'daki en önemli falso, Merkez Bankası yönetiminin değiştiriliş biçimiydi. İki kuşkuya yol açtı toplumda. Birincisi, işbaşındakilerin uygulaya geldikleri yapısal reformların özünü pek de kavramadıkları izlenimi ortaya çıktı. Demek ki Merkez Bankası bağımsızlığı ne demek, bu bağımsızlık aslında onların işlerini nasıl kolaylaştırmaktadır, anlaşılmamıştı. Muhtemelen o zamana değin anlamış gibi yapılıyordu; zira öyle davranmanın iyi olacağı fark edilmişti, belki de onlara öyle tavsiye edilmişti. İkincisi, kanunla kendisine verilen temel görevler açısından bakıldığında elde ettiği sonuçlar başarılı olan (hedefleri hiçbir zaman aşmayan enflasyon) bir yönetim demek ki 'bizden değil' diye değiştirilebiliyordu.Tamam, zaman bu kuşkuların ne derece doğru olduğunu ortaya çıkardı. Ama en azından 2006 çalkantısı sırasında, adı üstünde, bunlar birer kuşku düzeyindeydi. 2006 Nisan ayında su üzerine çıkmış bir siyasi gerginlikten söz etmek mümkün değildi. Şimdi öğreniyoruz, derin sularda büyük çalkantılar varmış, 'Hiç kuşku duymayıp zaten emin olanlar' rahat durmuyorlarmış, falan... Ama ekonomik yansımaları açısından baktığımızda ortada belirgin bir gerginlik yoktu.Oysa 2007'den başlayarak zaman zaman yatışmış gibi görünse de siyasi gerginlik giderek arttı. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile başlayan ve şu sıralar yine tırmanan süreci ve sonucunda artan kutuplaşmayı düşünün. Şu sıralardaki kutuplaşmanın ve gerginliğin boyutu herhalde o dönemdeki ile karşılaştırılmaz bile.Uzun sözün özü, şu sıra 2006 ortasına kıyasla daha az kırılgan değiliz. Tam tersi, daha kırılganız. Hemen hemen her açıdan. Başlangıçtaki soruların yanıtını başka bir yerde aramak gerekiyor bu durumda.

     

    Bu yazı 07.04.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

     

    Etiketler:
    Yazdır