Arşiv

  • Ekim 2022 (2)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    Toplumun bir kesitinin his dünyasına kısa bir bakış

    Fatih Özatay, Dr.05 Nisan 2017 - Okunma Sayısı: 1339

    Geçen hafta sonu ile bu haftanın başında iki önemli veri açıklandı: 2016 büyümesini ve Mart 2017 enflasyonunu öğrendik. Sonuç şöyle: 2016’da 2015’e göre büyüme oranımız yarı yarıya azalmış. Enflasyon ise yüzde 11.3’e yükselmiş durumda. Bu verilere ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler Dünya’nın çeşitli köşelerinde ve haberlerinde yer aldı. Bu verileri değerlendirmek yerine dün yayınlanan TCMB’nin “Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu”ndaki bir saptamaya dikkatinizi çekeyim. İkinci sayfada şöyle deniyor: “… Şubat ayında gerçekleşen geçici vergi indirimine rağmen, mobilya ve beyaz eşya fiyatlarında da artışlar gözlenmiştir. Bu dönemde giyim ve dayanıklı tüketim dışında kalan temel mallarda fiyatlar kur geçişkenliği ile kayda değer bir artış göstermiş, bu grupta yıllık enflasyon yüzde 12,19 ile endeks tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır.” Çıkarsamam o ki önümüzdeki aylarda yüzde 11 düzeyindeki bir enflasyonu bile arar hale gelme ihtimalimiz var.

    2016’ya farklı bir pencereden bakmak istiyorum bugün. Otomotiv sektörüne ilişkin verilerin bir kısmı küçük esnafın 2016’da kendini nasıl “hissettiğine” ilişkin önemli ipuçları veriyor. Mesela kamyonet, minibüs ve midibüs pazar (üretim artı ithalat eksi ihracat) verileri. Sadece küçük esnafı değil aynı zamanda lojistik ve yolcu taşıma firmalarını da kapsadığını dikkate almak koşuluyla kamyon ve otobüs pazarına da bakmak yararlı oluyor. Traktör pazarı ise çiftçilerin “hissiyatına” ilişkin ışık tutabilir. “Hissetmek” ya da “hissiyat”tan kasıt; bu sektörlerde iş yapanların yatırım yapma hevesleri. Bu da daha çok gelir durumları ve karşılaştıkları kredi koşulları ile ilgili. Bu denli önemli olmasa da talep de önemli; özellikle kamyon pazarındaki gelişmeler açısından (taşınacak yük miktarı mesela).

    Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) verilerini çözmek (en azından benim açımdan) genellikle bayağı bir uğraş gerektiriyor. İki ayrı önemli bülteni var derneğin ve bu bültenlerde tanımlar farklı olabiliyor çünkü. Ayrıca sadece adetleri karşılaştırıyorum; şu beygir gücündeki traktörle falanca beygir gücündeki traktörü ya da filanca yolcu taşıma kapasiteli minibüsle falanca yolcu taşıma kapasiteli olanı eşdeğer kabul ediyorum (bunda OSD’nin kabahati yok elbette). Dolayısıyla hassas bir terazi kullanmıyorum. Ama sonuçta “hissiyat” ölçmeye çalıştığıma göre zaten “hassas” bir iş yapma iddiasında olamam. Kaldı ki kamyonet, minibüs, midibüs ya da otobüs için çok da fark etmiyor; traktör ve kamyon için hata payım muhtemelen daha yüksek. Neyse, kamyon esnafının “hissiyatına” ilişkin bir yanlışım varsa kamyoncu arkadaşlar affetsin beni. Keza çiftçiler de.

    Durum şöyle: Traktör hariç tüm diğer yatırım araçlarının pazarı daralmış 2016’da. Mesela OSD’nin bir yayınından hesapladığım kamyonet pazarı daralması yüzde 5, diğer yayınından hesapladığım “hafif ticari araç (muhtemelen kamyonet ve minibüs)” pazarı daralması yüzde 6.4 düzeyinde. Midibüs pazarında daralma yüzde 39, otobüste yüzde 33, kamyon pazarında ise yüzde 45. Traktörde ise yüzde 2 düzeyinde artış var. Kabaca çıkan sonuç şu: Orta ve (daha çok da) ortanın altı gelir gurubunda küçük iş sahibi vatandaşlarımızın bir kısmı pek de iyi geçirmemişler 2016’yı. Tıpkı artan işsizler gibi. Bakalım 2017 ne getirecek bu kesimlere.

    Bu köşe yazısı 05.04.2017 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Yazdır