Arşiv

  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)

    Etiketler

    Dünya bir köy olsaydı, Türkiye köyün nesi olurdu?

    Esen Çağlar15 Nisan 2015 - Okunma Sayısı: 9756

    Dünya küçülüyor. Ulaşım ve iletişimin kolaylaşmasıyla, dünyadaki 193 ülkenin ekonomisi giderek tek bir ekonomi haline geliyor. Bu klişeyi belki çok duydunuz ama dünya giderek bir köy haline geliyor. Belki, dünyanın tam anlamıyla bir köy olmasına uzun yıllar var. Hala sınırlar,  hala gümrükler, hala göç üzerinde engeller var. Ama velev ki, bu engeller kalktı, dünya bir köy haline geldi diyelim. Türkiye bu köyün nesi olurdu? Ülkemizin, bu köyde nasıl bir işlevi olurdu? Köyün ağası mı, mucidi mi, muhtarı mı, bekçisi mi, kahvecisi mi, zanaatkârı mı, yoksa delisi mi olurdu?

    Önce şu dünya-köy benzetmesini biraz detaylandırmam gerekiyor. Dünya 200 haneli büyük bir köy olsa (her ülke = bir hane), doğal olarak en büyük hane Çin olurdu. Eğer Türkiye’nin hanesinde 5 kişi yaşıyorsa (ebeveyn + 3 çocuk), Çin’in hanesinde 92 kişi, Amerika’nınkinde ise 20 kişi yaşıyor. Hanelerden bazıları, sadece toprağından para kazanıyor, bazıları ise evinin bir kısmını atölye haline getirip, bir şeyler üretip köy pazarında satıp para kazanıyor. Kimisi zeka ve bilgi gerektiren ürünler üretiyor, kimisi Allah toprağına ne verdiyse onu satabiliyor. Bazı hanelerin üyeleri, başka hanelere çalışmaya gidiyor; bazı haneler evlerinin bahçelerinin bir kısmını başka hanelere kiraya verip geçiniyor. Bazıları sürekli evini daha iyi hale getirmeye, bazıları aralarında birleşip üretimlerini büyütmeye, bazıları 10-20 haneden oluşan mahalleler kurmaya çalışıyor; bazı haneler ise sürekli kendi içinde didişiyor. Bu köyde bazı haneler, köyün yönetimine daha fazla karışıyor, bazıları sürekli sorun çıkartıyor. Kimisi bir arsa probleminden dolayı komşusuyla küs, kimisi yandakinin çıkarttığı pislikten dolayı sinirli, kimisi ise komşusu sürekli tüfek depoladığı için tedirgin. Benzetmeleri uzatabiliriz, ama siz anladınız meramımı umuyorum.

    İşte, böyle 200 haneli, 500 nüfuslu bir köyde, Türkiye’nin 5 kişilik hanesi nasıl bir hane olurdu? Türkiye, böyle bir köyün nesi olurdu? Bu soruya yanıt bulmak için gelin birkaç veriye bakalım.

    Örneğin, Türkiye bu köydeki 17. en büyük hane ama en büyük 7. orduya sahip. Evimizi korumaya nispeten daha fazla kaynak ayırıyoruz.  Öte yandan, diğer hanelerden en fazla misafir alan altıncı hane de biziz. Yani köyün gerisi, evimizi görmeye, ziyaret etmeye oldukça meraklı.

    Peki, bu köyün pazarında ne satabiliyoruz? Hangi ürünlerde söz sahibiyiz? Bunun için dünyada ticareti yapılan 1200 ürün içinde, hangi ürünlerde dünyada ilk 10’a girdiğimize baktım. 17 tane böyle ürün varmış. Yani, köyün pazarında söz sahibi, patronu olduğumuzu iddia edebileceğimiz 17 ürün var. Aşağıdaki tablo, bu ürünlerde Türkiye’nin sırasını, ne kadar ihracat yapığımızı, dünyadaki pazar payımızı (ağırlığımızı) gösteriyor. Ayrıca, son iki sütunda, o ürünün dünya ticaretindeki son 10 yıldaki artış hızını ve de 1200 ürün içindeki sofistikasyon sırasını da görebilirsiniz.

    Önce siz bir tabloya hızlıca bakın, sonra ben çıkardığım sonuçları söyleyeyim.

    Tablo: Türkiye’nin Dünya’da en büyük 10 ihracatçı içinde olduğu ürünler (ihracat hacmi 1 milyar doların üstünde olanlar) (Türkiye’nin sırası, Türkiye’nin ihracat miktarı, Türkiye’nin dünya pazar payı, ürünün dünyada büyüme hızı ve ürünün sofistikasyon sırası)

    Ürün Tanımı (ve hs4 kodu)

    Türkiye'nin dünya pazarındaki sırası

    Türkiye'nin ihracat miktarı (2013, milyar $)

    Türkiye'nin dünya pazarındaki payı (2013)

    Ürününün dünya ticaretinin Yıllık Bileşik Büyüme Oranı (2003-2013)

