Arşiv

  • Kasım 2019 (7)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)

    Etiketler

    2016 büyüme oranı, yüzde 3’ün ne kadar altına iner?

    Güven Sak, Dr.11 Aralık 2015 - Okunma Sayısı: 3086

    Türkiye, Rusya’ya ait bir savaş uçağını, Suriye semalarında düşürdü. NATO kurulduğundan beri, hiç böyle bir hadise olmamıştı. Rusya, Türkiye’den özür ve tazminat beklediğini açıkladı. Türkiye, özür dilemedi. Rusya, Türkiye’ye karşı ekonomik yaptırımlar uygulamaya başladı. Ruslar bize hala çok kızgınlar. Her gün bunu kanıtlayan bir emare görmek mümkün doğrusu.

    Ben, müsaadenizle, kocaman kocaman lafları siyasetçilere bırakayım, bugün size bu yaptırımlar günlük hayatımızı nasıl etkiler, işin o tarafına bir bakayım. İlk anda duyduğumuz, “o yaptırımlar, sizin o yaptırımlarınız, vız gelir bize vız” biçimindeki açıklamalar heyecan verici ve son derece rahatlatıcı olmakla birlikte, hasar tespiti açısından elbette hiçbir mana ifade etmiyor. Dinleyince insan bir hoş oluyor doğrusu ama dinledikten yaklaşık 1 dakika sonra, “şimdi ne dinledik biz” diye bir düşündüğünüzde insan bir şey hatırlamıyor.

    Önce şu tespiti yaparak başlayayım. Rusya, Türkiye’nin önemli ticaret partnerlerinden biri. Bavul ticareti rakamlarını da eklerseniz, ihracat ve ithalatımızda ilk 3’e Rusya giriyor. İthalatta bir numara, ihracatta ise 3 numara.  Turizmde de öyle. Rusya’da Türklerin yatırım toplamı yaklaşık 7,5 milyar dolar civarında. Rusların Türkiye yatırımları ise bunun yarısı kadar. Yetmiyor dış müteahhitlik pazarında Rus pastası önemli. İnşaat şirketlerimiz için Rusya önemli. Eğer biz Türkler yıllardır Ruslarla zararına iş yapmıyorduysak, ki öyle bir şey herhalde olamaz, bugün Rusya tarafından getirilen ekonomik yaptırımlardan, Türkiye ekonomisinin mutlaka olumsuz bir biçimde etkilenmesini beklemek gerekir. O vakit, bugün yapılması gereken nedir? Hasarın boyutlarını ve ne kadar geçici, ne kadar kalıcı olacağını hesaplamaya çalışmaktır. Gelin birlikte bir bakalım.

    Soru pek sade: Türkiye’ye karşı şimdilik uygulamaya konulan Rus ekonomik yaptırımlarının, Türkiye ekonomisine etkisi ne olur? TEPAV araştırmacılarının yaptığı hesaplamalara göre Türkiye ekonomisinin büyüme performansı yaklaşık 0,5 puan azalır. Yani ne olur? Türkiye ekonomisi ile ilgili en son IMF tahmini 2016 yılında yüzde 3,1 büyümeydi. Rus yaptırımları nedeniyle, Türkiye ekonomisinin 2016 büyüme tahminini yüzde yarım puan azaltmak faydalı olabilir. Ne olur? Rus yaptırımları nedeniyle, Türkiye ekonomisinin 2016 yılı büyüme performansı yüzde 2,5’a doğru gerileyebilir.

    Neden böyle olur? Rusya pazarı Türkiye açısından önemli olduğu için elbette. Mesela isterseniz ihracat açısından yandaki grafiğe bir bakın. Ruslar yaptırım koymak için, Türkiye için önemi, Rusya için öneminden fazla bir dizi ürünü seçmişler. Düşünmüşler yani. İhraç ettiğimiz domatesin yüzde 70’ini Rusya’ya satıyoruz. Rusya, domates pazarında Türkiye’nin payı ise yüzde 50’nin altında. Turizm ve onunla birlikte gelen bavul ticaretinin azalmasını beklemek elbette gerekiyor. Şimdilik etki kısa vadeli, daha ortada yapısal hasar bırakacak bir şey yok. Ama o da olabilir. Doğal gazda yüzde 50 civarında Rusya’ya bağımlıyız. Elektriğimizi ağırlıkla böyle üretiyoruz. Bu yolla ısınıyoruz. Ama şimdilik o alanda ortada bir şey yok. Bu kısa vadeli etki yaratacak kalemlere bakınca 2016 yılı büyümesinde yüzde yarım civarında bir indirim yapmayı düşünmek gerekiyor işte. Peki, ne yapmak gerekir? Bu işten zarar görecek firmaları elbette telafi etmek gerekecek. Buradan bütçeye sınırlı da olsa bir etki gelecektir.

    Ama 2016 için yarım puanlık büyüme azalması nasıl halledilecek? Hükümetimizin açıkladığı programın bir takım maddelerine ben yalnızca seçimdeki verilen sözler diye değil, Rus yaptırımlarından gelen etkiyi telafi etmek diye baktım doğrusu. Etkili olur mu? Bilmem. İlginç bir yıla giriyoruz: Amerikan ekonomisi yoğun bakımdan çıkmaya başlayacak, Amerikan merkez bankası parasal sıkılaştırma sürecine girecek, bizim gibi ülkeler için çalkantılı bir dönem olacak. şimdi bu dönemde, Türkiye bir yandan Rus yaptırımlarından gelen negatif bir büyüme şoku ile karşılaşacak. Öte yandan ise, asgari ücret artışı nedeniyle gelecek bir başka negatif şok daha olacak. Bütün bunları yeni bir büyüme hikayesine olan ihtiyacın arttığı bir dönemde yaşayacağız. Bu arada da bütçeye ek yükler gelecek. Haydi hayırlısı.

    Onun için soruyorum, 2016 yılı büyüme oranı yüzde 3ün ne kadar altında olur?

     

    Bu köşe yazısı 11.12.2015 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.