Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Kamu bankaları nasıl zarar eder?

    Fatih Özatay, Dr.27 Nisan 2008 - Okunma Sayısı: 948

     

    'Mayıs 2001' tarihini taşıyor. Adı 'Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı: Hedefler, Politikalar ve Uygulamalar'. İki sayfalık bir 'sunuş' ile başlıyor. Altındaki imza Devlet Bakanı Dr. Kemal Derviş'e ait. T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı matbaasında basılmış.İlk bölümü '1990-1999 Döneminde Ekonomide Oluşan Temel Sorunlar' başlığını taşıyor. Bu bölüm iki ana alt bölüme ayrılmış: 'Sürdürülemez İç Borç Dinamiği' ve 'Mali Sistemdeki Sorunlar'. Şöyle başlıyor bu bölüm:"Kamu bankalarına devlet tarafından verilen tarım kesimi ile küçük ve orta boy işletmeleri destekleme görevi sonucunda oluşan zararların zamanında ödenmemesinin yanısıra, uzun yıllardır devam eden ve ekonomik etkinliğe ters düşen müdahaleler ve kamu bankalarının yönetim sorunları bu bankaların mali bünyelerini önemli ölçüde bozmuştur. Kriz ortamında kamu bankalarının devletten olan alacaklarının ortaya çıkardığı finansman ihtiyaçlarını kısa vade (hatta gecelik) ve yüksek maliyetle piyasadan karşılamaları bir yandan zararların gittikçe artmasına, diğer yandan da mali sektörde istikrarsızlık unsuru olmalarına yol açmıştır. Bu durum, piyasalarda faiz oranlarının yüksek seviyelerde seyretmesine neden olmuştur."Çok uzun bir alıntı oldu; ama çok çok önemli bir paragraf. 2001 krizinin en önemli nedenlerinin başında bankacılık sektörünün 'hasta' olması geliyordu. Hem özel, hem de kamu bankalarının bir kısmında devasa sorunlar birikmişti. Krizin baş nedeni olan mali sektör, krizden en büyük hasarı gören sektör de oldu aynı zamanda. Milli gelire oranla yüzde 54 düzeyinde olan kamu borcu, büyük ölçüde mali sektörü temizleme operasyonu sonucunda milli gelirin yüzde 104'üne sıçradı. Toplumsal olarak çok ama çok büyük bir maliyet ödedik mali sektörü yeniden çalışabilir duruma getirmek için.Alıntı yaptığım paragraf o dönemde kamu bankalarındaki temel sorunu çok güzel biçimde özetliyor: Tekrar tekrar okumakta yarar var. Neymiş? Aslında bütçe harcamaları arasında olması gereken ve dolayısıyla finansmanının da bütçeden açık biçimde nasıl yapıldığının görülmesi gereken bazı destekleme harcamaları kamu bankalarına yüklenmiş. Ama onlara bu iş için kaynak aktarılmamış. Bu birincisi. Ekonomik etkinliğe ters düşen müdahaleler yapılmış bu bankalara. Yani, 'Şuna kredi ver ve bu kredinin maliyeti fazla olmasın' emri gelmiş yukarıdan. Bu ikincisi. Doğal olarak yönetim sorunu varmış bu bankalarda. Bu da üçüncüsü.Sözünü ettiğim yayının sekizinci sayfasında bir de grafik var. Bu grafikten anlaşıldığı kadarıyla bu 'görev zararı' işi 1992'de başlamış. 1999 yılına gelindiğinde kamu bankalarının görev zararı nedeniyle Hazine'den birikmiş alacaklarının toplamı milli gelire oranla yüzde 16.5'e ulaşmış! Korkunç yüksek bir rakam. O grafikten yola çıkarak birkaç kaba hesaplama yaptım. Şöyle: 1999 yılında görev zararı nedeniyle oluşan bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 6.5. İşletilen faizleri dışlarsanız, görev zararlarının faiz hariç bütçe açığına katkısı milli gelirin yüzde 3.9'u. 1998 yılı için bu değerler sırasıyla yüzde 4.8 ve 3.6. İnanılmaz yüksek rakamlar bunlar. Mesela 2007 ve 2006 yıllarındaki toplam bütçe açığı bu değerlerin altındaydı. Gerçekten inanılmaz rakamlar.Krize giden süreçte kamu bankalarının oynadığı önemli olumsuz yükün ne kadarı yukarıdaki alıntıda belirtilen 'ekonomik etkinliğe ters düşen müdahaleler' sonucunda oluşmuş bunu bilmemiz mümkün değil. Ama demek önemli boyutta ki dönemin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı'nın imzasını taşıyan bir raporda üzerinde durulmuş.Hoşlanmayanlarınız olabilir; ama dönüp ara sıra tarih okumakta büyük yarar var.

     

    Bu yazı 27.04.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

     

    Etiketler:
    Yazdır