Arşiv

  • Haziran 2020 (4)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    “Burası Maydan değil, Bağramyan” – Erivan’daki elektrik protestoları

    Diana Yayloyan07 Temmuz 2015 - Okunma Sayısı: 1828

    22 Haziran akşamı on binlerce kişi, elektrik fiyatlarındaki artışı protesto etmek üzere Erivan’da, Başkan Serj Sarkisyan’ın konutunun bulunduğu Bağramyan Caddesini doldurdu. Protestolar, elektrik fiyatlarının 1 Ağustos’tan itibaren yüzde 16 artırılmasına yönelik, 17 Haziran tarihli karara sert bir tepki olarak ortaya çıktı. 23 Haziran sabaha karşı polisin göstericilere karşı tazyikli su kullanması gerilimi tırmandırdı. Yetkililerin beklentilerinin aksine, bu davranış kalabalığı dağıtabilmek bir yana, halkın talepleri karşılanana dek sokakta kalma isteğini ve kararlılığını pekiştirdi. Yaklaşık 230 gösterici gözaltına alınırken, bazı gazeteciler polisin sert müdahalesine maruz kaldı. Göstericiler Bağramyan Caddesini gece de terk etmeyerek dans edip şarkılar söylediler. Bedava yiyecek dağıttılar.  Orada uyudular. Türk, Gürcü, Azeri aktivistlerden bazıları da #ElectricErivan hashtag’ini kullanarak fotoğraflar gönderip protestoya destek verdiler.

    Bir hafta aralıksız süren gösterilerin ardından Ermeni yetkililer, elektrik fiyatlarının bileşenlerini inceleyerek fiyat artışının yerindeliğini değerlendirmek üzere uluslararası bir gözlemciyle beraber bağımsız bir denetim şirketini davet etme kararını açıkladılar.

    Bu denetimin tümüyle şeffaf olması çok önemli. Denetçilerin fiyat farkını tazmin etme önerisinde bulunması da öyle. Denetçiler fiyat artışını yerinde bulursa, vatandaşlar yeni tarifeye göre elektrik parası ödeyecek.

    Öte yandan, ne yazık ki Rus medyası Erivan’daki elektrik gösterilerine ilişkin farklı bir yaklaşım gösterdi. Bağramyan’daki barışçıl protestoların “yeni Maydan protestolarının ortaya çıkması” olarak yorumlanması, Erivan ile Kiev arasında paralellik çizmeye odaklanan çeşitli medya yayınlarına ve haberlere yol açtı. Rus gazeteciler göstericileri “silahlı ve şiddete yatkın protestocular” olarak resmederek gerçekleri çarpıttı. Protestocular ise buna benzer tüm karşılaştırmaları sert bir dille eleştirerek, protestolarının yalnızca toplumsal bir başkaldırı eyleminden ibaret olduğunu ve bu protestoları siyasallaştırma girişimlerinin gerçeklikten ve akla yatkınlıktan uzak olduğunu öne sürdüler.

    Kuşkusuz Rus şirketlerinde giderek artan sıklıkla görülen yolsuzluk olaylarının yanı sıra, geçtiğimiz günlerde Ermenistan’ın Gümrü kentinde 18 yaşındaki bir Rus askerinin Rusya üssünden firar edip küçük çocuklar da dahil olmak üzere bir ailenin tümünü katlettiği olay, Rusya’nın Ermenistan üzerindeki nüfuzundan duyulan rahatsızlığın büyümesine katkıda bulundu.

    Ermenistan Elektrik Şebekesi’nin Ruslar tarafından yönetilmesi, Ermenilerin tepkilerini Rusya’ya yansıtmalarında ilave bir rol oynuyor.

    Ancak siyasal analist Sergey Markedonov’un sözünü ettiği gibi, Ermenistan’daki toplumsal başkaldırının siyasallaştırılması ve durumun “Maydan mı Maydan değil mi ?” sorusuyla kategorize edilerek Rusya’ya karşı bir başkaldırı olarak yorumlanması, her türlü olayın “Batı-Rusya çatışması” kapsamında algılanmasına neden olan bir jeopolitik determinizme yol açıyor.

    Ermenistan’ın stratejik bakımdan en önemli ortağı olan Rusya’nın Ermenistan topraklarında askeri birlikleri mevcut. İki ülke ayrıca Gümrük Birliği çerçevesinde bağlarını daha da güçlendiriyor. Bunların karşılıklı bağları güçlü ve yadsınamaz kıldığını Ermenistan’daki muhalefet de anlıyor.

    Ermenistan’da süregelen toplumsal ve ekonomik huzursuzlukların, daha da güçlü ve kararlı protestolara yol açabilmesi olasılığı ise başka bir mesele…

    Etiketler:
    Yazdır