Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Faizi artırmak gerekiyor mu?

    Fatih Özatay, Dr.21 Nisan 2008 - Okunma Sayısı: 1204

     

    Para politikası açısından çok zor dönemlerden geçiyoruz. Ama bir o kadar da heyecanlı. Akademik açıdan elbette bu heyecan. Uzunca bir süredir hedefin oldukça üzerinde gezinen bir enflasyon var. Hedeften bunca sapmanın nedeni iç talebin fazla olması değil. Ücret ve maaş artışlarının da hedefle uyumsuz olduğu söylenemez. Üstelik birkaç ay öncesine kadar kurdaki hareket değil enflasyonu artırmak, enflasyonu düşürmek yönündeydi.Hedeften bunca sapmanın temel nedenini hepimiz biliyoruz. Tüm dünyada enerji, gıda ve emtia fiyatları artıyor. Üstelik de oldukça hızlı artıyorlar. Bu dışsal koşullar enflasyon bekleyişlerini de bozmaya başladı. 'Kitaba' bakarsanız, enflasyon bekleyişlerini bozmadığı sürece dışsal arz şoklarına para otoritesinin tepki vermemesi gerekiyor. Ama bekleyişleri olumsuz etkilemeye başlıyorsa faizleri artırmak gerekiyor.Zaten Merkez Bankası (MB) son duyurusunda gerekirse faizleri artırabileceği sinyalini verdi. Kitap böyle dese de, bu durumda faiz artırmak doğru mu? Yoksa kitabın dipnotları ya da sonundaki 'teknik' bölümlerinde başka şeyler de yazıyor mu? İçinde bulunduğumuz zor dönemin akademik açıdan heyecanlı olması, bu yüzden. Bu sorular yanıt bekliyor çünkü.'Kitap', falan dedim, ama gelin kitabı bir tarafa bırakalım. Düşünmeye çalışalım. Şu anda enflasyonu olumsuz yönde etkileyen faktörlere tekrar bakalım: Birincisi, yukarıda belirtilen enerji, gıda ve emtia fiyatları. İkincisi, dışarıdaki deprem nedeniyle son birkaç ay içinde artmaya başlayan kur. Enflasyon açısından risk ne? Bu olumsuzlukların ileride de sürmeleri, hatta daha da kötüye gitmeleri. Bu durumda beklenen enflasyon da yükselecek. Ücret pazarlıklarına ve fiyatlama davranışlarına yansımaya başlayacak bozulan bekleyişler.Peki bu durumda MB'nin faiz artırması bu faktörleri nasıl etkileyecek? Birinci faktörü (yükselen mal fiyatları) etkilemeyecek, onlar kürede belirleniyorlar. İkinci faktörü, kuru etkileyebilir mi? Kurdaki yükselişin arkasındaki asıl nedenin yurtdışındaki depremin yarattığı riskler olduğu düşünülürse, bizdeki faiz artırımının bu riskleri etkilemeyeceği ortaya çıkar.Sermaye çıkışlarını engellemek ya da daha fazla giriş sağlamak için ölçülü değil, yüksek bir faiz artırımı yapmak gerekir. Bu da bana çok 'saçma' geliyor. Çünkü mevcut kur hareketi iktisadi temellerden kopuk değil. Bu durumda çok yüksek bir faiz artışı suni olarak kuru baskılamak için olur, yani uygulandığı iddia edilen ama doğru olmayan o 'yüksek faiz-düşük kur politikası' tam da bu durumda geçerlik kazanır. Zaten MB'nin böyle bir düşüncesi yok, 'ölçülü' artırımdan söz ediyor zira. Bu saçma olasılığı geçelim.Bu durumda faiz artırımı sadece bekleyişlerdeki bozulmayı ve bu bozulmanın ilerideki enflasyonu olumsuz etkilemesini engellemek için düşünülebilir. Ama durun bir dakika! Bekleyişlerdeki bozulmanın nedeni neydi? Tüm kürede artan enerji, gıda ve emtia fiyatları yüzünden artan enflasyon değil miydi? Faiz artışı, küresel fiyat artışlarını ortadan kaldırmayacağına göre, bekleyişleri nasıl düzeltecek?Şöyle düzeltebilirdi: Birincisi, iç talep artışı hızlı olsaydı, buna karşı bir şey yapılmış olurdu faiz artırımıyla. İkincisi, aynı anda hükümetten de önemli adımlar atılsaydı; IMF ile kuvvetli biçimde devam edileceği açıklansaydı, AB sürecini hızlandırıcı reformlara başlansaydı ve şirketler kesiminin açık pozisyonunu sınırlamaya yönelik düzenleyici ve denetleyici otoriteden bazı kararlar gelseydi... Oysa iç talep zaten düşük bir düzeyde. Sayılan diğer unsurlarda da kıpırdama yok.Peki bu durum enflasyon hedeflemesi rejiminin iflası mıdır? Değil, çıkış elbette var. Devam edeceğim.

     

    Bu yazı 21.04.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır