Arşiv

  • Mart 2021 (2)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)

    Mark Zuckerberg Türkiye’de askere gitseydi ne yapardı?

    Esen Çağlar22 Şubat 2012 - Okunma Sayısı: 4549

     

    Mark Zuckerberg 1984’de New York’ta değil de İstanbul’da doğsaydı bugün büyük ihtimalle askere ne zaman nasıl gideceğini düşünüyor olurdu. Bir önceki yazımda[1] Türkiye’deki ekosistemin gençlerimize Zuckerberg’in ABD’de sahip olduğuna benzer bir ortam sunmaktan hayli uzak olduğunu anlatmaya çalışmıştım. O yazıda bir şeyi atlamışım: Askerlik meselesi.

    Facebook fikrini geliştirdikten sonra, Mark Zuckerberg şirketini kurmak için okulunu yarıda bırakmıştı. Ülkemizde ise ben bir üniversite öğrencisinin okulunu yarıda bırakıp şirket kurduğunu pek görmedim. Bizde okul uzatılır ama bırakılmaz, uzun dönem askerlik yapmamak için. Okul bittikten sonra pek çok potansiyel girişimci önce master sonra da doktora programlarına yazılırlar, askerliği biraz daha erteleyebilmek için. Girişimci olması gereken insanlar akademik oluverirler. Ya da yurtdışına çıkmanın yolunu ararlar.

    Girişimcilerimizin hayatını kolaylaştıran bir askerlik sistemimiz olmadığı aşikar. Askerliğin zaten girişimcilikle veya yaratıcılıkla alakası nedir diye de sorabilirsiniz. Buna bir cevabım yok. Peki, şöyle sorsak: Zuckerberg[2] gibi insanlar Türkiye’de yaşasaydı, vatan borçlarını nasıl ve ne şekilde ödemeyi isterlerdi?

    Konunun uzmanları büyük ihtimalle saçma bulacaklar, ama ben bu yazıda askerlik sistemimize yönelik bazı hayallerimi yazmak istiyorum. Böyle bir sistemimiz olsaydı, Zuckerberg gibiler bu ülkede doktor olmazlar veya başka ülkelere kapak atmanın yolunu aramazlardı diyebilmek için.

    İşte benim “altı adımda zorunlu askerlik hizmeti reformu” önerim:

