Arşiv

  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)

    Merkez Bankası’nın faizleri düşürebileceği koşullar

    Fatih Özatay, Dr.13 Nisan 2016 - Okunma Sayısı: 2035

    Birkaç gündür televizyonlarda ve gazetelerde gelecek hafta yapılacak Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısında faiz oranlarının ne kadar düşürüleceği tartışılıyor. 25 baz puan diyenler var, 50 baz puanı normal bulanlar var; var da var. Hangi ülkede? 2012’den bu yana enflasyon hedefinin yüzde 5 olduğu ama gerçekleşen enflasyonun bunun 3,3 puan üzerinde kaldığı bir ülkede. Hangi ülkede? Bu yıl gerçekleşmesi beklenen enflasyonun da hedefin oldukça üzerinde kalacağının anlaşıldığı bir ülkede.

    Elbette geçmiş enflasyon değil, geleceğin enflasyonu önemli faiz kararlarında. Faizi şu ya da bu yönde değiştirdiğinizde ancak bir süre sonra enflasyon üzerindeki etkisi görülmeye başlıyor çünkü. Bu çerçevede bakınca, liranın son birkaç ayda dolar ve euro karşısında değer kazanmış olması gelecekte enflasyonun daha düşük düzeylerde gerçekleşeceği yolunda ümit veriyor. Ayrıca Merkez Bankası da alınan önlemler çerçevesinde gıda fiyatlarında düşüş bekliyor. Böyle düşününce faiz düşürülebilir gibi geliyor.

    Ancak Ocak ayında yayınlanan yılın ilk enflasyon raporunda Merkez Bankası 2016 sonunda enflasyonun yüzde 7,5’e, 2017 sonunda ise yüzde 6’ya düşeceği tahmininde bulundu. Yani, en azından 2017 ortalarına kadar enflasyonun hedefin oldukça üzerinde kalacağı tahmini var Merkez Bankası’nın. Elbette mevcut gelişmeler ışığında bu ayın sonuna doğru yayınlanacak yılın ikinci enflasyon raporunda bu tahminlerini değiştirebilir Merkez Bankası. Yeni enflasyon tahminleri Ocak tahminlerinden belirgin biçimde düşük olursa basında dile getirilen faiz indiriminin o zaman bir anlamı olur. Mesela, Merkez Bankası, daha düşük faiz hadlerinde gelecek yılın ortalarına doğru enflasyonun yüzde 6’nın biraz altına gerileyeceğini, 2017 sonunu da yüzde 5 ile kapatacağını ikna edici biçimde anlatırsa neden faiz indirmesin ki?

    Dolayısıyla, nisan sonuna doğru yayınlanacak enflasyon raporu, hem gelecek haftaki toplantıda alınacak kararın hem de yeni Merkez Bankası yönetiminin kredibilitesi açısından önemli. Yeni enflasyon raporunda ABD Merkez Bankası’nın beklenenden daha agresif faiz artırımına gitmesi halinde enflasyon tahminlerinin nasıl değişeceğini de incelemek yararlı olabilir. Faiz eğer indirilecekse, böyle bir senaryo altında enflasyonun hedeften sapma olasılığının tartışılması, Merkez Bankası’nın alacağı faiz kararının kabul edilirliğini artırır şüphesiz.

    Yok, eğer Merkez Bankası’nın yeni enflasyon tahminleri hedefin hâlâ oldukça üzerinde kalıyorsa, faiz indirimi kredibilite açısından sorun yaratır. Yıllardır gerçekleşen enflasyonun yüzde 5 olan enflasyon hedefinin oldukça üzerinde kaldığı dikkate alındığında ve geniş bir kesimin daha düşük bir faiz haddi ısrarı da bulunduğuna göre, prematüre bir faiz indirimi yerine daha yüksek bir enflasyon hedefinin açıklanması da düşünülebilir. Elbette hemen değil, konuyla ilgili kesimleri buna alıştırarak.

    Bu çerçevede, gelecek haftaki Para Politikası Kurulu’nda alınacak kararın yanı sıra iki hafta sonra açıklanacak yeni enflasyon raporunda yer alacak enflasyon tahminleri de çok önemli olacak.

    Bu köşe yazısı 13.04.2016 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Yazdır