Arşiv

  • Temmuz 2020 (4)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)

    Etiketler

    Dünya borsaları karıştı, Çin de bahane, ötekiler de

    Hasan Ersel, Dr.08 Mart 2007 - Okunma Sayısı: 1280

     

    Borsalar oynadı bu defa... Önceleri neredeyse "Bu olayın nedeni Çin'dir" anlamına gelen sözler söylendi. Sonra bunun yanına bazı başka şeyler eklendi. "ABD'den gelen 'iyi olmayan haberler', Japonya'da faizlerin artması..."

    "Çin ne yapmış?" diye son bir ayın haberlerini tarayayım dedim. 2007'nin başlarında Çin donanmasına bağlı 10 savaş gemisi Doğu Çin Denizi'nde görünmüş. Aynı tarihlerde Çin donanmasının bir gözlem gemisi ilk kez, Japonya ile Çin arasında çok uzun süredir anlaşmazlık konusu olan ve Japonya'nın denetiminde olan, Çinlilerin Diaoyu, Japonların ise Senkaku adını verdikleri, ada zincirinin yakınlarına sokulmuş. Buna benzer birkaç haber daha var. Bütün bunlardan Çin'le Japonya arasında bir çatışma olabileceği sonucunu mu çıkarmış borsalar? Hayır, bu haberlere değinen bile yok.

    O zaman şubat sonunda Çin'in 2007 askeri bütçesini yüzde 17 gibi yüksek bir oranda artırdığına ilişkin açıklama yapması mı tedirginlik yarattı? Bu artış sonrasında Çin'in resmi rakamlarına göre askeri harcamaları 45 milyar dolara ulaşıyor. Çin, dünyanın beşinci en büyük askeri bütçesine sahip ülkesi durumuna geliyor. Üstelik satın alma gücü paritesi ile bu harcamaları ifade eder, bazı düzeltmeleri yaparsanız, Çin, ABD'nin ardından dünyanın ikinci büyük askeri bütçesine sahip ülkesi oluyor. Bu sorunun da yanıtı hayır.

    Peki ne olmuş? Çin Borsası'nın endeksi yüzde 9 dolayında düşmüş! Shangai A endeksi geçen sene başından bu yana yüzde 148 artarken Çin Borsası'nın dünyada olup bitenlere hiçbir katkısı yoktu da yüzde 9 düşünce mi oldu? Özetle, bu olup bitenlerle Çin'in ilgisi, "bahane edilmek" ötesinde yok.

    Doğrusu Japonya'ya haksızlık ediliyor. Orada faizler düşükmüş, oradan borç alıp başka ülkelerdeki işlerini finanse edenler varmış. Peki sonra? Bir gece yarısı Japon Merkez Bankası Başkanı yerinden fırlayıp "Faizler 3 puan ileri" diye mi kükremiş? Yoo... Adamlar bir yıldır faizleri artıracaklarını söylüyorlar; dediklerini de ağır bir tempoyla yapıyorlar. Hem sözlerinde duruyorlar hem de ulusal özelliklerini koruyorlar. Büyük Japon bestecisi Toru Takemitsu, "Japonlarda allegro (hızlı) kavramı yoktur" dememiş miydi?

    Geriye ABD kalıyor. ABD ekonomisinde göstergelerin "altın çağ" büyüme modelinde olduğu gibi istikrarlı ve birbirleriyle uyumlu olmayacağını herkes yıllardır bilmiyor mu? Filan rakamın bu ay beklenenin biraz ötesinde çıkması nasıl olur da borsacıların  ayılıp bayılmasına yol açabilir ki?

    Bana, bunların hepsi bahaneymiş gibi geliyor. Sorunu yaratan; uluslararası piyasalarda yatırımcıların, -en az geçen senenin mayıs ayından bu yana-, portföylerini nasıl tutmalarının daha iyi olacağına karar verememiş olmalarının yarattığı sinirlilik. Peki, neden böyleler? Çünkü Keynesgil anlamda "belirsizlik" artıyor. Yani hangi durumun gerçekleşeceğine ilişkin olarak, -öznel de olsa-, bir olasılık belirleyebilmek giderek olanaksız hale geliyor. Neden? Çünkü; kendilerini dünyaya yön verecek konumda zannedenler, iyice şaşkın ve beceriksizler. İsterseniz ABD yönetimine bir bakın. Ama orada durmayın; diğerleri de pek farklı değil. Durmadan ikili, çoklu temaslar yapıyorlar. Ne oluyor bu temaslarda? Birbirlerini, karşılıklı konmuş televizyon setleri ne kadar duyuyorsa o kadar duyuyor ve hemen hiç anlamıyorlar. Toplantılar da devam ediyor, sorunlar da... Üstelik birikerek. Zaten pek derin düşünme alışkanlığı olmayan piyasa oyuncuları ise önlerini göremiyor, çaresiz kalıyorlar. Sinirleri de bu nedenle bozuluyor. Demek ki bu tür çalkantıları daha çok göreceğiz. Bakalım dayanabilecek miyiz?

     

    Bu köşe yazısı 08.03.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır