Arşiv

  • Eylül 2019 (10)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)

    Etiketler

    Türkiye yetenek fakiri…

    Ozan Acar09 Eylül 2013 - Okunma Sayısı: 9162

    Önce bir not: Değeri olan fikirlerin ortaya çıkarılmasına “yaratıcılık”, bu fikirlerin sahiplerine “yaratıcı” ve yaratıcı insanların yaşaması için elverişli olan ülkelere “yaratıcı ülke” denir.

    Sorun şu ki, değeri olan fikirler bizden çıkmıyor. Çünkü insanlarımız yaratıcı değil. Yaratıcı olanlarımızın çoğu da yurtdışında yaşıyor. Genetik bir bozukluğumuz mu var? Hayır, hiç alakası yok. Sorun, Türkiye’deki ortamın yaratıcılığı teşvik etmemesi. Nasıl oluyor anlatayım.

    Yaratıcılık mutluluk getirir

    Yaratıcı fikirlerden; iyi sinema filmleri, bir solukta okunan romanlar, içinize işleyen melodiler, hastalıklara yeni tedavi yöntemleri, çığır açan teknolojiler, kaliteli kamu hizmetleri, başarılı iktidar, etkili muhalefet, yaşanabilir kentler ve iyi olan başka ne geliyorsa aklınıza onlar çıkar. Yeni şeylerin söylendiği/söylenebildiği yerde huzur vardır, gelişme vardır. Böyle ülkelerde insanlar çok güler, az ağlar.

    Hayatın her alanında geleneksel söylemlere ve yöntemlere sıkı sıkıya bağlılığın norm olduğu yerlerde ise sıkıntı ve memnuniyetsizlik baskındır. Eğer Allah vergisi doğal kaynak zenginliği yoksa kalkınmak hayaldir. Böyle ülkelerde insanlar çok ağlar, az güler.

    Ülkelerin yaratıcılığı ölçülebilir mi?

    Kanada’daki Rotman İşletme Okulu’na bağlı Martin Refah Enstitüsü, ülkelerin yaratıcılık skorunu yayınlıyor. Çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz. Ölçülen, yaratıcılık gibi aslında soyut bir şey olduğu için ölçme yöntemi herkesi aynı oranda tatmin etmeyebilir ancak yöntemin tümüyle geçersiz olduğunu söylemek de zor. Ülkeler arasında karşılaştırma yapmak için iyi bir deneme bana sorarsanız.

    Uzatmayayım. Endeksin üç bileşeni var:

    • Birinci bileşen yetenek: Ülkelerdeki üniversite mezunlarının ve yaratıcı iş kollarında çalışanların istihdam içindeki oranı yükseldikçe, yaratıcılık skoru artıyor.
    • İkinci bileşen teknoloji: Ülkelerin, Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı ve araştırmacı personel ve patent sayıları çoksa yaratıcılık sıralamaları da yüksek oluyor.
    • Üçüncü bileşen ise tolerans: Yaşadıkları çevreyi, farklı etnik ve dini kimliklerden gelenlerin ve eşcinsellerin yaşaması için elverişli olarak görenlerin nüfus içindeki oranı arttıkça yaratıcılık skoru iyileşiyor.

    En yaratıcı 5 ülke ağırlıklı olarak Kuzey Avrupa’dan (bkz. Tablo). Birinci İsveç, ikinci ABD. İlk 5 içinde Avustralya da var. Bu ülkelerde, Ar-Ge’ye önem veriliyor, insan kaynağı eğitimli, yaratıcılık gerektiren mesleklerde çalışanların oranı bir hayli yüksek ve vatandaşlar, farklılıklara hoşgörüyle yaklaşıyor. Bu ülkeler, kaliteye önem veren bir eğitim altyapısına sahip oldukları gibi hoşgörüyü içselleştirmeleri sayesinde; dini, milleti, ırkı fark etmez, dünyanın en yetenekli insanlarını da çekebiliyorlar.

    Yaratıcılık skoru en düşük ülkeler ise ağırlıklı olarak Güneydoğu Asya’dan. Bu ülkelerde, teknoloji yok, insan kaynağı eğitimli değil, yaratıcılık gerektiren işlerde çalışanların oranı düşük ve farklılıklara tahammül çok sınırlı. Ucuz işgücü sayesinde ya da dış yardımlarla ayakta kalmaya çalışan bu ülkelerdeki en iyi eğitimli kesim, fırsat buldu mu soluğu gelişmiş ülkelerde alıyor. Ülkeyi ziyaret eden diğer ülke vatandaşları, halkın içine karışmaktan kaçınarak, korunaklı bölgelerde işlerini bitirip ülkeyi hızlıca terk ediyorlar.

    Ve Türkiye…

    Türkiye, yaratıcılık listesine 82 ülke içinde 68’nci sıradan girmiş.

    Endeksin her üç bileşeninde de sorunlarımız var. Bunlardan teknoloji ve yetenek eksikliğimizi sürekli konuşuyor, önlemler alıyoruz. Ar-Ge harcamalarımızı artırıyor, arka arkaya yeni üniversiteler açıyoruz. Ar-Ge’mizden Türk kahvesi makinesi, üniversitelerimizden ise yeni işsizler çıkıyor gerçi ama neyse konumuz bu değil şimdi. Ben asıl tolerans meselesine dikkat çekmek istiyorum.

    Yaratıcılığın belirleyicilerinden toleransta, diğer iki bileşende olduğundan çok daha kötü durumdayız. 82 ülke içinde en toleranssız 18’nciyiz. Hemen arkamızda Gürcistan, önümüzde ise Kırgızistan var. Farklı bir dine ve/ya etnik gruba mensup ve/ya cinsel tercihi farklı kişileri çevremizde istemiyoruz. Birbirimizi ötekileştirirken, farklılıkların ateşleyeceği yaratıcı potansiyelden faydalanamıyoruz. Öteki cenaha karşı beslediğimiz kemikleşmiş önyargılarımızı kıramadığımız için kendini farklı hissedenlere rahat vermiyoruz.

    Bu işlerin babası Ken Robinson, aslında her insanın yaratıcı doğduğunu söylüyor. Ona göre çocuklar büyüdükçe yaratıcılıkları da köreliyor. Bu körelmenin hızı ve derecesi ise ülkeden ülkeye değişiyor. Bazı ülkelerdeki ortam, insanların yaratıcı kabiliyetlerini geliştirmesine uygunken, diğerlerindeki ortam yaratıcı potansiyeli bastırıyor. Türkiye, ne yazık ki ikinci grupta yer alıyor.

    Tablo: Yaratıcılık sıralamasında ilk 5, son 5 ve Türkiye

    untitled.520px

     

    *Ozan Acar, Ekonomi Çalışmaları, Analist