Arşiv

  • Ekim 2019 (9)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)

    Etiketler

    Türkiye BIO’da yatırım çekebilir mi?

    Selin Arslanhan Memiş24 Nisan 2013 - Okunma Sayısı: 1993

    BIO’nun ikinci gününde MSD Aşı Bölümü Başkanı Dr. Julie Gerberding ile bir görüşme yaptık. Yüksek katma değerli yatırımları yapmak üzere ülke seçerken dikkate aldıkları kriterler üzerine konuştuk. Yatırım için öncelikli şartın fikri mülkiyet haklarının güçlülüğü olduğunu önemle belirtti. Bir diğer önemli kriter şeffaflık, karşılıklı güven ve yasal düzenlemelerin yeterliliği. Bunlar dışında belirttiği bir nokta ise iyi eğitimli insan kaynağı ile ilgili. Bir Ar-Ge yatırımı yapılacaksa, orada en azından bir grup çok iyi bilim insanının bulunduğunun bilinmesi gerektiği üzerinde durdu. Birçok BIO oturumunda da benzer göstergelerden bahsedildi. Peki bir yatırımcı tarafından sıralanan bu kriterlere ve önceliklere baktığımızda Türkiye yatırım için uygun seçenek midir?

    Bu sorunun cevabını ararken Scientific American tarafından derlenen “Worldview scorecard”a göz atalım. Bu endeks farklı göstergeler ile ülkelerin biyoteknoloji yatırım potansiyelini değerlendiriyor. 2013 yılı sıralaması yeni açıklandı. Kullanılan göstergeler arasında fikri mülkiyet haklarının güçlülüğü, Ar-Ge’ye ayrılan bütçe, risk sermayeleri, teşvikler, ekonomik istikrar, girişimcilerin durumu, uzman iş gücü gibi parametreler yer alıyor. Türkiye bu endekste 2013 yılında 54 ülke arasında 44. sırada.

    Bu durumda Türkiye, ilgililer tarafından belirtildiği gibi jeopolitik konumu ve genç nüfusunun sağladığı rekabet avantajları ile biyoteknoloji yatırımlarını çekebilir mi? Biz hala pazar büyüklüğümüzün benzer olduğu ülkelere karşı rekabet avantajımızdan konum ve genç nüfusu göstererek bahsederken, Rusya gibi diğer gelişmekte olan ülkeler araştırma alt yapısı ve kalitesindeki iyileşmeden, fikri mülkiyet haklarından bahsediyorlar.

    Son iki yıldır geniş bir resmi heyetle BIO’ya katılım ve Türkiye standının açılması, son derece önemli gelişmeler. Fakat çıkarılması gereken dersler ve hızla atılması gereken adımlar var. İlk adım heyecanlı ve istekli duruş. Stantta ilgili herkese Türkiye’yi çok iyi şekilde anlatan birilerinin olması şarttı. Malezya, Kore stantlarında olduğu gibi. Önemli ikinci nokta öğrenme istekliliği. Katılan heyetin diğer ülke stantlarına verimli zaman ayırması, diğer ülke sunumlarının yapıldığı oturumlara katılması kritikti. Bu, BIO’ya katılımın temel amaçlarından olmalıydı.

    Biyoteknoloji trenini de kaçırmamak için bundan sonraki adım somut yol haritalarının belirlenmesi, önceliklendirilmesi ve hızla uygulamaya konulması olmalı. Bunları yapalım ki gelecek yılki BIO’da heyecanla anlatacağımız hikayelerimiz ve rekabet avantajlarımız olsun.

     

    *Selin Arslanhan Memiş, Yaşam Bilimleri ve Sağlık Politikaları Enstitüsü, Analist