Arşiv

  • Aralık 2019 (5)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)

    Etiketler

    Darbe girişimi sonrası PKK

    Nihat Ali Özcan, Dr.09 Ağustos 2016 - Okunma Sayısı: 1141

    FETÖ’nün kanlı darbe denemesi Türkiye’nin dengelerini sarstı. İç ve dış politikayı, ekonomiyi, güvenlik alanını, psikolojimizi derinden etkiledi. Şimdi herkes darbeyi anlamlandırmaya, ne olduğunu, neler olabileceğini anlamaya ve bu çerçevede pozisyonunu gözden geçirmeye çalışıyor. Bu arada gündemde yokmuş gibi davransak da PKK terör örgütü yine oldukça aktif ve değişen koşullara uygun yeni stratejisini belirlemekle meşgul.

    Darbenin icrası ve bastırılması PKK gibi terör örgütlerini bağlamaz. Coğrafi bir bölgede, etnik “egemenlik” iddiasında olan terör örgütünün “savaşı”, ülkede hâkim iktidarın siyasi, ideolojik kimliğinden bağımsızdır. Yenikapı mitinginde gördüğümüz üzere, toplumsal mutabakat ve birlik havası ise onu hiç ilgilendirmez.

    PKK için önemli olan, devletin/iktidarın zayıf ya da güçlü olduğu zamanlarda alacağı pozisyondur. PKK, darbe girişimini bu çerçevede ele alır. İçeride ve dışarıda oluşan yeni koşulları anlamaya, zayıf noktalarını ve diğer fırsat alanlarını keşfetmeye çalışır.

    PKK’ya göre, Türkiye’nin birçok kurumu darbe teşebbüsünden etkilendi. FETÖ’nün siyasi amaçları için TSK’nın bazı unsurlarını koçbaşı olarak kullanmaya kalkışması PKK’ya yaramış görünüyor. Gelişmeler, örgüt üzerindeki baskıyı azalttı. Hatta ona yeni fırsat penceresi sundu.

    Başarısız darbenin ardından çok sayıda general ve subay tutuklandı. Birliklerin emir komuta zinciri hasar aldı. Ast üst ilişkisi sarsıldı. Mülki, askeri, adli, kolluk amirleri, görevlileri arasında güven kaybı yaşandı. En önemlisi ise askeri birliklerde moral ve motivasyonun zayıflaması oldu.

    Darbe girişiminin ardından, hükümetin yaptığı yasal ve idari düzenlemeler de PKK ile mücadeleyi etkiledi. Görünen o ki güvenlik birimleri bir süre kendi iç işleriyle uğraşacaklar ve enerjilerinin büyük bir kısmını bürokratik düzenlemelere harcayacaklar. Sonuçta olup bitenlerin bir süre daha TSK’nın profesyonel verimlilik ile etkinliğini olumsuz etkileyeceği açıktır.

    Öte yandan, FETÖ yüzünden devletin güvenlik öncelikleri de değişmiş bulunuyor. Polis, TSK, istihbarat ve yargı bugün, kapasitesinin büyük bir kısmını FETÖ ile mücadeleye ayırmış durumda. Dahası, FETÖ ile mücadelenin, PKK’ya göre daha az risk içermesi bürokrasi için aferin alınması kolay ve tercih edilecek alan olarak görülmektedir.

    Bu tabloyu fırsat olarak gören PKK ise eylemlerini artıracağını ve geniş bir alana yayacağını ilan etti. “Şehir savaşı” denemesinde kaybettiği prestijini, halk desteğini geri almak, moral üstünlüğünü ele geçirmek, hükümeti zora sokmak için oluşan fırsatı kaçırmak istemediği anlaşılıyor.

    Bu köşe yazısı 09.08.2016 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.