Arşiv

  • Temmuz 2020 (10)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)

    Etiketler

    Üzerime vazife değil ama…

    Fatih Özatay, Dr.16 Aralık 2015 - Okunma Sayısı: 1502

    Son reform paketi hakkında sadece bir cümle edip geçeyim. Şu: Bu ülkede reform adı altında açıklananları gördükçe, yetkililerin uzun bir süre hiçbir reform paketi açıklamamalarının başlı başına çok önemli bir reform olacağını düşünmeye başladım.

    Bir grafik veriyorum. Mavi kalın çizgi (göğe yönelmeyen) 2001’in ilk çeyreği ile 2015’in üçüncü çeyreği arasındaki dönemde özel sektör yatırımlarının seyrini gösteriyor. Bir de özel sektör yatırımlarının farazi seyrini gösteren bir eğri daha var. Faraziye şu: 2001-2007 dönemindeki hızlı yatırım temposunun sonraki dönemde de sürdüğü varsayılıyor.

    Grafik çok çarpıcı: İki eğri arasında müthiş fark var. 2008’in başına kadar beraber hareket ediyorlar. Elbette öyle olacak. Çünkü farazi yatırım düzeyini gösteren eğri, 2001-2007 arasında gerçekleşen yatırım harcamalarının trendi. Ama 2008’den itibaren yolları müthiş ayrılıyor. Kriz nedeniyle özel yatırım harcamaları düşüyor, sonra tekrar artıyor ama 2011’den itibaren yerinde sayıyor. Diğeri ise göğe çıkıyor.

    Alın size bir başka ‘orta gelir tuzağı’ örneği. Türkiye, 2001 krizinden sonra ulaştığı hızlı yatırım temposunu sürdürememiş. Sürdürmek bir tarafa o temponun çok uzağında kalmış. Oysa zengin ülkelerle aralarındaki gelir farklılığını azaltan az sayıdaki ülkenin ortak özelliklerinden biri de hızlı yatırım temposunun çok uzun soluklu olması. Bizim ise nefesimiz yetmemiş. Hem de hangi dönemde? 2010’dan itibaren gelişmiş ülkelerin etrafa bol kepçe para saçtıkları dönemde.

    Haftalardır yazıp duruyorum. İstikrar illa iyi bir şey değildir diye. Bir taşla iki kuş: Bir grafikte bu sava iki yeni örnek var. Bir; istikrarlı olarak tek parti hükümetinin olduğu bir dönemde bunlar gerçekleşmiş. İki; özel yatırım harcamaları 2011’den itibaren istikrarlı bir şekilde yatay seyretmiş.

    Aslında üçüncü bir kuş da söz konusu. Yıllardır ‘2002-2007 arasında yüksek faiz – düşük kur’ politikası uygulandığı yazılıp çizildi. Özellikle de 2002-2006 döneminde. Bir o dönemdeki yatırımların yukarı doğru eğilimine bakın bir şimdiki yatay eğime. Yoksa yüksek faiz, yatırımları… Aman tövbe, üzerime vazife mi?

    Bu köşe yazısı 16.12.2015 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Yazdır