    Ürünün dünyadaki 1200 ürün içinde sofistikasyon sırası

    İnşaat demiri (ham demir çubuklar) - hs7214

    1

    4,8

    21%

    12%

    999

    Tişörtler, fanilalar, atletler - hs6109

    2

    3,3

    8%

    7%

    1143

    Kadınlar için elbise, pantolon, etek (örülmemiş) - hs6204

    9

    2,3

    4%

    4%

    1071

    Buzdolapları - hs8418

    8

    2

    4%

    8%

    416

    Dokunmuş halılar - hs5702

    1

    1,9

    38%

    6%

    1046

    Diğer örme mensucat - hs6002

    5

    1,6

    6%

    7%

    769

    Kazak, süveter, hırka, vb. - hs6110

    7

    1,6

    3%

    6%

    1146

    Erkekler için takım elbise - hs6203

    8

    1,5

    4%

    4%

    1086

    Kabuklu meyveler (fındık, badem, ceviz vb) - hs0802

    2

    1,3

    9%

    13%

    1123

    Ev tekstili (çarşaf, masa örtüleri vb.) - hs6302

    3

    1,3

    6%

    8%

    1082

    Demirden borular ve içi boş profiller (tren rayı vb.) - hs7306

    7

    1,3

    5%

    10%

    279

    Çoraplar - hs6115

    3

    1,2

    8%

    9%

    935

    Kadınlar için örme elbise, takım, ceket, blazer, etek,vb. - hs6104

    5

    1,2

    3%

    17%

    1147

    İnşaat için işlenmiş taşlar (seramik vb) - hs6802

    5

    1,1

    7%

    9%

    949

    Otobüsler - hs8702

    6

    1,1

    6%

    7%

    667

    Mermer ve traverten - hs2515

    1

    1,1

    30%

    13%

    1089

    Demir veya alaşımsız çelikten profiller - hs7216

    4

    1,1

    7%

    9%

    756

    Kaynak: Birleşmiş Milletler Comtrade Veri Tabanı ve The Observatory of Economic Complexity (MIT)

    Bu 17 üründeki toplam ihracatımız 30 milyar dolar. Bu 17 ürünün 9’u tekstil ve dokumacılıkla ilgili ürünler; 5 tanesi ise inşaat işlerinde kullanılan ürünler. Bunlar dışında 1 tanesi fındık, 1 tanesi buzdolabı, 1 tanesi de otobüs.

    Peki bu ürünler ne kadar sofistike, bunları üretmek için ne kadar bilgi, beceri ve zeka gerekiyor? Dünyadaki 1200 ürün içinde bizim ürünlerimizin ortalama sofistikasyon düzeyi 923. Dünyadaki ürünlerin yüzde 75’i bu ürünlerden daha fazla bilgi ve beceri gerektiriyor. Yüksek bir pazar payı ile satabildiğimiz en sofistike ürünler tren rayı, buzdolabı ve otobüs.

    Bu 17 üründen sadece 4 tanesinin dünyadaki ticareti dünya ortalamasından hızlı artıyor: inşaat demiri, demir profiller, kadın elbisesi ve mermer. Diğer ürünlerimizdeki pazar ise, maalesef dünyanın ortalama büyüme hızından daha yavaş büyüyor.

    Kısacası, bu tablonun mesajı açık: biz bu köyün terzisi ve nalburuyuz.

    Bu iyi mi kötü mü, şaşırtıcı mı değil mi bilmiyorum. Bardağın dolu tarafı şu: bu listeyi 1996 için yaptığımızda, Türkiye’nin dünya pazarında payının yüksek olduğu sadece tek ürünü olduğunu görüyoruz: Bundan 20 sene önce sadece kazak üretiminde söz sahibiyken, bugün farklı bir noktayız.

    Ama bir de bardağın boş tarafı var. Bizim listemizde sadece 17 ürünümüz varken, Polonya 29 üründe dünya pazarında ilk 10’da yer alıyor. Ve bu ürünlerin ortalama sofistikasyon sıralaması 545, bizden çok daha iyi, aralarında pistonlu motor, monitör gibi ürünler var. Aynı listeyi Güne Kore için yaptığımızda, tam 108 ürün görüyoruz. Kore’nin listesinde tahmin edebileceğimiz gibi cep telefonları, televizyonlar, makineler gibi ürünler var. Amerika’nın listesinde ise 259 tane ürünü var. Bizim köy pazarındaki varlığımız bu hanelerle kıyaslandığında cılız kalıyor.

    Sonuç? Önümüzde temel bir soru var. İlelebet köyün terzisi ve nalburu olarak mı kalacağız? Ya da mesleğimizi, zanaatımızı daha sofistike alanlara doğru değiştirecek miyiz? Etraftaki tartışmalarda ben bu soruyu maalesef göremiyorum. Sanıyorum bazıları terzi olarak kalmaya razı, sürekli üstümüzdeki kıyafeti dar mı bol mu onu tartışıyor. Ama esas mesele köyün terzisinin çocukları. Onlar büyüyünce ne iş yapacaklar?

    Etiketler:
    Yazdır