Arşiv

  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)

    Fed’in faiz artırma kararı yaklaştı

    Fatih Özatay, Dr.18 Kasım 2015 - Okunma Sayısı: 2006

    ABD Merkez Bankası (Fed) Başkan Yardımcısı Fischer 12 Kasım’da kısa bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında, döviz kurunun ABD ekonomisi üzerindeki etkisini irdeliyor, Fed’de kullanılan bir modelin bulgularına dikkat çekiyor ve buradan yola çıkarak para politikası sıkılaştırmasının neden ötelendiğini açıklıyor.

    Bizim gibi ülkeler açısından bu sıkılaştırmanın başlangıcı, hangi sıklıkta yapılacağı ve şiddeti çok önemli. Döviz kurunu ve yurtiçi faizleri, elbette yukarıya doğru, hemen etkileyecek çünkü. Bu nedenle, bizim ekonomi kanallarında ve ekonomi yazarlarının köşelerinde Fed’in ne zaman faiz artıracağı en çok tartışılan konuların başında geliyor. Bu çerçevede sözünü ettiğim metin özel bir önem taşıyor.

    Fischer’in konuşmasının son kısmından başlayayım önce. Fed, faiz kararı alabileceği sekiz toplantı yapıyor yılda. Bunların bir kısmından sonra karar komitesinde yer alan üyelerin politika faizinin, büyüme oranının ve enflasyonun ileride alabilecekleri değerlere ilişkin öngörüleri yayınlanıyor. 2014’ün Haziran ayında üyelerin 2015 sonu için ortalama politika faizi beklentisi şu andaki düzeyin oldukça üzerinde (kabaca yüzde 0.25’den 1.25’e artış). Farklı bir ifadeyle, 2014’ün sonlarından başlayarak 2015 içinde devam eden bir dizi faiz artırımı kararı öngörüyor(du) çoğu üye.

    Oysa 2015’in sonuna geldik; faiz artırımına gitmedi Fed. Nedeni, Ekim ayındaki son toplantıdan sonra yayınlanan karar komitesi tahminlerinde yer alıyor. Haziran 2014’de 2015 ve 2016 sonu için yaptıkları enflasyon ve büyüme öngörülerini oldukça aşağıya çekmiş durumda üyeler. O tarihte 2016 sonu için öngördükleri politika faizlerinin ortalaması yüzde 2.5 iken geçen Ekim’de bu öngörü yüzde 1.5’e düşmüş durumda.

    Ama dikkat: Ekim ayının sonunda yapılan toplantıdan 2016 sonuna kadar 14 aylık bir süre var. Bu sürede belirgin bir faiz artırımı olacağını ima ediyor bu öngörü. Zaten Fischer da konuşmasının sonunda o toplantının peşi sıra yayınlanan duyurudaki “Aralık ayındaki toplantıda faizlerin artırılabileceği” yolundaki cümleye dikkat çekiyor. Elbette beklenmedik bir gelişme olmadıkça.

    Haziran 2014’teki öngörülerin bu denli değiştirilmesine ve dolayısıyla faiz artırma döngüsünün başlatılmasının ertelenmesine yol açan ‘beklenmedik’ gelişme ise doların değerlenmesi. O toplantıdan bu yana geçen yaklaşık 1.5 yılda doların yüzde 15 düzeyinde değerlendiğine dikkat çekiliyor konuşmada. ABD Türkiye, Çin ya da Brezilya’ya kıyasla çok daha ‘kapalı’ bir ekonomi (ABD’de bizim gibi ülkelere kıyasla ihracatın ve ithalatın milli gelire oranı çok daha düşük; bu anlamda ‘kapalı’). Döviz kurunun değeri dolayısıyla bizim gibi ülkelerdeki kadar önemli değil. Ama Fischer döviz kurunun göreli önemsizliğine karşın, doların bu denli değerlenmesinin yine de ABD için önemli olumsuz sonuçları olduğuna dikkat çekiyor.