    1. Hizmetin uzunluğu 12 ay olsun ve bu hizmeti herkes aynı yaşta, liseyi bitirir bitirmez, üniversiteye başlamadan yapsın. Bu sayede liseyle üniversite arasında gençlerin soluklanması, hayatı, toplumu ve ülkelerini tanıyıp, üniversiteye gideceklerin daha olgunlaşıp gitmeleri sağlanmış olur. Ayrıca bu “stres kaynağı” üniversite sonrasına taşınmamış, girişimcilerin hayata erken atılması kısıtlanmamış olur. Aynı zamanda girişimcilerin hayattaki problemleri görmeleri için fırsatları artırılmış olur. Şu da önemli: Bu hafta zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması kararı alındı. Yani bundan sonra tüm gençlerimiz en az lise mezunu olacaklar.
    2. Zorunlu vatan hizmeti sadece askeri kışlada yapılan bir hizmet olmaktan çıkarılsın, eğitim, sağlık, emniyet, yargı gibi diğer kamu hizmetleri de bunun kapsamına alınsın. Zaten Anayasamızın 72. Maddesi zorunlu vatan hizmetinin sadece Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yapılmayabileceğini belirtiyor: “Vatan hizmeti her Türk’ün hakkı ve ödevidir  Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.” Ülkemizin kamu hizmetleri alanında yapamadığı ne kadar çok şeyin olduğu düşünülürse, vatan hizmetinin kapsamının genişletilmesi sayesinde, bu açığın bir nebze giderilmesine de katkı sağlanabilmiş olur.
    3. Vatan hizmetine başlamadan önce gençlerin fiziki özelliklerinin yanında, yeteneklerini, becerilerini, bilgilerini ve de ilgi alanlarını ölçen bir değerlendirme yapılsın. Bu değerlendirme sonucunda, zorunlu vatan hizmetini yapacaklar değişik yerlere / pozisyonlara yerleştirilsinler.  Hatta gençler daha istenen pozisyonlara sahip olabilmek için birbirleriyle yarışsınlar. Liseden sonra üniversiteye gitmek isteyenler, lisenin son senesinde önce üniversite sınavına girerler, bundan bir iki ay sonra da zorunlu vatan hizmeti değerlendirmesinden geçerler. ÖSS stresinden sonra bu değerlendirme gençlere oyun gibi gelecektir.
    4. Vatan hizmeti kapsamında yapılan işler, mantık ve inisiyatif kullanılabilen, gençlerin kendilerini bir işe yarar hissedebilecekleri, bir şeyler öğrenebilecekleri, kendilerini gösterebilecekleri türden işler olarak belirlensin. Hatta gençler hayatlarının ileriki dönemlerinde iş ararken, CV’lerine üniversitelerini ve stajlarını yazmanın yanında, zorunlu vatan hizmeti kapsamında yaptığı işleri, aldıkları inisiyatifleri yazabilir olsunlar. Üstün yetenekli olarak sınıflandırılabilecek gençler, üst düzeyde yaratıcılık gerektiren ve karar verebilecekleri işler (örn: askeri lojistik birimleri, kaçakçılıkla mücadele ekipleri) yaparken, daha az iddialı gençler daha prosedürel işler (örn: pasaport denetleme) yapabilir olsunlar.
    5. 12 ayı tamamladıktan sonra,  hizmet verdiği alanda devam etmek isteyen ve başarılı bir performansa sahip olan gençlerin profesyonel kadrolara alınmasının yolu açılsın. Örneğin, üst düzeyde askeri yeteneğe sahip gençlerin, profesyonel askerlik kariyerine başlayabilmelerinin önü açılsın. Aynı şekilde, bir adalet sarayında katip asistanı olarak zorunlu vatan hizmetini yapan ve bu alanda devam etmek isteyen bir genç için yargı sisteminde kariyere başlama imkanı sunulsun.  
    6. Genç kızlarımız da zorunlu vatan hizmeti yapsınlar. “Vatan hizmeti her Türk’ün hakkı ve ödevidir” diyen Anayasamızın 72. maddesinde sadece erkeklerin bu hizmeti yapması gerektiği gibi bir ibare bulunmuyor. Dolayısıyla, kadınlar da Türk olduğuna göre, zorunlu hizmeti hem erkekler hem kadınlar yapsın. Bu sayede kadınların iş hayatına hazırlanmaları sağlanmış olur. Ayrıca, kadın-erkek eşitliği adına olumlu bir adım da atılmış olur.

    Biliyorum, bu yazdıklarım kimisine ütopya, kimisine de saçmalık olarak gelecektir. Bunların neden olamayacağına ilişkin bir dizi engel sıralanacaktır. Ama bana öyle geliyor ki, Zuckerberg’le aynı potansiyele sahip geçlerimizin bu topraklarda başarılı olmalarını sağlamanın yolu, birçok alanda olduğu gibi, askerlik sisteminde de reformdan, bu reformun önündeki engelleri kaldırmaktan geçiyor. Bir türlü adam gibi bir vergi reformu yapılmadığı için, sürekli vergi affı çıkartan Türkiye, zorunlu askerlik hizmetiyle ilgili derin sorunları çözemediği için, her kuşakta bir bedelli askerlik yasası çıkartmıyor mu?

    Bence sadece günü kurtaran, geçici çözümler yerine, daha kapsamlı reformlar yapmanın zamanı geldi. Bu reform önerisinin saçma olduğunu düşünenler lütfen bana kendi önerilerini yazsınlar. Bir de neden zamanlarının büyük bir kısmını Şekeroğlu’nun değil de Zuckerberg’in kurduğu sitede geçirdiklerini bir düşünsünler.

     

     

     


    [1] “Mark Zuckerberg gibiler neden Türkiye’de yaşayamaz?” http://www.tepav.org.tr/tr/kose-yazisi-tepav/s/3016

    [2] Bu arada Zuckerberg Amerikalı bir Yahudi, ama İsrail vatandaşı değil, dolayısıyla askerlik hizmeti yapmamış. Ama İsrail’deki zorunlu askerlik hizmetinin girişimciliğe nasıl katkıda bulunduğunu merak edenler, Council on Foreign Relations adlı Amerikalı düşünce kuruluşu tarafından yayınlanan “The Start-Up Nation” adlı kitabı mutlaka okusunlar. (http://www.cfr.org/israel/start-up-nation/p20356)

     

    *Esen Çağlar, TEPAV Ekonomi Politikaları Analisti, http://www.tepav.org.tr/tr/ekibimiz/s/25/Esen+Caglar

    Etiketler:
    Yazdır