Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Düşük büyüme hızımızın nedenleri

    Fatih Özatay, Dr.30 Haziran 2008 - Okunma Sayısı: 1092

     

    Afganistan'ın kişi başına gelir düzeyi 724 dolar, Etiyopya'nın 806 dolar, Norveç'inki ise 53 bin dolar. Büyük bir uçurum söz konusu. Daha uç örnekler de var. Mesela Zimbabwe 188 dolar, Lüksemburg 80500 dolar. Neden?Ülkelerarası gelir farklılıkları üç ayrı boyutta ele alınıyor. İlk ikisi durum saptamasına ilişkin, üçüncüsü ise ekonomi politikasına yönelik. İlk olarak verimlilik, teknoloji, sermaye birikimi, işgücünün boyutu ve niteliği araştırılıyor. Farklılıkların bunların hangilerinden kaynaklandığı belirlenmek isteniyor.İkinci olarak verimlilik, teknoloji ve üretim faktörlerinde gelir farklılıklarına yol açan olumsuz 'durum'un arkasındaki nedenlere iniliyor. Üç grupta toplanabilir bu çalışmalar: Kurumsal yapı (mevcut yasaların niteliği, yasalara ne ölçüde uyulduğu gibi), dışa açıklık (verimlik ile ilişkisi nedeniyle) ve coğrafi konum (hastalık, doğal kaynaklar, pazarlara uzaklık gibi nedenlerle). Üçüncü boyut ise bu durumu ortadan kaldırmak için ne tür ekonomik politikalar uygulanması gerektiği ile ilgileniyor.Daha önce (15 Haziran'da) bu köşede ilk boyutta yer alan bir çalışmadan söz etmiştim: Şeref Saygılı ve Cengiz Cihan'ın TÜSİAD ve Merkez Bankası tarafından ortaklaşa yayınlanan "Türkiye Ekonomisi'nin Büyüme Dinamikleri" adlı çalışmaları. Potansiyel büyüme hızımızın yüzde 5 dolayında olduğunu saptıyorlardı. Yüzde 7 civarındaki bir hızı yakalarsak oysa gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı makul bir sürede kapatabileceğiz. Bu bizi tatmin etmeyen ekonomik büyümenin büyük ölçüde yatırımlar yoluyla sağlandığını belirtiyorlardı yazarlar. İşgücünün ve verimlilik artışının ise büyümeye pek bir katkısının olmadığını vurguluyorlardı. Dolayısıyla, uzun dönemli sürdürülebilir bir büyüme yapısına erişmede önemli bir engelle karşı karşıya olduğumuz saptaması vardı.Oldukça uzun dönemi kapsayan bir başka ve önemli çalışma daha var Türkiye üzerine. Sumru Altuğ (Koç Üniversitesi), Alpay Filiztekin (Sabancı Üniversitesi) ve Şevket Pamuk (Boğaziçi Üniversitesi) tarafından kaleme alınmış: "Türkiye İçin Uzun Dönemli Ekonomik Büyümenin Kaynakları, 1880-2005" başlığını taşıyor. Orijinali İngilizce olan bu çalışmayı okumak isteyenler CEPR Tartışma Tebliği No 6463 (2007 Eylül) olarak arayabilirler.Bulgularının bir kısmı şöyle: Türkiye ile günümüzün gelişmiş ülkeleri arasındaki gelir farklılığı 19. yüzyılda önemli ölçüde açılıyor. Bu farklılık birinci dünya savaşından bu yana neredeyse pek değişmeden sürüyor. İkincisi, 1930 sonrası elde ettiğimiz ekonomik büyümenin arkasında asıl olarak sermaye birikimi (yatırımlar) var. Ancak sermaye birikim hızımız düşük bir düzeyde. Bu bulgu Saygılı ve Cihan'ın temel bulgusu ile örtüşüyor.Toplam faktör verimliliği kabaca, bir ülkenin büyüme hızının işgücünün, fiziki sermayenin ve beşeri sermayenin büyüme hızı ile açıklanamayan kısmı (büyüme hızı ile diğerlerinin büyüme hızlarının ağırlıklı toplamı arasındaki fark) olarak adlandırılabilir. Bu farklılığın asıl olarak teknolojik gelişmeden kaynaklandığı düşünülebilir. Yazarlar toplam faktör verimliliğimizin artış hızının da düşük olduğunu gösteriyorlar. Özellikle Asya kaplanları ile karşılaştırıldığında aradaki fark daha da bir belirginleşiyor. Bir başka bulguları da (verimsiz) tarımdan (verimli) tarım dışına geçiş hızının yetersiz bir düzeyde olduğu şeklinde.Yazarlar daha sonra kurumsal yapı, beşeri sermaye ve makroekonomik politikaların bu performansın ortaya çıkmasında oynadığı rolü araştırıyorlar. Tahmin edeceğiniz gibi pek sevimli değil bu unsurların oynadığı rol.

     

    Bu yazı 30.06.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır