Arşiv

  • Mart 2021 (2)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)

    Kentleri çarpık olanın futbolu da çarpık olur

    Esen Çağlar21 Mayıs 2012 - Okunma Sayısı: 2857

     

    Dünyada iki çeşit ülke var. Futbol yüzünden polisle taraftarın birbirine girdiği ülkeler ve girmediği ülkeler. Türkiye ve İngiltere ilk grupta, yani futbolun çok sevildiği ülkeler grubunda. Futbolun bu kadar sevildiği ülkeler de kendi içinde ikiye ayrılıyor. Kentlerin içinde her yaştan çocuk ve gencin futbol oynayabileceği geniş yeşil sahaların olduğu ülkeler ve kentlerin içinde sadece göbekli amcaların para karşılığı “halı sahada” futbol oynadığı ülkeler. İngiltere ilk grupta Türkiye ise ikinci grupta.

    Türkiye’de futbolda bir gariplik var. Futbol seyretmeyi çok sevmeyen ama fanatik bir Fenerbahçeli olarak ben, Türkiye’de futbolun durumuna baktığımda çok çarpık bir tablo görüyorum. Tüm rekabet neredeyse tek bir kentin, İstanbul’un takımları arasında. Ve tüm takımlarımızın yıldız oyuncuları arasında yabancı oyuncular çoğunlukta, yerli oyuncular azınlıkta. Türk olmayana çok da sempatik bakmayan bir toplum için oldukça garip bir durum. Mesela bir diğer başarılı sektörümüz olan televizyon dizisi sektöründe, neredeyse tüm üretimi yerli oyuncular yapıyor, hiç yabancı oyuncu yok. Her neyse, bu yazıda esas tartışmak istediğim ise, ülkemizin bölgesel ve kentsel çarpıklıklarının, futboldaki bu garip durumla yakından alakalı olması.

    Bölgesel çarpıklık meselesine fazla girmeyeceğim, o meselenin nispeten daha fazla bilinen kısmı. Bu ülkede bir İstanbul var bir de ülkenin gerisi var. Ekonomik faaliyetler ve imkanlar tek bir şehre yığılınca, doğal olarak futbol endüstrisi de bu şehirde kümeleniyor. Neden Anadolu’dan istikrarlı bir futbol takımı çıkmıyor sorusunun cevabıyla, neden Anadolu’daki kentlerimizden tarifeli tren seferleriyle Avrupa’ya konteynır gönderemiyoruz sorusunun cevabı pek farklı değil bence.

    Benim tartışmak istediğim ise neden Türkiye’den yıldız futbolcu çıkamıyor meselesi ve bunun kentlerin yapısıyla alakası. Bunun için önce yıldızlığın ne olduğu anlamak ve yıldız olmak için ne gerektiğine bakmak gerekiyor. Yıldız olmanın, yani bir işi yapan en iyi kişilerden biri olmanın, en güzel hikayesini Malcolm Gladwel’in Outliers adlı kitabında bulabilirsiniz. Gladwell, mesleğinde zirveye ulaşmış olan herkesin başarısının arkasında tek ortak nokta olduğunu söylüyor: Yaptıkları şey her neyse, onu tam 10 bin saat boyunca yapmış olmaları. Karmaşık ve yetenek gerektiren herhangi bir şeyde usta olmak için önce o konuda 10 bin saat çalışmış olmak gerekiyor. Yani, günde 3 saat pratik yapacak olursanız, bu 10 sene demek. Mozart beste yapmaya 11 yaşında başlıyor ama ilk başyapıtını 21 yaşında üretiyor. Beatles grubunu Beatles yapan da, meşhur olmadan önce uzun bir süre boyunca Hamburg’da her gün 8 saat birlikte çalma fırsatı bulmaları. Bill Gates’in ortaokulda okulunun bilgisayarında program yazmaya başlaması da buna örnek. Gladwell, Türkiye’den bir örnek vermiyor ama benim ilk aklıma Recep Tayyip Erdoğan geliyor. Türk siyasetinde bugün ondan başka yıldız olmamasında, onun başbakan seçilmeden önce, genç yaşlarından başlayarak İstanbul’da farklı kademelerde 10 bin saat siyaset yapmış olması var bence.