    Fed’de kullanılan bir modelin sonuçlarına değiniyor. Ulaşılan sonuçlara göre, doların kalıcı olarak yüzde 10 değerlenmesi halinde, üç yıl sonunda ABD’nin ihracatı yüzde 7 düşerken ithalatı yüzde 3 artıyor. Dolayısıyla (dolar hiç değerlenmeseydi durumuna kıyasla) milli gelir bu süre sonunda 1.5 puan düşüyor. Bu azalmanın yarısı ilk yılda oluyor. Buna karşılık, enflasyon önce sınırlı bir oranda düşüyor sonra başlangıç düzeyine dönüyor.

    Avrupa Merkez Bankası’nın çok gevşek bir para politikası uygulaması ve dolayısıyla ABD faizleri ile Avrupa faizleri arasındaki farkın açılması bir yandan artan küresel riskler diğer yandan ABD’nin mali varlıklarının cazibesini son 1.5 yılda artırdı. Doların değerlenmesinin temel nedeni bu.

    Fischer, doların değerlenmesinin enflasyon üzerindeki etkisinin yaşanıp bittiğini söylüyor. ABD’de faiz artırımının gecikmesinin temel nedeni hatırlarsanız enflasyonun uzun dönemli hedef olan yüzde 2’nin hala altında seyrediyor olması. Yoksa Fed’in baktığı ikinci temel gösterge olan işsizlik oranı çoktandır arzulanan düzey olan yüzde 5 civarında. Bu konuşmadan bizim ekonomi kanalları ve köşeleri için ne çıkarsama yapılabilir derseniz, Aralık ayındaki toplantıda faiz artırımı kararı alınmasının yüksek olasılık olduğu belirtilebilir. Elbette yine beklenmedik bir gelişme yaşanmazsa.

    Meraklısına not: Konuşmanın metni Fed’in internet sitesinde bulunabilir: http://www.federalreserve.gov/newsevents/speech/fischer20151112a.htm

    Bu köşe yazısı 18.11.2015 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    ABD Merkez Bankası (Fed) Başkan Yardımcısı Fischer 12 Kasım’da kısa bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında, döviz kurunun ABD ekonomisi üzerindeki etkisini irdeliyor, Fed’de kullanılan bir modelin bulgularına dikkat çekiyor ve buradan yola çıkarak para politikası sıkılaştırmasının neden ötelendiğini açıklıyor.

    Bizim gibi ülkeler açısından bu sıkılaştırmanın başlangıcı, hangi sıklıkta yapılacağı ve şiddeti çok önemli. Döviz kurunu ve yurtiçi faizleri, elbette yukarıya doğru, hemen etkileyecek çünkü. Bu nedenle, bizim ekonomi kanallarında ve ekonomi yazarlarının köşelerinde Fed’in ne zaman faiz artıracağı en çok tartışılan konuların başında geliyor. Bu çerçevede sözünü ettiğim metin özel bir önem taşıyor.

    Fischer’in konuşmasının son kısmından başlayayım önce. Fed, faiz kararı alabileceği sekiz toplantı yapıyor yılda. Bunların bir kısmından sonra karar komitesinde yer alan üyelerin politika faizinin, büyüme oranının ve enflasyonun ileride alabilecekleri değerlere ilişkin öngörüleri yayınlanıyor. 2014’ün Haziran ayında üyelerin 2015 sonu için ortalama politika faizi beklentisi şu andaki düzeyin oldukça üzerinde (kabaca yüzde 0.25’den 1.25’e artış). Farklı bir ifadeyle, 2014’ün sonlarından başlayarak 2015 içinde devam eden bir dizi faiz artırımı kararı öngörüyor(du) çoğu üye.

