Arşiv

  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)

    Referandum sonrası öncelikli işler

    Nihat Ali Özcan, Dr.18 Nisan 2017 - Okunma Sayısı: 1361

    Türkiye her zaman “zor” bir ülke oldu. Tarih buna tanık. Büyük bir imparatorluğun bakiyesi olunca, siz yok saysanız da, ilgi duymasanız da, mirası reddetme imkânınız yok. Bir de jeopolitik konumunuz önemli ise sorumluluklarınız sorunlarınız daha da artıyor.

    Bu gün Türkiye içeride ve dışarıda bir dizi sorunla karşı karşıya bulunuyor. Küresel sistemde belirsizliklerin derinleştirdiği çatışmalar, sorunların sınır aşan karakteri, hem tarihi hem de jeopolitik mirasla birleşerek bir dizi zorluk yaratıyor. Böylesine kaotik bir ortamda sistem giderek artan ekonomik, sosyal, siyasal, güvenlik taleplerine yeterli cevap vermek için daha fazla çaba sarf etmek zorunda olduğunu biliyor.

    Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ifadesiyle, “iki yüzyıllık yönetim sistemini kökten değiştirme kararını” pazar günü halkoyuna sunduk. Referandum sonuçları farklı mahfillerde, farklı biçimlerde okunmaya başladı. Her ne olursa olsun katılımın yüksekliği, %86 oranında, bir yandan demokrasiyi, bir yandan taleplerin tartışılma düzeyini, bir yandan da sistem değişikliği konusunda halkın ilgisini göstermesi bakımından önemliydi.

    Referandum sonrası hükümetin önünde çözüm bekleyen beş stratejik konu duruyor. Birincisi, mevcut anayasal düzeni kurum ve kurallarıyla değiştirerek, “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine” hızlı biçimde uyumlu hale getirmek. Özelikle de bürokrasinin ağır işleyen çarkını hızlandırmak. Geçiş dönemini bahane ederek ötelenmiş işleri hızlı biçimde çözmek.

    İkincisi, oylama sonucu ortaya çıkan ayrışmanın yaratacağı olumsuzlukları en aza indirecek tedbirler almak. Hayır, oyu verenlerin de bu ülkenin vatandaşı oldukları, önemsendiklerini hissettirilmek, farklılaştırmamak ve ayrıştırılmamak. Özellikle referandumun ardından başlayan “meşruiyet” tartışmalarını hızla geride bırakmak. Zaman ve enerjiyi boşa harcamamak.

    Üçüncü olarak, güvenlik alanında çok hızlı ve dikkatli olmak. FETÖ ile mücadelenin bir “propaganda savaşına” dönüştüğü ve ana cephesinin yurt dışı olduğu unutulmamalı. Mücadelede başarı; akıl, kamu vicdanı ve hukuk çerçevesinde yürütülürse elde edilir. Özellikle yargılama süreci en hassas konudur. PKK terör örgütü ise, Suriye’deki meşguliyetinin ardından yeniden eyleme geçmeyi deneyecektir. Özellikle FETÖ’nün Türkiye aleyhine yarattığı olumsuz iklimden de faydalanarak mesafe almaya çalışacaktır.  

    Dördüncü olarak, tüm sorunlarla doğrudan ilgili olan ekonomi masaya yatırılmalı.

    Son olarak, tüm dikkatlerin içeriye odaklandığı bu süreçte, dış dünyada meydana gelen gelişme ve değişimlere karşı daha dikkatli olmalı. Suriye ve Irak’ın geleceğini önümüzdeki aylarda yaşananlar belirleyecektir.

    Yönetim sisteminde değişim, tarihin ve jeopolitiğin mirası sorunlarımızla daha iyi baş etmek umuduyla giriştiğimiz bir arayış. 16 Nisan’da da bunu yaptık. Olumu sonuç almak, açık hedeflere, bir yol haritasına, iyi organize olmaya, güçlü lidere ve kurulacak düzene bağlı.

    Bu köşe yazısı 18.04.2017 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: Referandum,
    Yazdır