    Futbola geri dönecek olursak. Türkiye’de sizce futbolun Recep Tayyip Erdoğan’ı, yani tartışmasız yıldızı, kimdir? Fatih Terim diyenleri duyar gibiyim, ama ben ego açısından sormadım, bugün sahada futbol oynama becerisi olarak soruyorum. Aklınıza kaç kişi geliyor? Arda Turan. Burak Yılmaz. Nihat Kahveci. Başka? 466 bin tane lisanslı futbolcusu olan, 73 milyonluk bu koca ülkede 3 kişi mi? Yok artık. Peki bu neden böyle?

    Bunun cevabı 10 bin saat kuralında ve kentlerimizin çarpıklığında gizli. Önce aşağıdaki iki tabloya bir göz atın. Tablo 1 son 10 yılda “yıldızı parlayan” Türk futbolcular. Tablo 2 son 10 yılda dünya futboluna damga vuran yıldızlar. İki tablo arasındaki fark nedir? Şudur: Türk yıldızlarının ortalama futbola başlama (bir takımın alt yapısında oynamaya başlama) yaşı 11,8. Dünya çapındaki yıldızların futbola başlama yaşı ise 7,4. Arada tam 4,4 yıllık bir fark var. Bu ne demek? Futbola başladıktan sonra, Türk yıldızlar 10 bin saatlik tecrübeye 22 yaşında, yabancı yıldızlar da 17 yaşında erişiyor. 30 yaşına geldiğinde bir futbolcunun emekli sayıldığı bir dünyada, bu farkın ne demek olduğunu siz düşünün.

    Peki bu neden böyle? Neden futbol yıldızı adayı Türk çocukları, futbola bu kadar geç yaşta başlıyor? İşte bu da takımlarımızın altyapı programlarının zayıflığıyla alakalı olduğu kadar, kentlerimizin çarpık yapısıyla alakalı.

    Türkiye liginde şampiyon olabilen takımların sadece İstanbul’dan çıkabilmesine karşın, 14 kişilik Türk yıldız listesinde, sadece 5 futbolcu İstanbul’da futbola başlamış. Yani İstanbul’da futbola başlanmıyor. Neden başlanmıyor? Bunun cevabını 5-7 yaş arasında çocukların kentlerimizde nerelerde ve ne şartlar altında futbol oynayabildiğine bakarak verebiliriz. Sonuçta bir futbol kulübünün altyapısına girebilmek için, çocuğun yetenekli olduğunu bir şekilde gösterebilmesi gerekiyor. Bu çocuklar nerede futbol oynayabiliyor? İngiltere’de, Almanya’da, İspanya’da olduğu gibi, kentlerimiz içinde futbol oynanabilecek geniş, nizami, halka açık, yeşil sahalar var mı? Yok.

    Neden yok? Bu da çok basit. Bir futbol sahası 10 dönüm. Yani 5 katlı 10 bina rahat sığabilir. Her katta 2 daire olsa ve her daire 200 bin lira olsa, bu 20 milyon liralık bir rant demek. Şimdi çocuklar top peşinde koştursun diye bu alanı boş mu bırakırsınız, yoksa 20 milyon liralık birileri arasında paylaştır mısınız? İşte tam da bu yüzden kentlerimizin çarpık planlaması, bizi garip bir futbol ligini izlemek zorunda bırakıyor.

    (Bu noktada Brezilya’nın yıldız çıkarma potansiyeli hakkında bir parantez açmak şart. Çarpık kentleşme açısından bize benzeyen Brezilya’nın Rio ve Sau Paulo gibi kentlerindeki gecekondu mahallelerinde, çocuklar futbol topuna kıyasla, çok daha ağır olan ve hiç sekmeyen “Futebol de Salao” adlı topla oynuyorlar. Gülle gibi bir topla oynamaları sayesinde küçük yaşlardan itibaren topa hakimiyet becerilerini güçlendiriyorlar.)[1]

    Bizim kentlerimizdeki çocuklar böyle gülle gibi bir ağır topla oynamaya kalksa, mahalle arasındaki sokakta oynadıkları için, top bir arabaya veya dükkanın camına çarpar diye hayatta izin vermezler.  Bu yüzden bizim kentlerimizin mahallerinde çocuklar bırakın gülle gibi toplarla oynamayı, normal meşin topla bile oynayamazlar, çok daha hafif olan plastik topla oynarlar.

    Çocukluğunda sokak arasında plastik topla futbol oynayan da büyüyünce göbeklenip anca halı sahada oynar herhalde.

    Kentlerimizi adam etmeden, futbolumuzu adam edemeyiz. Benden söylemesi.

     

    Tablo 1: Son 10 yıldaki Türk yıldızlar

    isim

    2011-2012 takımı

    doğum tarihi

    futbola başlama yaşı

    futbola başladığı yer

    Burak Yılmaz

    Trabzonspor

    1985

    13

    Antalya

    Rüştü Reçber

    Beşiktaş

    1973

    12

    Antalya

    Selçuk İnan

    Galatasaray

    1985

    14

    Hatay

    İbrahim Toraman

    Beşiktaş

    1981

    15

    Sivas

    Tugay Kerimoğlu

    -

    1970

    10

    İstanbul

    Hamit Altıntop

    Real Madrid

    1982

    10

    Almanya

    Arda Turan

    Atletico Madrid

    1987

    9

    İstanbul

    Hakan Şükür

    -

    1971

    10

    Sakarya

    Nuri Şahin

    Real Madrid

    1988

    10

    Almanya

    Emre Belözoğlu

    Fenerbahçe

    1980

    12

    İstanbul

    Nihat Kahveci

    -

    1979

    16

    İstanbul

    Yıldıray Baştürk

    -

    1978

    8

    Almanya

    Volkan Demirel

    Fenerbahçe

    1981

    13

    İstanbul

    Gökhan Gönül

    Fenerbahçe

    1985

    14

    Bursa

     

    Tablo 2: Son 10 yıldaki yabancı yıldızlar

    isim

    2011-2012 takımı

    doğum tarihi

    futbola başlama yaşı

    futbola başladığı yer

    Lionel Messi

    Barcelona

    1987

    5

    Arjantin

    Cristiano Ronaldo

    Real Madrid

    1985

    8

    Portekiz

    Mesut Özil

    Real Madrid

    1988

    7

    Almanya

    David Beckham

    LA Galaxy

    1980

    7

    İngiltere

    Xavi

    Barcelona

    1980

    9

    İspanya

    Andres Iniesta

    Barcelona

    1984

    9

    İspanya

    Steven Gerard

    Liverpool

    1980

    7

    İngiltere

    Wayne Rooney

    Manchester U.

    1985

    8

    İngiltere

    Radamel Falcao

    Atletico Madrid

    1986

    10

    Kolombiya

    B. Schweinsteiger

    Bayern Munich

    1984

    6

    Almanya

    Franck Ribery

    Bayern Munich

    1983

    6

    Fransa

    Zlatan İbrahimovic

    Milan

    1981

    6

    İsveç

    Kaka

    Real Madrid

    1982

    7

    Brezilya

    Samuel Eto'o

    Anzhi

    1981

    10

    Kamerun

     

    Kaynak: Wikipedia ve futbolcuların kişisel web siteleri

     


    [1] http://www.independent.co.uk/news/teacher-finds-brazils-soccer-secret-in-the-slums-1142229.html

    Etiketler:
    Yazdır