Arşiv

  • Nisan 2019 (8)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)

    Etiketler

    Artan milyarder sayısı, bir merkez bankası başkanını neden rahatsız eder?

    Güven Sak, Dr.14 Ağustos 2014 - Okunma Sayısı: 7515

    Yapılan hesaplara göre, dünyanın en zengin 85 kişisinin mal varlığı, dünya nüfusunun en yoksul yüzde 40’ının sahip olduklarına eşitmiş. Bilenler öyle söylüyor. Merak edenler, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)’nın, 2014 yılı Beşeri Kalkınma Raporu (Human Development Report)’na bakabilir. Böyle rakamlara bakınca, Fransız iktisatçısı Thomas Pikkety’nin, “21. Yüzyılda Kapital” kitabını tam da bu aralar yazarak, gelir dağılımı adaletsizliğini gündeme oturtmasına şaşmamak gerekiyor. Ama doğrusu ya, ben, geçen gün “merkez bankası başkanı ülkedeki milyarder sayısından rahatsız” haberini görünce önce azıcık afalladım. “Dur bakalım, daha neler göreceğiz?” diye haberi okuyunca, bu defa ne yalan söyleyeyim, merkez bankası başkanına hak verdim. Gelin, size de anlatayım. Kendiniz karar verin.

    Haber, India Times’ta çıktı. Hindistan merkez bankası başkanı Raghuram Rajan, India Times’a bir mülakat verdi. Biliyorsunuz, normal ülkelerde, merkez bankası başkanları ekonominin gidişatı hakkında öyle sözlerini sakınmadan konuşabiliyorlar. Malum, Hindistan demokratik bir ülke ama henüz ileri demokrasiye de geçemedi. Üstelik Hindistan Merkez Bankası (RBI) yasal olarak bağımsız bir merkez bankası da değil. 89 merkez bankası arasında yapılan bir araştırmada RBI en sondaydı. RBI yasal olarak bağımsız değil, ancak geçen yıl maliye bakanlığı ile merkez bankası yetki paylaşımına ilişkin bir mutabakat metni imzalamıştı. Merkez Bankası bağımsızlığının yasa ile değil, duruşla alakalı bir mesele olduğunu Raghuram Rajan’ın davranışları, açıklamaları her gün gösteriyor. Orada banka yasal olarak bağımsız değil ama her konuda konuşuyor. Burada banka bağımsız ama kendi konusunda bile garip bir mahcubiyeti var. Sinmiş gibi sanki. Ne ayıp.

    Neyse ben konudan sapmayayım. Anlaşılan o ki, ülkesindeki milyarder sayısı Rajan’ı rahatsız etmiş. Oturmuş, hesap yapmış. Diyor ki, “Her bir milyar dolarlık milli gelir başına düşen milyarder oranına bakarsanız Hindistan, Rusya’dan sonra ikinci geliyor. Ben burada bir bozukluk olduğunu düşünüyorum.” Rajan, milyarderlere neden kızıyor konusuna geçmeden önce size birkaç rakam vereyim, müsaadenizle.

    2014 yılı itibariyle, dünyada en çok milyarder Amerika’da var. Tam 492 tane. Ama Amerika’nın milli geliri 16 trilyon 500 milyar dolar civarında. Oranlarsak ne oluyor? Her bir milyar dolar için yaklaşık yüzde 3 milyarder ediyor. Ama Rusya’da tam 111 milyarder var. Milli gelir ise 2 trilyon 95 milyar dolar. Ediyor size yüzde 5,3 milyarder. Amerika’dan çok. Sonra Hindistan’a bakıyoruz, 56 milyarder var. Milli gelir 1 trilyon 875 milyar dolar. Oluyor yüzde 3 milyarder. Amerika ile eşit yani. Ve en son merak ederek, Türkiye’ye bakıyoruz. 24 milyarder var 2014 listesinde. Milli gelir 788 milyar dolar. Ediyor size her bir milyar dolar için yüzde 3,1 milyarder. Nasıl? Rajan eski rakamlara bakmış. 2014 yılı rakamlarına göre, Rusya’dan sonra Türkiye geliyor milyarder bolluğu açısından. Hindistan, Amerika ile birlikte bizden sonraya kalıyor. Ben hep Kore’yi merak ettiğim için, onu da söyleyeyim. Kore’den 27 milyarder var listede. Milyarder sayısında Kore’yi yakalamamıza az kaldı, merak etmeyin. Kore’nin milli geliri 1 trilyon 129 milyar dolar. Ediyor size yüzde 2,4 milyarder. Kore, küresel şirket sayısında 17’ye 1 bize fark atıyor, ama merak etmeyin. Biz, her bir milyar dolar milli gelire düşen milyarder sayısında Kore’yi yüzde 25 geçiyoruz. Kutlu olsun.

    Bakın yine konudan saptım. Geri döneyim. Şimdi Hindistan’ın yasal olarak bağımsız filan olmayan merkez bankası başkanı, Hindistan’daki milyarder sayısını neden mesele ediyor? Gayet basit bir nedenle. Rajan, India Times’taki mülakatında diyor ki, “Bu milyarderler Hindistan’ın pırıltılı bilgisayar programcısı girişimcilerinden çıkmıyor. Rekabetçi bir piyasada üretimle uğraşmıyorlar. Çoğu arsa alıp satıyor, inşaat yapıyor ya da madencilikle iştigal ediyor. Yaptıkları işlerin hepsinde hükümetten bir lisans alarak çalıştıkları alanda tekel oluyorlar.” Kent içinde her arsa, her inşaat bir tekel değil midir? Öyledir. “Arsa alıp satıyor, inşaat yapıyor, maden çıkartıyor.” Bu tanımlama size nereyi hatırlattı? Sanki Türkiye’yi anlatıyor. Türkiye milyarderler kulübünde ikinci sıradadır. Arsa rantı lobisi Türkiye’de çok güçlüdür. Faiz düşsün sesi bu nedenle bu kadar yüksek çıkmaktadır. Neden? Bol likidite arsa fiyatlarını uçurur. Stoktaki 1 milyon konutu sattırır. Faiz düşünce, ekonomi ille de büyümeyebilir ama arsanın rantı kesin olarak artar. O nedenle hepimiz için sonuçları kötü bile olsa, inhisarcı azınlık için faizler düşmelidir.

    Neyse, Türkiye’yi bırakıp yine Hindistan’a döneyim. Raghuram Rajan, kendi alanında siyasetçilerin desteğiyle tekel olup milyarder olanları engelleyebilmek için daha yaratıcı adımlar atılması gerektiğini söylüyor. Mesela Hindistan dünyanın en büyük sosyal yardım programlarından birini yürütüyor.  Geçen yıl, gıda dağıtım programı kapsamında bütçeden harcanan tutar 20,4 milyar dolar civarında. Hükümet bunun için bir sürü gıda maddesi satın alıyor ve bu gıda maddelerini insanlara dağıtıyor. Ama Hindistan’da hala 1,2 milyar kişi, günlük almaları gereken kaloriyi alamıyorlar. Neden? 20,4 milyar dolar hükümete yakın aracılar vasıtasıyla hükümete yakın şirketlere aktarılırken, arada paranın önemli bir bölümü kayboluyor. O nedenle Rajan, hükümetin gıda dağıtım programının, mal dağıtımı yerine, nakit para dağıtımına dönüştürülmesi gerektiğini söylüyor. Bunun devlet eliyle bazı kişilerin milletin aleyhine zengin edilmesini önleyeceğini ve milyarder sayısındaki bu haksız artışı engelleyebileceğini öngörüyor. Singh hükümeti tarafından göreve atanmış olan başkan, yeni başbakan Modi’ye öneride bulunuyor. Üstelik Hindistan Merkez Bankası bağımsız da değil. Ne diyor? Mal dağıtma, para dağıt, yoksa milletin karnı doymaz, inhisarcı azınlık zengin olur diyor. Bana pek tanıdık geldi bu tanımlamalar her nedense.

    Peki, gıda dağıtım programının mal dağıtımı yerine nakit para dağıtımına dönüştürülerek, herkesin kendi istediği malları satın almasının daha etkin kaynak dağıtımına neden olacağını söyleyen Rajan, görev sınırlarının dışına mı çıkıyor? Hayır. Gıda malları piyasasının mümkün olduğunca rekabetçi çalışmasının, enflasyonun kontrolü için önemini de biliyor. Bizim buradaki gibi, gıda fiyatları pek kötü demek yerine, ekonominin işleyişinde, gıda fiyatlarındaki artışlara ne tür kamu politikası yanlışları neden oluyorsa onları açıklıkla söyleyerek görevini yerine getiriyor. Hükümeti uyarıyor. Bizim merkez bankamız ise karnından konuşmayı tercih ediyor.

    Ben karnından konuşan bir merkez bankasının, iktisadi istikrar açısından kötü olduğu kanaatindeyim. Özellikle içinde bulunduğumuz son derece netameli geçiş sürecinde bunun bir talihsizlik olduğunu düşünüyorum.

     

    Bu köşe yazısı 14.08.2014 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: