Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Bir uçağın düşündürdükleri

    Hasan Ersel, Dr.03 Şubat 2007 - Okunma Sayısı: 1553

     

    ABD yaklaşık 20 yıl önce yaptığı bir uçak projesini yürürlüğe koydu. Türkiye'de yeni uçakların alıcıları arasında. Ama Türkiye'deki sistem düşünüldüğünden ilginç olan bu projeye ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmesi.

    1980'lerin sonunda ABD yirmi yıl sonra eskiyecek olan savaş uçaklarının yerine geçmek üzere yeni bir uçak arayışına girdi. ABD Hava Kuvvetleri F-16 ve A-10, Deniz Kuvvetleri F/A18 (E/F) ve Deniz Piyade Kuvvetleri ise AV-8B ve F/A 18 (A/B/C) uçaklarını ikame edecek uçak peşindeydi. Maliyeti düşürmek üzere, tek bir uçak geliştirip, bunun farklı tiplerini yapma fikri ortaya atıldı. Uçağın radara yakalanması, gelişmiş silahlar taşıyabilmesi, bakım ve  farklı görevlere uyarlanmasının kolay olması ve maliyetinin düşük olması koşullarını sağlaması isteniyordu. Uçak tek kişilik ve tek jet motorlu olacaktı.

    Bu konuda açılan yarışmayı 1996  yılında Lockheed-Martin firması, sonradan F-35 Lightning II  (Şimşek II) olarak anılacak olan projesiyle kazandı. Uçağın üç farklı tipi olacaktı. F-35A, ABD Hava Kuvvetleri için geleneksel iniş kalkış yapan tipi idi. F-16B ise Deniz Piyade Kuvvetleri için geliştirilen kısa kalkış ve dikine iniş yapabilen tipti. F-35C ise donanma için olup uçak gemilerine inip kalkabilecekti. Bu o zamana kadar yapılmış en büyük askeri proje idi. ABD toplam olarak 2 bin 978 uçak almaya karar vermişti. Ayrıca Birleşik Krallık da bu uçağa talip olmuştu. F-35in geliştirme maliyeti 24.8 milyar dolar olarak tahmin ediliyordu.

    Ama işler pek de planlandığı gibi gitmedi. Yeni istekler, teknik yenilikler, gecikmeler, karşılaşılan beklenmedik sorunlar gibi nedenlerle uçağın geliştirme maliyetleri hızla tırmanmaya başladı. 2005 yılı Ocak ayı itibariyle, bu maliyetler yüzde 80,6 artarak 44.8 milyar dolara ulaşmıştı. Amerikan Savunma Bakanlığı, alınacak uçak sayısını 535 adet azaltarak 2443'e düşürdü. Ama uçağın birim maliyeti 100 milyon dolara çıkmıştı. Projenin bu durumda toplam maliyeti 244.8 milyar dolar olacaktı! Bu arada uçağın teslim tarihi de 2 yıl gecikmeyle 2009, hizmete girmesi ise 2012 olarak yeniden belirlendi. Bu arada uçağa aralarında Türkiye'nin de olduğu yedi ülkenin daha ilgisi doğmuş ve proje uluslararası hale dönüştürülmüştü.

    Bilginin halka açıklanması

    Bu uçağa ilişkin yazı yazmak nereden mi aklıma geldi? İki farklı nedenle: Bir kere uçak 15 Aralık 2006'da ilk uçuşunu yaptı. Doğal olarak bu benim gibi havacılık meraklılarının ilgisini çeken bir olaydı. İkinci ve daha önemli neden de Türkiye'nin bu uçaktan 100 tane almaya karar vermiş olması. Bu alımın maliyetinin yaklaşık 11 milyar dolar olacağı sanılıyor. Bu da Türkiye'nin şimdiye kadar yaptığı en büyük askeri alım kararı. Türkiye, bu kararını güçlendirecek yönde bir adım daha attı ve 25 Ocak 2007 tarihinde yapılan bir anlaşmayla bu uçağın üretimine de ortak oldu.

    Bu uçağın maliyetine ilişkin bu kadar bilgiyi nereden bulduğumu da merak edebilirsiniz. Bu bilgilerin hiçbiri gizli değil. ABD Hükümet Hesapverilebilirlik Ofisi'nin (US Government Accountability Office) 2005 yılı Martında hazırladığı ve kuruluşun web sitesine koyduğu bir raporda yer alan bilgilerden özetledim. Rapor, bu uçağın maliyetinin çok fazla arttığını saptadıktan sonra, eleştirilerini sıralıyor ve maliyetin denetim altına alınması için hangi önlemlere gerek duyulduğunu saptıyor. Rapor bizim kamu projesi denildiğinde aklımıza ilk gelen ve ötesine de pek geçemediğimiz, "yolsuzluk var mı yok mu?" sorunuyla ilgili değil. Bu konuları araştırmak da aynı kuruluşun görevi ama bu olayda daha zor bir soruyla ilgileniyor. Maliyetlerin artması, diğer amaçlara ulaşılamaması ve gecikmesinin nedenlerini ortaya çıkarmaya çalışıyor. Onları saptadıktan sonra da bunların çözümü için önerilerini oluşturup ilgili makama gönderiyor ve Amerikan halkına açıklıyor.

    Allah aşkına, ülkemizde hangi kamu projesine (yol, liman, baraj ya da kanalizasyon) ilişkin böyle bir rapor yazıldı da bizlerle paylaşıldı? ABD'deki oldukça teknik bir projenin ana çizgilerini az çok anlayabiliyorsam, ülkeme ilişkin daha az karmaşık bir projeden bir şeyler çıkaramaz mıyım?  Bu herkes için geçerli değil mi?

     

    Bu köşe yazısı 03.02.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır