Arşiv

  • Temmuz 2020 (10)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)

    Etiketler

    Ankara’dan El Bab’a bakmak

    Nihat Ali Özcan, Dr.02 Aralık 2016 - Okunma Sayısı: 2493

    Güneyimizde, Irak ve Suriye’de iç içe geçmiş karmaşık politik ve askeri mücadele devam ediyor. TOBB ETÜ’den Savaş Çalışmaları konusunda uzman Doç. Dr. Haldun Yalçınkaya sahada olup bitenlerin şimdiye kadar gördüklerimizden, bildiklerimizden çok daha farklı olduğunu ifade ediyor.

    Öyle ki oyuncuların sayısı ve sıfatları neredeyse aylar, hatta haftalar içinde değişebiliyor. Dostlar hızla düşman, düşmanlar ise dosta dönüşebiliyor. Türkiye-Rusya ilişkilerinde tanıklık ettiğimiz değişim gibi. Ya da, PKK/PYD lideri Salih Müslim’in bir süre önce Ankara kebapçılarının en iyi müşterilerinden birisiyken, bugün Ankara mahkemelerinin kırmızı bültenle aranan sanığı olması gibi.

    Hatta aktörler arası ilişkileri bazen tanımlamakta zorlanıyoruz. Çünkü ilişkiler muğlak; aynı anda farklı cephelerde hem dost, hem de rakip olunabiliyor. ABD uçakları bir yandan İncirlik’ten kalkarak DAEŞ hedeflerini bombalayarak TSK ve ÖSO’ya yardım ederken, aynı anda Kuzey Irak’tan kaldırdığı uçaklarla PKK/PYD’ye silah ikmali yapabiliyor.

    Son günlerde politik ve askeri mücadelenin en çarpıcı mekânı “El Bab” ve çevresi. Her an “tehlikeli yakınlaşmaların” yaşanabileceği daracık bölge, adeta “muharebe sahasının karmaşıklığını, kırılganlığını ve kaotik karakterini gösteren bir laboratuvar” gibi. Öyle ki Kızılay-Polatlı arası genişlik ve Kızılay-Gölbaşı arası derinlikteki bölgede kim yok ki: Modern simetrik ordular, geçmişten fırlayıp gelmiş asimetrik militanlar yan yana, iç içe, karşı karşıya savaşıyor.

    Aktörler, üniformalar, politik/askeri niyetler, silahlar, savaş tarzları, çatışma kuralları iç içe girmiş durumda. Cephe hattı yok. Kimin nereyi elinde tuttuğu belli değil. Rakiplerin, müttefiklerin, manevraların kesiştiği, kimin kimi hedef aldığı, alacağı belli olmayan kaotik bir savaş ortamından söz ediyoruz. Bu, resmin sadece “kara savaşı” boyutu. İşin içine hava boyutu girince işler daha çetrefilli hale geliyor. Roketlerin kimi hedef alacağının belli olmadığı bir alandan söz ediyoruz.

    Dar alanda sıfatların, ilişkilerin karmaşıklığı da işin başka bir boyutu. Rusya ve İran, Esad rejiminin dostu; DAEŞ ve Özgür Suriye ordusunun düşmanı. PKK/PYD ise, şimdilik, “tarafsız”. Esad’ın ordusu ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birbirlerini nasıl tanımladıklarını ise yakında öğrenebiliriz.

    Sahanın diğer tartışmalı oyuncusu ABD ve Batı ise PKK/PYD’nin sıkı müttefiki. PKK/PYD, DAEŞ ile Rakka’da, ÖSO ile bazı bölgelerde çatışıyor. Aynı zamanda da TSK ile bazı bölgelerde çatışma halinde, bazı bölgelerde ise sessiz.

    Tüm bu kaosu açıklığa kavuşturmak politik karar alıcıların işi. Bugünkü ölçeğiyle sahadaki askeri gelişmelerin politik niyetleri/resmi netleştireceğini umut etmek iyi bir fikir değildir. Üstelik karakteri icabı bu çatışmalar yavaş ilerler, siyaseti, kurumları erozyona uğratır ve kesin zafer vaat etmez. Sonuçta bir büyüğümüzün dediği gibi, “Fırat Kalkanı Harekâtı’nda El Bab’ı almak teknik olarak hiçbir şeydir. Alamamak/almamak ise politik, askeri, diplomatik ve psikolojik kriz nedenidir.”

    Bu köşe yazısı 02.12.2016 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: PKK, PYD, Irak, Suriye, DAEŞ,
    Yazdır