Arşiv

  • Aralık 2019 (5)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)

    Etiketler

    İstikrar

    Fatih Özatay, Dr.04 Kasım 2015 - Okunma Sayısı: 1433

    Türk Dil Kurumu sözlüğünde ‘istikrar’ sözcüğünün karşısında ‘aynı kararda, biçimde sürmek, kararlılık’ açıklaması var. Şimdi bir tane grafik veriyorum. Düşsel üç ayrı büyüme oranının 20 yıl boyunca hareketleri yer alıyor bu grafikte.

    Dikkat ederseniz bu büyüme oranlarından iki tanesi Türk Dil Kurumu’nun ‘istikrar’ kavramına nerdeyse birebir uyuyor. En altta yer alan bize o düşsel ülkede 20 yıllık ortalama büyüme oranının yüzde 2.4 olduğunu söylüyor. Pek sapma yok bu orandan. En yüksek yüzde 2.5, en düşük de yüzde 2.3. Acayip istikrarlı. Ortada yer alan ise 20 yıllık ortalama büyüme oranının yüzde 4.8 olduğunu ifade ediyor. Zaten ilkini iki ile çarparak elde ettim o büyüme oranını. O da müthiş istikrarlı.

    Şimdi soru şu: Hangi büyüme oranını tercih edersiniz? “İstikrarlı olanını alayım” derseniz maalesef bir tercih yapmamış oluyorsunuz. Zira ikisi de aynı ölçüde istikrarlı. Açık ki istikrar tek başına yeterli bir ölçüt değil tercih yapmak için. Burada hem düşük büyüme oranında istikrar var (en alttaki) hem de yüksek büyüme oranında istikrar var (ortadaki).

    Sevimsiz bir örnek olacak ama dile getirmekte yarar var. Her gün 5 kadının erkek şiddeti nedeniyle öldürüldüğü bir ülkede ‘bir günde öldürülen kadın sayısı’ açısından müthiş bir istikrar olduğu açık. Oysa her gün hiçbir kadının öldürülmediği bir ülke de ‘bir günde öldürülen kadın sayısı’ açısından istikrarlı. Hangisini tercih ederdiniz?

    Durun daha bitmedi. Grafikte bir de en üstte yer alan üçüncü bir büyüme oranı daha var. Diğerlerine kıyasla daha oynak bir büyüme. Ama iki belirgin özelliği var. Birincisi, bu düşsel ülkenin 20 yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 7. Yani, birinci ülkeye kıyasla 3 kat, ikinciye kıyasla ise 1.5 kat daha fazla ortalama büyüme var bu ülkede. İkincisi, büyümenin oynaklığı oldukça sınırlı: Yüzde 6 ile yüzde 8 arasında dalgalanıyor.

    Yine aynı soru: Hangisini tercih ederdiniz? Size sordum ama kendi yanıtımı da vereyim. Tercihim en üstteki büyümeden yana. Yani, sınırlı; bu anlamda öngörülebilir bir oynaklık ama çok daha yüksek bir büyüme oranı. Kıssadan hisse: Kullanıla kullanıla bazı kavramlar içi boş sloganlara dönüşüyor. Kimi zaman durup biraz düşünmek gerekiyor.

    Yeni hükümetimizin Türkiye’de öngörülebilir oynaklıkta ama ortalamada yüksek bir büyüme oranının hüküm süreceği bir ekonomik program uygulaması dileğiyle… Umarım yıllar boyunca bu dileği istikrarlı bir biçimde dile getirmek zorunda kalmayız.

     

    Bu köşe yazısı 04.11.2015 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.