Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Kur ve faiz sıçrayabilir mi?

    Fatih Özatay, Dr.10 Nisan 2008 - Okunma Sayısı: 1048

     

    Uluslararası piyasaların yaşadığının bir deprem olduğu açık. Buna karşın piyasalarda gözlediğimiz kur ve faiz hareketleri 2006'nın mayıs ayında başlayan çalkantıya kıyasla çok sınırlı. Bunun nedenlerini tartışmaya çalışıyordum birkaç yazıdır.İlk akla gelen neden, şu dönemdeki makroekonomik temellerimizin o döneme kıyasla daha sağlam olmasıydı. Oysa pazartesi günü biraz deşmeye çalıştığım gibi, şu sıralarda 2006 ortasına kıyasla hemen her açıdan daha kırılganız. Bu durumda piyasaların sınırlı tepkisi için başka nedenler aramamız gerekiyor.Akla gelebilecek ikinci bir neden, bu dönemde yükselen kurları fırsat bilerek vatandaşlarımızın bol miktarda döviz bozdurmaları olabilir. Hiç verilere bakmadan, bu sava karşı şu şüpheli yaklaşım geliştirilebilir: Birincisi, neden kurun çok daha fazla yükseldiği (iki ayda sepet olarak yüzde 30) 2006 çalkantısı sırasında değil de kurdaki hareketin daha sınırlı olduğu (yüzde 19 dolayında) şimdi bozdurdular? İkincisi, şimdi herkes yurtdışında olan biten deprem üzerinde yazar ve çizerken, neden kurun daha da yükselebileceğini düşünerek ellerindeki dövizleri biraz daha tutup, sonra bozdurmuyorlar?Şüphesiz spekülatif sorular bunlar. Verilere dayanmadan 'kahve sohbeti' şeklinde ne cevap verirseniz uygun düşebilir. Ama bu tür soruların faydası, tartışmayı daha derinleştirmeye yol açma imkânı vermeleri şeklinde ortaya çıkıyor.Oysa bu noktada bir sorunla karşılaşıyoruz. Vatandaşlarımızın cepte tuttukları döviz miktarını bilmiyoruz; dolayısıyla da hareketlerini izleyemiyoruz. Ama yabancı para cinsinden mevduatın haftalık gelişimini inceleyebiliyoruz. 2006'daki çalkantı dönemi ele alındığında, mesela nisan ayının sonundan haziran ayının sonuna kadar dolar cinsinden mevduat 1.2 milyar dolar, avro cinsinden olan da 0.4 milyar avro azalmış. İçinde yaşadığımız deprem sırasında da sınırlı bir hareket var: 21 Mart ile ocak başındaki dönemi karşılaştırdığımızda dolar cinsinden mevduatın çok az (0.1 milyar dolar), avro cinsinden olanın ise 1.7 milyar avro azaldığını saptıyoruz.Dolayısıyla, salt yerleşik vatandaşlarımızın yabancı para mevduat hesaplarına baktığımızda iki dönem arasında farklı bir hareket belirleyemiyoruz. Buna karşılık yerli para cinsinden mevduat her iki dönemde de artıyor. Şu sıradaki artış biraz daha düşük.Sanıyorum iş dönüp dolaşıp yabancıların davranış biçiminde düğümleniyor. Her iki dönemi bu açıdan sağlıklı biçimde karşılaştırabilmek için, borsa endeksindeki ve devlet iç borçlanma senetlerinin fiyatlarındaki dalgalanmalardan arındırarak, yabancıların tuttukları hisse senedi ve tahvil miktarındaki değişimlere bakmak gerekiyor.Şu anda bu veriler elimde yok. Ama şu olasılık sanıyorum akla oldukça yakın: 2006 çalkantısı sırasında gelişmiş ülkelerin mali sistemi deprem yaşamıyordu. ABD Merkez Bankası'nın beklenenden daha önce ve daha yüksek miktarda faiz artıracağı bekleyişleri yaygınlaşmıştı. Yabancı mali yatırımcılar bu durumda bizim gibi ülkelerdeki pozisyonlarını azaltıp, daha güvenli limanlara (gelişmiş ülkelere) yelken açmayı yeğlemişlerdi. O dönemde sığınılacak güvenli limanlar vardı. Oysa şimdiki duruma bir bakın: Gelişmiş ülke limanları güvenilir değil. Oralara dönüldüğünde tekneleri batırmak olasılığı var.Bizdeki faiz ve kur tepkisinin 2006'ya kıyasla sınırlı olmasının temel nedeninin bu olduğu düşüncesindeyim. Bu doğruysa eğer, şu da doğru: Biz bozduğumuz istikrarı yeniden sağlamazsak, gelişmiş ülkelerin limanları her şeye rağmen bizimkilerden çok daha güvenli olacak. Bu da, şu andaki ılımlı kur ve faiz yükselişlerini mumla aramamız olasılığının hiç de düşük olmaması demek.

     

    Bu yazı 10.04.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

     

     

    Etiketler:
    Yazdır