    Oysa 2015’in sonuna geldik; faiz artırımına gitmedi Fed. Nedeni, Ekim ayındaki son toplantıdan sonra yayınlanan karar komitesi tahminlerinde yer alıyor. Haziran 2014’de 2015 ve 2016 sonu için yaptıkları enflasyon ve büyüme öngörülerini oldukça aşağıya çekmiş durumda üyeler. O tarihte 2016 sonu için öngördükleri politika faizlerinin ortalaması yüzde 2.5 iken geçen Ekim’de bu öngörü yüzde 1.5’e düşmüş durumda.

    Ama dikkat: Ekim ayının sonunda yapılan toplantıdan 2016 sonuna kadar 14 aylık bir süre var. Bu sürede belirgin bir faiz artırımı olacağını ima ediyor bu öngörü. Zaten Fischer da konuşmasının sonunda o toplantının peşi sıra yayınlanan duyurudaki “Aralık ayındaki toplantıda faizlerin artırılabileceği” yolundaki cümleye dikkat çekiyor. Elbette beklenmedik bir gelişme olmadıkça.

    Haziran 2014’teki öngörülerin bu denli değiştirilmesine ve dolayısıyla faiz artırma döngüsünün başlatılmasının ertelenmesine yol açan ‘beklenmedik’ gelişme ise doların değerlenmesi. O toplantıdan bu yana geçen yaklaşık 1.5 yılda doların yüzde 15 düzeyinde değerlendiğine dikkat çekiliyor konuşmada. ABD Türkiye, Çin ya da Brezilya’ya kıyasla çok daha ‘kapalı’ bir ekonomi (ABD’de bizim gibi ülkelere kıyasla ihracatın ve ithalatın milli gelire oranı çok daha düşük; bu anlamda ‘kapalı’). Döviz kurunun değeri dolayısıyla bizim gibi ülkelerdeki kadar önemli değil. Ama Fischer döviz kurunun göreli önemsizliğine karşın, doların bu denli değerlenmesinin yine de ABD için önemli olumsuz sonuçları olduğuna dikkat çekiyor.

    Fed’de kullanılan bir modelin sonuçlarına değiniyor. Ulaşılan sonuçlara göre, doların kalıcı olarak yüzde 10 değerlenmesi halinde, üç yıl sonunda ABD’nin ihracatı yüzde 7 düşerken ithalatı yüzde 3 artıyor. Dolayısıyla (dolar hiç değerlenmeseydi durumuna kıyasla) milli gelir bu süre sonunda 1.5 puan düşüyor. Bu azalmanın yarısı ilk yılda oluyor. Buna karşılık, enflasyon önce sınırlı bir oranda düşüyor sonra başlangıç düzeyine dönüyor.

    Avrupa Merkez Bankası’nın çok gevşek bir para politikası uygulaması ve dolayısıyla ABD faizleri ile Avrupa faizleri arasındaki farkın açılması bir yandan artan küresel riskler diğer yandan ABD’nin mali varlıklarının cazibesini son 1.5 yılda artırdı. Doların değerlenmesinin temel nedeni bu.

    Fischer, doların değerlenmesinin enflasyon üzerindeki etkisinin yaşanıp bittiğini söylüyor. ABD’de faiz artırımının gecikmesinin temel nedeni hatırlarsanız enflasyonun uzun dönemli hedef olan yüzde 2’nin hala altında seyrediyor olması. Yoksa Fed’in baktığı ikinci temel gösterge olan işsizlik oranı çoktandır arzulanan düzey olan yüzde 5 civarında. Bu konuşmadan bizim ekonomi kanalları ve köşeleri için ne çıkarsama yapılabilir derseniz, Aralık ayındaki toplantıda faiz artırımı kararı alınmasının yüksek olasılık olduğu belirtilebilir. Elbette yine beklenmedik bir gelişme yaşanmazsa.


    Meraklısına not: Konuşmanın metni Fed’in internet sitesinde bulunabilir: http://www.federalreserve.gov/newsevents/speech/fischer20151112a.htm 

    Yazdır