Arşiv

  • Ekim 2022 (2)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    Önemsiz bir 'önemli' toplantı

    Hasan Ersel, Dr.01 Kasım 2010 - Okunma Sayısı: 1465


    Alınması gereken önlemler konusunda G7 ile G20 arasında görüş birliği yok.

    Beşinci G20 toplantısı, 11-12 Kasım 2010'da Seul'de yapılacak. İlgili ülkelerin devlet ya da hükümet başkanları oraya taşınacak, kocaman masaların etrafında toplanacaklar. Sonra da büyük bir olasılıkla çok daha önce üzerinde anlaşma sağlandığı kamuoyunca zaten bilinen kararların alındığı ilan edilecek. Son anda çözülen, aslında pek önemli olmamasına rağmen yaşamsal kategorisine terfi ettirilen bir-iki noktaya dikkatlerin yoğunlaşması sağlanacak. Sonra şölen sona erecek, ileride bir gün buluşulma kararı alınacak. Katılan liderler ülkelerine dönüp her biri kendi bildikleri yolda, bıraktıkları yerden işlerine devam edecekler.

    Hiç mi önemlice karar alınmayacak? Alınacak tabii. Örneğin bankacılıktaki düzenlemeler ya da IMF'nin yeniden yapılandırılması. Ama bunlar için G20 toplantısına gerek var mı? Daha önce de bu tür düzenlemeler yapılmış, ülkeler benimseyince de yürürlüğe girmişti.
    Şimdi de öyle olacak. Ülkeler ne zaman benimseyecekler? İşlerine geldiği zaman. Uluslararası işbirliği yapılmış olmayacak mı? Görünürde evet, özde tartışmalı: Küresel ekonominin işleyişine ilişkin sorunların önemlice bir kısmını eleyip kalanları üzerinde uzlaşma sağlamanın anlık görünümü kurtardığı söylenebilir. Sonra ne olacağı ise şimdilik pek belli değil.

    G20 olmasaydı

    Peki, bu yoruma bakıp G20'den bir şey çıkmaz sonucuna varabilir miyiz? İşi ciddiye alırsak hayır. Çünkü, "G20 gibi bir oluşum olmasaydı ne olurdu" sorusunu da sormamız gerek. Küresel ekonomide mali istikrarın sağlanması gerekiyor. Ama bunu yapacak bir küresel yetke yok. Peki ülkeler kendi iradeleriyle bunu yapmazlar mı? Hem iktisat kuramı hem de son krizde yaşananlar bunun çıkar yol olmadığını gösteriyor. Çare?

    İşte bu noktada G20 devreye giriyor. G20'yi 'G7 ve davetlilerinden' oluşan bir özel dernek olarak düşünebiliriz. Böyle bir derneğin varlığı sonucu değiştirir mi? İktisat kuramı, değiştirebileceğini söylüyor. Çünkü G20 bir karar alıp "şunları yapmak gerek, bunun için de şu kadar katkı yapıyorum" dediğinde, diğer ülkeler ne yapılacağı konusunda bir fikir sahibi oluyorlar. Onlar da kendilerinin ne yapacaklarına karar veriyorlar.

    Görüş birliği yok

    Katkı yapmamayı tercih ederlerse, G20 üyeleri onların yerine geçip bu işin maliyetini üstlenemeyeceği için mali istikrar sağlanamayacak. Bu, herkes için kötü. O zaman bu ülkelerin G20'nin önerisi ışığında ne kadar katkı yapacaklarını belirlemeleri gerekiyor. İktisat kuramı, bazı basitleştirici varsayımlar altında, bu durumda ulaşılacak mali istikrar düzeyinin ülkelerin kendi başlarına kaldıkları duruma oranla daha fazla olacağını gösteriyor.

    Peki neden şu sıralarda G20 konusunda karamsarlık hâkim? Öyle görülüyor ki mali istikrarı sağlamak için alınması gereken önlemler konusunda G7 ve dolayısıyla G20, üyeleri arasında da görüş birliği yok. Bu da G20'de uzlaşma sağlanan konuların mali istikrarı sağlamada yetersiz kaldığı izleniminin doğmasına yol açıyor. G20'nin Seul'deki 'önemli' toplantısını önemsiz kılan da bu.


    Bu köşe yazısı 01.11.2010 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

    Etiketler: G20, G20 Çalışmaları,
    Yazdır