Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Nereye, ne kadar?

    Fatih Özatay, Dr.12 Mayıs 2008 - Okunma Sayısı: 850

     

    İçinde bulunduğumuz koşullarda yeni bir ekonomik hikâyeye öylesine ihtiyacımız var ki... Türkiye'nin ekonomik açıdan bir üst lige sıçrayacağının güvencesini verecek, kısaca ileriye tekrar güvenle bakmamızı sağlayacak bir hikâyeye... Böylelikle dışarıdaki depremi en az hasarla atlatacağımıza da inanacağız. Bu hikâye özünde Türkiye'nin potansiyel büyüme hızını nasıl artıracağımızı ve işsizlik sorunu ile nasıl baş edeceğimizi anlatmalı bize.
    Diyelim ki böyle bir hikâye yazdınız, ekonomiye duyulan güvenin giderek azaldığı bu çalkantılı ortamda bunu nasıl anlatırsınız? Farklı biçimde sorarsam; önemli bir reform hamlesine nasıl başlarsınız? Herhalde Bağdat'taki sağır sultanın bile duyacağı bir kampanya ile. O sultanın duyduklarına inanması için de hiçbir tereddütte yer vermeyecek şekilde o kampanyada 'gereken her şeyi' açıklamanız gerekir. Önce işgücü piyasasına ilişkin bazı hazırlıkların yapıldığını duyduk. Sonra bir istihdam paketi gündeme geldi. Nihayetinde geride bıraktığımız hafta Meclis Çalışma Komisyonu'nca kabul edilerek Genel Kurula sevk edildi. Tasarı Genel Kurula sevk edilmeden iki gün önce iki bakanımız bizlere Orta Vadeli Mali Çerçeve açıkladılar. 'Hazırlanma Amacı' bölümünde bu çerçeve ile "istihdam paketi, mahalli idareler reformu ve GAP yatırımlarına hız kazandırılması gibi politika adımları dikkate alınmakta" deniliyor. Bu amaçla faiz dışı fazlada indirime gidiliyor. Üstelik hesaplanan faiz dışı fazla ile kamu borç stokunun milli gelire oranının ilerideki yıllarda azalmasının da garantiye alındığının bize müjdesi veriliyor. Açıklanan çerçeveye ilişkin son iki yazımdaki temel eleştirim 'zamanlama' konusundaydı. Ek ve de önemli bir zafiyeti daha var o açıklamanın: Açıklanış biçimi. Sadece son hafta bu konuda basında çıkan yorumlara şöyle bir bakmak bile yeterli bu açıklanış biçiminin ne denli yetersiz olduğunu anlamak için. Somut bir örnek vereyim: Orta Vadeli Mali Çerçeve'nin 15. sayfasında 2008 yılına ilişkin bir tablo yer alıyor. O tabloda merkezi yönetim faiz dışı fazlasının milli gelire oranının yıl başındaki programa kıyasla 0.7 puan azaltılarak yüzde 2.7'e düşürüldüğünü görüyoruz. Buna karşın, merkezi yönetim bütçe dengesinde 0.5 puan iyileşme olacağı söyleniyor bize: Milli gelire oranla bütçe açığı yüzde 1.9 olarak planlanmışken, şimdi 1.4'e düşeceği belirtiliyor. Yani, faiz dışı fazla hedefinde bir miktar gevşeme var, ama faiz harcamaları da dahil edildiğinde toplam bütçede bir gevşeme yok; aksine sıkılaştırma var. OlabilirÖ Peki de nasıl? Borçlanma faizi mi düşecek? Faiz düşmese bile bu yıla düşen daha az mı faiz ödemesi var? Bu yıl değişken faizli tahvillerin değil de daha çok sabit faizli tahvillerin mi faiz ödemesi var? O faizler düşük düzeyde mi? Kur mu düşüyor? Bize açıklanmıyor. Yanlış anlaşılmasın, "Bir şey saklanıyor" falan demiyorum; çok büyük bir ihtimalle bunun tatmin edici bir yanıtı var, ama biz bilmiyoruz. Asıl sorun da bu zaten. Bizlerin giderek olumsuza dönen bekleyişleri değiştirilmeden çapa atma ve reform yapma hamlesinden sonuç almak mümkün değil; ama bekleyişlerinin değişmesi beklenen bizler hamlenin arkasında ne olduğunu bilmiyoruz. Bir örnek daha: Yukarıda çerçevenin 'Hazırlanma Amacı' bölümünden bir alıntı verdim. Orada sayılan reformlara ve de yatırımlara 'hız kazandırılması' amaçlanıyor faiz dışı fazladaki indirimle. İyi de ne kadar? İstihdam paketine ne kadar kaynak ayrılıyor bu indirimle? GAP yatırımlarına ne kadar? Mahalli idareler reformuna ne kadar? 2008'de ne kadar? 2009'da ne kadar? 2010'da ne kadar? Biz de bilsek iyi olmaz mı?

     

    Bu yazı 12.05.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

     

    Etiketler:
    Yazdır