Arşiv

  • Kasım 2020 (11)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)

    Etiketler

    Uyum Yasaları

    Levent Gönenç, Dr.03 Mayıs 2017 - Okunma Sayısı: 2097

    Türkiye yakın tarihin, belki de Cumhuriyet tarihinin en önemli halkoylamalarından birini geride bıraktı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin oylandığı bu halkoylamasında çok az bir farkla “evet” sonucu çıktı.

    Halkoylaması geride kalmış olmasına rağmen konuyla ilgili tartışmalar bitmedi. Siyasal alanda “Evetçiler” ve “Hayırcılar” arasında devam etmekte olan polemik ve Yüksek Seçim Kurulu’nun halkoylamasına ilişkin kararın yankıları devam ederken kabul edilen anayasa değişikliklerinin hayata geçirilebilmesi için yapılması gereken uyum yasaları siyasal gündemin ana başlıklarından biri olarak öne çıktı.

    AKP Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop uyum yasalarıyla ilgili şu açıklamayı yaptı: "Uyum yasaları işini çok fazla abartmayalım. Uyum yasaları, anayasadaki değişikliğin uygulanması için zorunlu da değil bana sorarsanız. Ama yapılması lazım tabii. Bunların bir kısmı sayıca çok gözükse de, 'hükümet', 'kabine', 'Başbakan', 'bakanlar' gibi ifadelerin çıkarılması şeklinde olur. Diğer hususları da yapabiliriz. Olmazsa bu yaz Meclis çalışır. " (Anadolu Ajansı, 24.04.2017)

    En baştan şu noktanın altını çizmekte fayda var: Hükümet sistemi değişikliği, her şeyden önce, sadece Türkiye’de değil, dünyanın neresinde olursa olsun, çok önemli bir “hukuki olay”dır. Anayasa değişikliği yanında ve ötesinde, (hiyerarşik bir sırayla; yasalar, tüzükler, yönetmelikler gibi) yürürlükte olan diğer tüm ilgili normların gözden geçirilmesi ve değiştirilmesini gerektirir. Değiştirilecek normların neler olduğu ve bu normların yeni sistemle uyumlu bir şekilde nasıl  kaleme alınacağı ancak sistematik ve çok kapsamlı bir çalışmayla tespit edilebilir. Görebildiğim kadarıyla (acil olarak değiştirilmesi gereken “Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu”, “Milletvekili Seçimi Kanunu”, “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun”, “Siyasi Partiler Kanunu”, “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu”, “Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu” ve “Askeri Ceza Kanunu” dışında), yürütme ya da yasama organında böyle sistematik ve kapsamlı bir çalışma yapıldığına dair kamuoyuna herhangi bir bilgi yansımış değil.

    Bu konuda güncel bir örnek olarak; eski adıyla “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu”, yeni adıyla “Hakimler ve Savcılar Kurulu” için TBMM’de yapılacak seçimler verilebilir. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halkoylamasında kabul edilen anayasa değişikliği paketinde yer alan geçici hükümlere göre, yargıya ve HSYK’ye ilişkin hükümlerin hemen yürürlüğe girmesi ve bu bağlamda, halkoylaması sonuçlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra 30 gün içerisinde yeniden yapılandırılan HSK için seçimlerin yapılması gerekiyor. TBMM’de 7 üyelik için yapılacak seçimler için başvurular 2 Mayıs 2017 günü sona erdi. Ancak bu süreçte ne 6087 sayılı “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu”nda, ne de “TBMM İçtüzüğü”nde gerekli değişiklikler yapıldı. Eğer bir kaç gün içerisinde bu değişiklikler yapılmazsa anayasa değişikliği paketinde yer alan geçici hükümlere göre bu seçimler yapılacak. Böylesine önemli seçimlerde “usul”ün ve usule ilişkin ayrıntıların ne kadar önemli olduğunu herhalde hatırlatmaya gerek yok. Beklenirdi ki, anayasa değişikliği teklifiyle birlikte bu acil düzenlemeler de hazırlanmış ve hemen halkoylaması sonrasında TBMM tarafından yasalaştırılmış olsun. Bu örnekte şu ana kadar bu yapılmadı.

    Altını kalın kalın çizeyim: Eğer uyum yasaları “Kervan yolda düzülür” mantığıyla hazırlanacak olursa, uygulamada, anayasal sistemin işleyişinde, büyük sıkıntıların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

    Uyum yasaları halkoylamasında kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin liberal-demokratik niteliği açısından da büyük önem taşımaktadır. Bir başka ifadeyle, uyum yasaları sistemin “çoğulcu” ya da “çoğunlukçu” bir nitelik kazanmasında belirleyici olacaktır. Halkoylamasında kabul edilen anayasa değişikliği liberal-demokratik standartlar ve “Hukuk Devleti” ve “Kuvvetler Ayrılığı “ gibi anayasal ilkeler açısından eleştiriye açıktır ve bu eleştiriler içerde ve dışarda dile getirilmektedir. Bunun yanında halkoylaması süreci de tüm vatandaşların içine sinmemiş ve süreç liberal-demokratik bir rejimde mutlaka açıklığa kavuşturulması gereken ciddi aleyhte iddialarla gölgelenmiştir. Öyle görünüyor ki, bu tartışmalar devam edecektir. Ve aslında sağlıklı işleyen bir demokraside devam etmesi gerekir. Anayasa değişikliğine ve halkoylaması sürecine ilişkin bu ve benzeri eleştiriler saklı kalmak kaydıyla, bu aşamada şu söylenebilir; uyum yasalarının liberal-demokratik standartlar göz önüne alınarak hazırlanması ciddi bir revizyona tabi tutulacak olan kurum ve kuralların söz konusu bu standartların daha da altına düşmesine ve kamuoyunda böyle algının oluşmasına bir ölçüde engel olabilir. Aksi takdirde, içeride ve dışarıda “Türkiye’de Demokrasinin Kalitesi” tartışmaları derinleşerek devam edecektir.

    Yazdır