Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Stagflasyon riski

    Fatih Özatay, Dr.17 Nisan 2008 - Okunma Sayısı: 1394

     

    Stagflasyon (stagflation), İngilizce durgunluk (stagnation) ile enflasyonun (inflation) karışımından türetilmiş bir sözcük. Büyüme hızı düşerken (potansiyel büyüme hızının belirgin biçimde altına inerken diye de okuyabilirsiniz) enflasyonun da artması anlamına geliyor. Oldukça sevimsiz bir durum kısacası.Büyüme hızı düşerken enflasyonun artmasının arkasındaki temel neden, talepte bir azalma olmamasına karşın ekonominin üretim kapasitesinin eski düzeyinde kullanılmasına izin vermeyen engeller. Ya da bu kapasitenin eskisi kadar yüksek olmasının üreticilere artık kârlı gelmemesi. Yani arz şokları. Mesela, enerji fiyatlarındaki oldukça yüksek artışlar, mesela kuraklık gibi faktörler. Dış basında bir yorum çıktı. Yoruma göre Türkiye ekonomisinde önümüzdeki dönemde stagflasyon gözlenmesi riski varmış. Gelin tartışalım stagflasyon riskini.Çok büyük ihtimalle 2008'deki büyüme hızımız 2007'nin altında kalacak. Ne kadar altında kalacağı, büyük ölçüde dışarıdaki depreme bağlı. Dışarıdaki deprem bu şekilde azımsanmayacak bir süre daha devam ederse, büyüme hızımız oldukça düşük olacak.Çünkü dışarıdaki depremin bu biçimde sürmesi demek, bizim 'ölmememiz' ama 'sürünmemiz' anlamına geliyor. Temel nedeni de belirsizliklerin bir süre daha sürecek olması. Belirsizlikler, ertelenen yatırımlar ve azaltılan dayanıklı tüketim harcamaları demek. Mali depremin Avrupa'ya da sıçraması halinde bu tablo daha da olumsuzlaşacak.2007'deki büyüme hızımızın uzun dönem ortalama büyüme hızımız civarında olduğunu dikkate alalım. 2001 krizinden bu yana yaptığımız reformların potansiyel büyüme hızımızı bir miktar yukarıya çektiğini düşünelim. Bu durumda 2008'de beklediğimiz gibi 2007'ye kıyasla belirgin biçimde daha düşük bir büyüme hızı gerçekleşirse, potansiyelimizin oldukça altında kalacağız demek.Dikkat edilirse temel senaryoda büyüme hızında öngördüğüm düşüş talep tarafından geliyor. Bu durum büyüme hızındaki düşüş öngörüsü her ne kadar stagflasyon tanımı ile uyumlu ise de, enflasyon açısından aynı uyumun söz konusu olamayabileceğini söylüyor. Açayım: Enflasyon zaten uzunca bir süredir hedefin çok üzerinde belli bir aralıkta (7-9) dalgalanıp duruyor. Enflasyonun daha da artıp artmayacağı üç temel unsura bağlı bundan sonra. Birincisi, iç talep. İç talebin artış hızında belirgin bir yavaşlama öngörüsü eğer doğru çıkarsa bu durumda enflasyon olumlu yönde etkilenecek. İkincisi, tüm dünyada mal fiyatlarının artıyor olması. 2007'de de mal fiyatları yüksek düzeydeydi. Ama şimdi daha da yükseliyor. Bu bizdeki enflasyonu olumsuz yönde etkileyecek.Üçüncüsü ise döviz kuru. Kurun bundan sonra daha da yükselip yükselmeyeceği yine dışarıdaki gelişmelere bağlı. Yukarıdaki temel senaryo çerçevesinde kurda yükseliş beklemek doğru olur. Ne kadar yükseleceği dışarıdaki depremin ne kadar süreceğine ve şiddetlenip şiddetlenmeyeceğine bağlı. Bu da enflasyonu artırıcı bir unsur.Kısacası, üç temel unsurdan iki tanesi enflasyonu artırıcı, bir tanesi ise azaltıcı yönde çalışacak. Bu durumda, mevcut koşullar altında enflasyonda belirgin bir artış beklemek çok doğru değil. Kısa dönemde dalgalanmalar olabilir, ancak yılsonunda şimdikinden çok daha yüksek bir enflasyon pek olası değil gibi. Ama koşullar daha da olumsuzlaşır, içeride siyasi durum oldukça belirsizleşir ve sonucunda kur artışları keskinleşirse, o zaman daha yüksek bir enflasyon ve stagflasyondan söz etmek mümkün olacak.

     

    Bu yazı 17.04.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır