Arşiv

  • Haziran 2020 (3)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    Pasifik Ötesi İşbirliği Anlaşması Tamamlanabilecek mi?

    20 Şubat 2013 - Okunma Sayısı: 3582

    21. yüzyılda uluslararası ticaret ilişkilerini yeniden tanımlama ve yön verme iddiasıyla dünya kamuoyuna sunulan Pasifik Ötesi İşbirliği Anlaşması’nın (Trans-Pacific Partnership- TPP) 15. tur müzakereleri 3 Aralık 2012 tarihinde gerçekleştirildi. Pasifik Asya bölgesinde ekonomik entegrasyonu, yatırımı ve ticareti teşvik etmesi amaçlanan TPP müzakerelerine 2005 yılında başlanmış ve  anlaşmanın 2013 yılı sonuna kadar tamamlanması hedeflenmişti. Müzakerelere ABD, Şili, Yeni Zelanda, Singapur, Brunei, Avustralya, Vietnam, Peru, Malezya, Kanada ve Meksika katılıyor.

    TPP geleneksel ticaret anlaşması konularını (endüstriyel mallar, tarım, tekstil, iş gücü, çevre, fikri sinai haklar ve ticarette teknik engeller gibi) kapsamasının ötesinde  üye ülkelerin düzenleyici sistemlerinin uyumluluğu, KOBİ’ler , Kamu İktisadi Teşebbüslerinin diğer teşebbüslerle adil rekabet içerisinde olmalarının sağlanması,  tedarik zincirleri ve e-ticaret gibi oldukça yeni ve çığır açacak konuları da içeriyor.

    TPP’nin iddialı hedefleri olmasına karşın önemli başlıklar altında henüz mutabakata varılamadı. Uzlaşılamayan konular arasında ticari anlaşmaların temel şartlarından biri olarak görülen fikri sinai haklar ve menşei kuralları bulunuyor.  ABD’nin, TPP’nin sıradan bir bölgesel serbest ticaret anlaşmasına dönüşmesi olasılığından endişe etmesi nedeniyle, anlaşmanın “en küçük ortak payda”  üzerinde oluşmaması için ciddi bir gayret sarfediliyor. Aksi takdirde TPP’nin işçevrelerinden destek alamayacağı, ABD Kongresi’nden geçemeyeceği de iddia ediliyor.

    ABD ve TPP

    ABD, TPP’yi Başkan Obama’nın seçim kampanyasında sıkça dile getirdiği “2015 yılına kadar ihracatları ikiye katlamak” hedefine ulaşmak için bir araç olarak görüyor.

    Obama idaresinin TPP konusuna verdiği önemin önemli bir göstergesi olarak Amerikan Başkanı’nın Kongre’den TPA yani Trade Promotion Authority yetkisini  talep etmeye hazırlanmakta olduğuna yönelik iddialar gösteriliyor.

    TPA, Amerikan Başkanı’na uluslararası ticaret anlaşmalarını Kongre’ye değişiklik hakkı vermeden, sadece kabul ya da red seçenekleriyle sunma hakkı veren bir yetkidir. TPA yetkisi 2007 tarihinde sona ermesine karşın Başkan Obama bugüne kadar kongreden bu yetkiyi talep etmedi.

    TPP nedeniyle ABD pazarının üye ülkelere açılacağı ve yabancı ülkelere yapılacak küçük yatırımlar karşılığında önemli kamu ihalelerini yabancıların kazanması riski kamuoyunda sıkça tartışılıyor. Bu risk kamu inşaat projelerinde sadece ABD ürünlerinin kullanımını zorunlu kılan “ Buy American Policies”i gündeme getirdi.

    ABD’nin sorun yaşayacağı bir diğer alan ise tekstil, ayakkabı ve konfeksiyon üretimi gibi gözüküyor. Ülke ekonomisinde küçük bir paya sahip olan tekstil, ayakkabı ve konfeksiyon sektöründe ödün vermek istemeyen ABD, bu sektörün hayati olduğu Vietnam gibi ülkeleri görüşmelerde karşısına alıyor.

    Çin için risk mi?

    Çin TPP’ye katılmakla ilgilenmediğini, önceliğinin Doha Kalkınma Turu  Müzakereleri olduğunu, Doha’nın başarısız olması durumunda bölgesel arayışlara yönelebileceğini açıkladı. Resmi olarak bu açıklama yapılırken, Çin’in TPP’yi kendisine yönelik karşıt bir oluşum olarak değerlendirdiği  iddia ediliyor.

    Buna karşılık, TPP müzakerelerinin Çin’e her zaman açık olduğunu  söyleyen ABD de beyanlarında samimi bulunmuyor.

    İki ülke arasındaki ticari gerilim giderek tırmanıyor. Birbirlerinin önemli ihracat kalemleri hakkında damping ve telafi edici uygulama soruşturmaları açıyorlar. Ticaret savaşına konu olan ürünler arasına son olarak ABD’nin ihraç ettiği soğuk haddelenmiş yassı çelik ve Çin’in ürettiği güneş panelleri eklendi. Bu gerginlik başkan Obama’nın  Çinli bir firmanın Oregon’daki bir rüzgar çifliği satın almasını, ulusal güvenlik nedenlerini ileri sürerek yasaklanmasıyla biraz daha tırmandı. Son olarak ise Çin, ABD idaresinin Çin menşeli ihraç ürünlerine yönelik damping ve telafici edici uygulama cezalarının hesaplanmasında yetkisini aştığını belirterek ve DTÖ bünyesinde bulunan Anlaşmazlıkların Halli Organı’na başvurdu.

    Bu çerçevede gündemde olan bir değerlendirmeye göre; ABD TPP ile tehlike olarak gördüğü Çin’in etkilerini dengelemek için bölgedeki diğer aktörleri “müttefik” haline getirmeye çalışıyor.

    Japonya her şeye rağmen…

    Obama ikinci kez başkan seçilmesinin ardından bölgeye yaptığı ziyarette Asya Pasifik’in bir diğer güçlü ülkesi olan Japonya’nın TPP’ye dahil olması isteğini sıkça dile getirdi. Ama Japonya’da yapılmış bir kamuoyu yoklaması halkın çoğunluğunun TPP’ye karşı olduğunu ortaya çıkardı. Bu sonuca karşın, Japon hükümeti  TPP’ye uzak olmadığını açıkladı.

    TPP çerçevesinde tüm tarım tarifelerinin istisnasız olarak kaldırılacak olması, üyelerinin büyük çoğunluğu kırsal kesimden olan iktidar partisinde görüş ayrılıkları ortaya çıkardı.

    Bir başka hoşnutsuz kesim ise otomotivciler.  Japonya’nın TPP’ye katılımının ülkenin otomotiv sektörünü derinden sarsabileceği riskine dikkat çekiliyor.

    Bu olumsuzluklara rağmen Japonya’nın TPP’ye yanaşmasının nedeni olarak ise, Japonya, Güney Kore ve Çin arasında imzalanması planlanan üçlü serbest ticaret anlaşmasının tehlikeye girmesi olduğu ileri sürülüyor. Çin’in Diaoyü, Japonya’nın ise Senkaku olarak isimlendirdiği  adalar yüzünden gerilim yaşayan iki ülkenin, Mayıs 2013 tarihinde başlaması öngörülen müzakerelere olan yaklaşımı henüz tam olarak  bilinmiyor.

    Üye ülkelerce  ticari anlaşmalarda dönüm noktası olarak tanımlanan TPP’nin 2013 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.  Ancak birbirinden oldukça farklı ekonomilere sahip ülkelerin bu kadar  iddialı hükümler üzerinde  müzakereler  yoluyla mutabakata ulaşıp ulaşmayacakları  merak konusu olmaya devam ediyor.

    Bütün zorluklarına karşın Tayland, Filipinler ve Kosta Rika TPP’ye katılmak istediklerini açıkladılar.

    Buna karşılık, daha yürürlüğe girmeden, TPP’nin bölgede farklı yol arayışlarına da neden oldu. RCEP- Regional Comprehensive Economic Partnership-( Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık İlişkileri Anlaşması) olarak adlandırılan, Asya bölgesini kapsayan yeni ve farklı bir bir STA için Avustralya, Çin, Hindistan, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda arasında görüşmeler başladı.

     

    Ticaret Verileri , Eylül 2012 Milyar Dolar

    adsiz

    Kaynak: DTÖ, ülke istatistikleri


    * Merve Begüm Akıncıoğlu, TEPAV Ticaret Çalışmaları Merkezi, Araştırmacı

    Etiketler: Dış Ticaret,
    Yazdır